Köşe Yazısı

A+ A-
Selmi Andak

Arif Hikmet Koyunoğlu

26 Ocak 2009 Pazartesi

Osmanlıdan Cumhuriyete bir mimar Arif Hikmet Koyunoğlu. Yapı Kredi Sermet Çifter Salonunda, imza attığı eserlerle Türk mimarisinde derin izler bırakan önemli bir sergiyle gündeme geldi.

1893 yılında Osmanlı tebaası olarak doğan Arif Hikmet Koyunoğlu, Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisinde mimarlık okudu. Cihan Harbinde Osmanlı ordusunun bir yedek subayı olarak Doğu Cephesinde savaştı. Cumhuriyetin kurulmasından sonra ise Ankarada inşa ettiği Etnoğrafya Müzesi, Türk Ocağı, Maarif Vekâleti gibi binalarla Kemaleddin Bey, Vedat Tek ve Giulio Mongeri ile birlikte başkentin mimari biçimlenmesinde önemli bir rol oynadı. Dördünün de o dönemde uyguladıkları, bir çeşit Osmanlı canlandırmacılığı olan milli mimari üslubunun 1930lara doğru yerini modern mimariye bırakmasından sonra Koyunoğlu yeni anlayışa da uyum gösterdi ve bunu, Bursada inşa ettiği Tayyare Sineması ve Tiyatrosu (bugün Tayyare Kültür Merkezi) ile ortaya koydu.

‘Saat Kaç’

Yapı Kredi, Kazım Taşkent Sanat Galerisinin Rene Block küratörlüğünde süregelen güncel sanat sergileri dizisi İstiklal Serüveninin yedincisi Cengiz Çekile ayrılmıştı. Çekil Saat Kaçbaşlıklı yeni çalışması ile sanatseverleri zamanüzerine düşünmeye davet ediyor. Rene Block editörlüğünde yayımlanan Türkiyede Güncel Sanatmonografi dizisindeki Cengiz Çekil-Bir Tanık kitabına imza atan Necmi Sönmezin ifadesiyle Kırk yılı aşan sıra dışı çalışmalarıyla giriştiği görsel deneylerle, 1970lerden itibaren Türkiyenin yakın tarihini imgelere dayanarak büyüteç altına almayı başarmasına rağmen çağdaş Türk sanatının en az tanınan, çok iyi bilinmeyen, saklı sanatçısı Cengiz Çekil, çağdaşı öncü sanatçılarla (Christian Boltanski, Reiner Ruthenbeck, Paul Thek, Robert Smithson vb.) örtüşen görsel bir dile sahip. Çekili bir sanatçı olarak ilginç kılan, bu örtüşmelerin (formlar, malzemeler, sanatçı duruşları) ötesinde Anadolu kültürünün gelenek, töre, din, inanç katmanlarından güç alan belli damarları kendisine beslenme kaynağı olarak seçmesidir.

İstanbul Suriçi’nde yapılan arkeolojik yüzey araştırması

Geç, antik çağ ve Bizans döneminde İstanbul Projesi için 1998 yılından beri Dr. Feridun Özgümüş başkanlığındaki bir ekip tarafından İstanbul Suriçindeki tüm anıt eserleri, konutları, kamu binalarını, bahçeleri araştırmakta, yapılmış olan yayınlarla günümüzdeki durumu karşılaştırmakta ve hem bilimsel, hem de görsel bir belgeleme ve güncelleme çalışması yapmaktadır. Araştırmalar sırasında yok olduğu sanılan ya da varlığı ilk kez keşfedilen, özellikle Bizans dönemine ait yapı kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Çalışmanın hedefleri arasında, İstanbul gibi yaşayan büyük bir kentin içinde ve altında kalan arkeolojik kalıntıların tespit ve değerlendirilmesinde kullanılacak bir kültürel miras koruma modeli geliştirmek ve bu arkeolojik mirası çevre düzenlemesi yapılarak bilinir ve ziyaret edilebilir hale getirmek vardır.

Tümü Selmi Andak - Son yazıları

Müzikal Beyin 9 Şubat 2009 Pzt
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası 2 Şubat 2009 Pzt
Arif Hikmet Koyunoğlu 26 Ocak 2009 Pzt