Melih Cevdet’siz On Yıl

21 Kasım 2012 Çarşamba

Gelecek çarşamba Melih Cevdet Andayın aramızdan ayrılışının onuncu yılı. Hem gazetemizde yıllar boyu her cuma ikinci sayfadaki yazılarını okuyanlar hem de şiirlerini, oyunlarını, romanlarını sevenler için ayrılık duygusunu tanımlayabilmek kolay değil.

\n

Edebiyatımızda azdır, ömrünün önemli bir bölümünde aynı zamanda gazetecilik yapan yazarlar. Melih Cevdet, 1950lerde çeşitli gazetelerde çalışsa da, 1960da Cumhuriyette yazmaya başlamış ve gazete yazılarını ölümünden birkaç yıl öncesine dek düzenli olarak sürdürmüştü.

\n

Çok geniş ilgi alanları ve kültürü, onu basınımızın bugün örnekleri pek kalmayan özel bir alanına yerleştirir.

\n

Melih Cevdetin kültürel altyapısının temelini eskiçağ dünyası oluşturuyordu. Yunan, Mısır, Sümer uygarlıklarını yakından tanıyor, bir konuya ya da tartışmaya gireceği zaman söze buradan başlıyordu. Antikçağ düşünürlerinin sözlü tartışma geleneklerini sürdürürcesine yazılarını okurlarıyla bir sohbet ya da tartışma içindeymiş gibi kaleme alırdı. Bu yüzden yazılarını elyazısıyla yazar, düzeltme ya da düzenleme ihtiyacı duymadan gazeteye gönderirdi.

\n

Hazır düşünceleri yoktu. Her konuda sorular sorup yanıtlar aramayı severdi. Bu yöntemi yalnız yazarken değil, günlük hayatında da uygular; bulunduğu ortamlarda o sırada kafasında taşıdığı soruları ortaya atar, hep tartışmak isterdi. Anlamanın, bilinmeyeni sezmenin, değerlendirmenin yani düşünmenin simgesiydi. Hep soruları vardı ama hiç hazır yanıtları yoktu. Yazı boyunca düşünür ve belli sonuçlara ya da yeni sorulara varırdı yalnızca.

\n

Bu denli düşünce yüklü olmasına karşın yazılarının kolay okunurluğu da bir başka hüneriydi. Hem sohbet tadındaki anlatımı, hem de sıkça başvurduğu ince alaylarıyla okurunu gülümsetmeyi de ihmal etmezdi.

\n

Onun gözünde tartışılamayacak hiçbir görüş, hiçbir inanç yoktu. Bu tutumun bir yazarı ne denli özgürleştirdiğini düşünebiliyor musunuz?

\n

Böylesi yoğun düşünce, mizah ve özgürlük duygusuyla yüklü yazıları elbet bir sanat yapıtından duyulan tadı da uyandırıyordu okurlarında.

\n

Bu nedenle merakla beklenirdi cuma yazıları. Sık sık okurlarından aldığı mektuplara da yazılarında yer verir, onların düşüncelerini de aktarıp, tartışır, kimi zaman da Belki de siz haklısınızderdi. Onun derdi haklı ya da haksız olmak değil, tartışarak düşünce yetisini geliştirmekti.

\n

Ömrünce şiir yazmış, şiir düşünmüş biri olmasına karşın, bir gün, Ben şiir sevmemdemişti.

\n

Sevilmez mi, böyle hep tersten düşünmeye çağıran bir tutum?

\n

Melih Cevdetin yazıları, yalnızca gazete yazısı olarak kalmadı. Bugün büyük bölümü kitaplaşmış olarak okurlarını düşünmeye çağırmayı sürdürüyor.

\n

Edebiyatımızda yalnız şiirleri ve oyunlarıyla değil, deneme türü düşünüldüğünde de en üstlerde anılmayı sürdürüyor.

\n

Melih Cevdetsiz olmak büyük bir yoksulluktur ama kitaplarında kalan Melih Cevdet de büyük bir varsıllıktır.

\n

\n


Yazarın Son Yazıları

Yüz Yıl Önce Balkanlar 26 Aralık 2012
Edebiyat ve Başka Alanlar 12 Aralık 2012
Oldu da Bitti Maşallah! 5 Aralık 2012
İlhan Abi 14 Kasım 2012
Açlık Grevleri 7 Kasım 2012
Bayramlık 24 Ekim 2012
Babalar ve Oğullar 3 Ekim 2012