Köşe Yazısı

A+ A-

Bağdat’ta ‘Şerefe’ Diyemeyenler ve Bugünküler

9 Ekim 2012 Salı

Ertuğrul Özkökün cuma günkü 320 El Neye Kalktı başlıklı yazısı, Suriye - Türkiyesavaştablosuna verileri koyarak değerlendiren mükemmel bir yazıydı. Ben yazının başka bir yönüyle ilgiliyim: Irak Savaşı İtirafı! Özkök bunu daha önce de satır aralarında dile getirmişti. Kendisi, 2003 Irak Savaşının baş destekçilerinden biriydi. İnanılmaz ölçüde! Bir dileği belleğime kazınmıştı: Savaş bitecek ve ben Bağdattan geçen Dicle Nehri üzerindeki köprülerden birinde elimde kadeh şarabı şerefe diye kaldıracağım. Bu anlamda...

Biz ise Amerikan askerlerine karşı yiğitçe direnen Felluce kentinin ve ölenlerin arkasından ağıtlar yakıyorduk! Irak Savaşına desteğin yüzeydeki bahanelerinden en çok inanılanı Iraka demokrasi gelecekti! Bir Irak Savaşında Medyamızkitabı hazırlasak imece yöntemiyle! Hadi!

Ertuğrul yalnız değildi tabii. Bir histeri gibi medyayı sarmıştı savaş yayıncılığı ve kışkırtıcılığı, Türkiyeyi savaşa hazırlama merakı. Mesela rahmetli arkadaşımız Ufuk Güldemir! Yarın isimli, adeta Irak Savaşı gazetesi çıkarmıştı, anımsayan var mı? Ufuk, Amerikan elçisi ile ava giderdi! Gazete, görevi bitince kapandı! Hey gidi zamanlar, hey gidi medyamız, ne büyük suçların var senin!

Savaş kışkırtıcılığı, savaş körüklemek, sana bir saldırı yoksa savaş istemek insanlık suçudur. Bu kapsamda, savaşı reddedeceksin. Hele hele Ortadoğuda tamamen petrolün kesin kontrolü amaçlı bu savaşı!!

***

İktidar savaş için yetki aldı! Gerekçe: Akçakalede Suriyeden atılan top mermileri ile 5 yurttaş öldü. İktidar örneğin Esadı desteklerken bu olay olsaydı, savaş tezkeresi almayacaktı. Ama iktidarın baştan beri her türlü operasyonel askeri destek vererek Suriyede on binlerce kişinin ölümüne katkıda bulunduğunu da kimse söylemiyor! Bütün ölenler Esadın hesabına! Esad rejimini yıkacak ya! 5 kişi ölmüş, varsın on binlerce kişi daha ölsün!

Hiç anlamadığım konu şu: Bir insan, örneğin AKPyi destekliyor diye, savaş politikasını da desteklemek zorunda mı?

Özkökün ve diğerlerinin Irak Savaşı döneminde üstlendiği ve bugün bin pişman olduğu rolü, iktidarın palyaçoları sınıfına sokabileceğim bir kısım gazete yazarı kılıklı ve iktidar medyası üstlenmiş durumda! Öf ki öf!

Öyle ki savaş fareleri, savaşa karşı çıkanları barış çığırtkanları olarak niteleme arsızlığını bile gösterebiliyor! Utanmazlığa bak: üstelik savaşa karşı çıkanlar kafayı da emperyalist öcülüğü ile bozmuş! Ancak, doğrudan ve bilinçli işbirlikçiler ve görevliler bunu söyleme cesaretini gösterebilir!

***

Ortadoğu bir bataklıktır. Tamam, bunun nedeni de Ortadoğunun dünyanın enerji santralı-deposu olmasıdır. Oradaki bu rezil petrol yatakları tükeninceye kadar, bölgeyi denetim arzusu ve bölgede gerektiğinde savaş hep olacaktır! Araplar ve Kürtler (Türkler tabii ki) birbirine kırdırılacak, mezhepler birbirine kışkırtılacak ve savaştırılacak, din savaşları körüklenecek, emperyalizmin kafakola aldığı İslamcı şeyh-mürit, hanedanlık, krallıklar, diğer İslam ülkelerine saldırtılacaktır. Ortadoğudaki kafa, düşünce, beyin, kültür ve İslam dünyasının yaratabildiği uygarlık hacmi ancak bu oyuna aracılık edecek ve fırsat verecek kadardır!

Emperyalist yularların bu verimli toplumsal ortama geçirilmesinde hiç zorlanılmaz!

***

Bizim iktidar, stratejik derinlik gibi şehvetli bir düşüncenin esiri olmuş durumda.

Gelinen nokta, Ortadoğu çukurunun diplerinde derin karanlıklar ve yalnızlıklardır.

Geri geri gidiyor ayakları, nasıl sıyrılırız bataklıktan arayışları var... Ama bu geri gidiş de birden olmaz; bu geri gidişi gölgelemek için, tezkerenin kopardığı tozduman gereklidir. Amaç, bugüne kadarki boşuna kükremelerden sonra yapayalnızlığı, tezkere tamtamları ile örtbas etmek. İyi iyi, buna ancak sevinebiliriz!

Sahi Hürriyetin bir bilimsever yazarına 10 gün kadar önce, Esadın işi birkaç haftada biter diye, kim yazdırttı? Güvenilir kaynağı bizzat Davutoğlunun kendisi miydi veya temsilcisi?

Önümde dünya, neler yazıyorlar neler.. Ortadoğu Türkiye için bataklıktır diyen mi ararsınız, Ankaranın politikasıyla kafayı bulan mı..

Peki RTE - Davutoğlu ikilisi, neden Suriye meselesinde çırılçıplak ortada kaldıl?