Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

CHP'nin İşi Güç...

1 Şubat 2009 Pazar

Son yıllarda CHP belki de tarihinde hiçbir zaman olmadığı kadar gündemde.

Her yandan ve yönden çekiştirilip duruyor.

Günümüzdeki Genel Başkanı Baykala yöneltilen eleştiri okları da -son zamanlarda azalmış gibi görünse de- hadsiz hesapsız.

Bu partinin tarihindeki hiçbir genel başkan bu kadar çok eleştirinin hedefi olmamıştır.

Fakat CHPye ilişkin olarak konu sadece eleştiri de değil.

CHPden beklentiler, bu partiye bağlanan umutlar da aynı yoğunlukta.

***

CHP öncelikle sosyal-demokrat ya da öyle olması gereken bir parti.

Programı, eksik de bulunsa, sonuç olarak bu doğrultuda.

Siyasal yelpazedeki konumu da, beğenelim beğenmeyelim, bu çizgide.

CHPden sosyal demokrat parti olmaz diyenler bile bir başka seçenek göstermeyi ya da yaratmayı başaramıyor.

Öte yandan, bu partinin, bulunduğu konumun hakkını yeterince verdiğini söylemek de mümkün değil.

CHPnin işi güç derken düşündüğüm tam olarak bu:

Sosyal demokrasi alanının tek etkin gücü, ama bu konumuna ilişkin işlevini yerine getirmede kimseyi mutlu edemiyor

Olası nedenlerini irdelemeye çalışalım

***

Batı’daki ve belki birçok başka ülkedeki örneklerinden farklı olarak CHPnin işlevi sadece toplumsal-sınıfsal vb. sorunlarla sınırlı değil.

Bu parti, ülkenin (Türkiye Cumhuriyetinin) temellerini oluşturan değerleri de savunmak zorunda ve bunu başarıyla gerçekleştirdiğinden kimsenin kuşkusu olamaz.

Zaten Cumhuriyet Halk Partisine gericilerin, sahte demokrat-liberallerin, sözüm ona enternasyonalci -sol görünümlü oportünistlerin düşmanlığı da büyük ölçüde buradan kaynaklanıyor.

CHPnin, laikliği, aydınlanmanın evrensel değerlerini, Cumhuriyet devriminin ilkelerini savunması bu gibi kimseleri ve çevreleri çileden çıkarıyor.

Çarşaf olayına yöneltilen eleştirilerin bir bölümünün altında bile, kaypakça, bu amansız CHP düşmanlığı olduğundan kuşku duymuyorum.

Dün bu partiyi laikliği savunuyor diye suçlayanların onu şimdi çarşafa hoşgörü gösteriyor iddiası ile suçlamalarının başka ne gibi bir anlamı olabilir?

CHP, evet, Cumhuriyetin değerlerini ödünsüzce savunan partidir.

Fakat bu konuya yöneltmek zorunda olduğu enerji, Batı’daki ve belki başka ülkelerdeki benzerlerinden farklı olarak, onu sosyal demokrat görevleri için mücadele etmekte ister istemez eksikli bırakıyor.

Batı solunun bunu anlaması kolay değil. Bu nedenle de bu çevreler CHPyi, ucuzundan, ulusalcı olmakla suçlayabiliyorlar... Tabii, içerideki akıl hocalarının da kışkırtması ve desteği ile.

***

CHP yine Batı’daki benzerlerinin birçoğundan farklı olarak etnik sorunların ağırlığı altında da ister istemez zaman, enerji ve yandaş yitiriyor.

Olaylara sadece toplumsal sınıflar açısından bakmak lüksüne sahip değil.

Güneydoğu Anadoluda hızla güç yitirmiş olmasını sadece CHPnin kabahati olarak görmek, CHPye yöneltilmiş eleştirilerin pek çoğunda olduğu gibi bu konuya da at gözlüğü ile ya da kasıtlı bakmaktır.

***

Bazı başka güçlükleri şimdi sadece başlıklarıyla sıralayalım:

Emperyalizmin her yönden baskısı altındaki bir ülkede sosyal demokrat parti olmak

Daha solunda kayda değer yaygınlıkta bir sol örgütlenmenin bulunmayışı Böylece radikal solun misyonlarını da ondan beklemek

İşçi sınıfının dağınıklık, güçsüzlük ve deneyimsizliği

Eğitimsiz, örgütsüz, kaderci bir esnaf toplumu

Daha da beter durumda bir köylülük

Niteliksiz, kimliksiz, lümpen varoşlar

Hepsinin üstüne tuz biber eken aydın omurgasızlığı.. vb

Bu sorunların her biri sosyal demokrat bir partinin üstesinden gelmek zorunda olduğu engellerdir

***

Önümüzdeki seçime bu koşullarda hazırlanan CHP ve bulunduğumuz süreçlerdeki etkili muhalefeti ile özellikle seçkinleşen genel başkanı eleştirilirken, burada belki ancak bir bölümü özetlenilmeye çalışılan özgül sorunları da göz önünde bulundurmak; bu eleştirilerde yapıcı, dürüst, ilkeli, vicdanlı olmak gerekiyor

Çünkü CHPnin işi gerçekten güç

Türkiyenin işi ne kadar güçse...

[email protected]

Faks: (0212) 343 72 64

Tümü Ataol Behramoğlu - Son yazıları

Korkmamak 20 Mart 2019 Çar
Gezi korkusu 13 Mart 2019 Çar
Sömürge olmak 6 Mart 2019 Çar