Köşe Yazısı

A+ A-

Çırılçıplak, incecik…

20 Ağustos 2015 Perşembe

Geçen gece Metin Altıok’u gördüm rüyamda. “Benim ‘Kimliksiz Ölüler’ şiirimi anımsıyor musun” dedi. “Bir aç oku istersen.”

[Haber görseli]

Birkaç gece önce, yine o külhan sıcağının uyku tutmaz gecelerinden birinde, en sonunda uyur uyanık bir rüyaya daldığımda, Metin Altıok’u gördüm.
“Geçen ay” dedi, “bizim öldürülüşümüzü yazmıştın yine. Kimileri görmezlikten geldi, ama Âşık Nesimî’den söz açman gönlümü hoş etti. Haklısın, bizde Nesimî çoktur...”
Yine de, canı sıkkın görünüyordu. Şu yaşadığımız günlerden mi, bilinmez. Canı sıkkındı, ama bilgece bir bakış vardı yüzünde.
“Benim ‘Kimliksiz Ölüler’ şiirimi anımsıyor musun” dedi. “Bir aç oku istersen.”
Ve çıktı gitti rüyadan...
Şiiri anımsıyordum elbette. Ama ezberlemeyi hayatta beceremediğim için, hiç değilse ilk dizelere bir göz atayım dedim kendi kendime.
Okumaya başladığımda bir “zaman sürçmesi”nin içinde buldum kendimi. Altıok’un şiiri kâğıda döktüğü günlerde miydim, şu yaşadığımız günlerde mi?
Bir de baktım, şiiri bir solukta okumuşum..
“Öyle ak, öyle ak ki teni; / İpekten biçilmiş sanki. // Duyulmamış bu yüzden / Üstünü örtmek gereği. // Çırılçıplak, incecik / Sedyede bir kız cesedi. // On parmağı boyalı; / Bulaşmış ıstampa mürekkebi. // Bir kızım sağsa eğer; / Bir kızım morgda şimdi.”
“Göğsü kana belenmiş, / Gözlerinde meneviş. // Genç yüzünde bıyıkları, / Daha yeni terlemiş. // Sabıka kayıtlarına adı / Yaşarken hiç geçmemiş. // İyi hal kâğıdı bile / Alırmış isteseymiş. // Akıl alır da dostum; / Yürek almaz bir tuhaf iş.”
“Çoktan soğumuş gövdesi; / Ama elleri hâlâ diri. // Sağ avucundan geçmiş / Mermilerden biri. // Gören bir göz olmuş / Sanki o mermi deliği. // Bakıyor avucundan / Kısacık yaşam emeği. // Sevmeyi deneseydiniz; Bu yolu seçmezdi belki!” “Açacak yine baharda, / Dağlarda, koyaklarda. // Adı yok bir çiçektir / Zulmün kara toprağında. // Onun da bir sözü vardı / Bu gök kubbe altında. // İşte o öldü artık; / Bir yas bıraktı arkasında. // Ve çağ dışı bir korku / Hısıma, akrabaya.”
“Yanında dağılmış kâğıtlar / Ve tütün tabakası var. // Bir bez parçasıyla / Ağzını tıkamışlar. // Cesedi sırtüstü / Boyunca uzatmışlar. // Bir deniz kabuğunda / Dalgaları duyanlar; // Boş bir mermi kovanı / Sizce nasıl uğuldar!”

Tümü Celal Üster - Son yazıları

Bir ‘Ali Gevgilili ironisi’ 13 Eylül 2018 Per
Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018 Pzt
‘Tüm iktidar hayalgücüne!’ 4 Mayıs 2018 Cum