Köşe Yazısı

A+ A-

Kriz sarmalına bir dolanınca...

21 Ağustos 2015 Cuma

“Elektrik kesintileri dahil her şey eskiye doğru gidiyor. Memleketi aldıkları yerden daha kötü hale getirmeden bırakmayacaklar...”
7 Haziran’dan beri yaşadıklarımızı en iyi özetleyen cümlelerden biri bu olsa gerek... Siyasi, ekonomik ve toplumsal çöküşe bir de terör eklemlenince büyük resim olanca çıplaklığı ile ortada. Tamam da nasıl geldik bu noktaya?
The Economist’in eski editörü Bill Emmott’un Project-syndicate’de yer alan “Gelişmekte olan piyasalardaki büyük balon” başlıklı makalesi yukardaki soruma bir de küresel boyut ekliyor. Emmott “Aralarında Türkiye, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika’nın da olduğu gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme dünyanın geleceğini de şekillendirecekti ancak gelinen nokta tam bir fiyasko oldu. Büyümeler durduğu gibi refah da getirmedi. Bunun nedenlerini gıda fiyatlarındaki artış, ABD faiz oranları, El Nino ya da Çin gibi unsurlarda aramayalım. Tek bir yanıt var; o da bu ülkelerdeki kötü yönetimler, kötü siyaset” diye özetliyor.
Emmott’a göre Türkiye, Brezilya, Güney Afrika ve Endonezya’daki demokrasilerde en temel ilkelerden biri olan kuvvetler ayrılığının gözetilmemesi, kamu yararının göz ardı edilmesi bugünkü çöküşe yol açan temel etmenler... Bugün bu 4 ülke de büyüme hedeflerinin çok gerisinde, ekonomiler tıkanmış, yolsuzluklar ayyuka çıkmış durumda... Balon sönmek üzere...
Demek ki doğru işleyen bir demokratik çerçeve oluşturulmadığı sürece ekonomik büyüme tam bir safsata. Daha doğrusu sadece iktidar ve çevresindeki belli bir kitlenin aslan payını bölüştüğü bir zenginlik... Gelir dağılımındaki adaletsizliğin arttığı, üretim yerine tüketimin körüklendiği, insanların tarımdan koparılarak kent varoşlarının içine tıkıldığı, üstelik hayatları boyunca ödemek zorunda kaldıkları borçlara boğuldukları sistemin sürdürülebilir olması beklenemezdi. Olmadı da...
13 yıllık AKP iktidarı bunu bize yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar üçlemesi ile tam anlamı ile yaşattı. Şimdi ise iktidar uğruna, güç uğruna yargılanmamak uğruna onca canlar gidiyor, arkasında acılı analar, kucaklarında bebeleri ile gözü yaşlı kadınlar bırakıyor. Doğu ve Güneydoğu savaşın göbeğinde, Batı korku içinde bekleyişte...
Nereye kadar? Bir bilinmezin içinde sürüklenip gidiyoruz. 13 yılda ilmek ilmek dolandığımız sarmala bir de Saray’dakinin “tek adam olma”hırsı eklenince bedel de ağır oluyor...

Tümü Özlem Yüzak - Son yazıları

19 Mayıs’ın 100. yılında gençlik... 17 Mayıs 2019 Cum
Vestel’in genç mühendisleri… 10 Mayıs 2019 Cum
1 Mayıs’ın ardından... 3 Mayıs 2019 Cum