Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Sorular?

2 Şubat 2009 Pazartesi

Davosta Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Peres arasında yaşanan olay büyük olasılıkla bir dönüm noktasını vurgulayacak gibi görünüyor.

Olaya duygusal, öfkeli, tepkili yaklaşmak, bugün ülkelerini ve dünyayı yönetenler açısından olası değildir.

Türkiyede ve İslam coğrafyasında ise Başbakan Erdoğan bol bol alkışlanabilir; ama bu, yaşanan ve yaşanacak gerçekler açısından yalnız başına hesaba katılacak bir gösterge sayılamaz.

Batıdaki bakış açısı -Amerikan Yahudi lobisi bu deyişin içindedir- Davos olayıyla birlikte nasıl bir değerlendirmeye yönelecektir?

*

Eski Başkan Bush yönetiminde Türkiyeye yakıştırılan rol açık seçik ortadaydı.

Irakı işgal etmek kararında olan Amerika, zamanın Başbakanı Eceviti Türkiyeyi bu yolda kullanma tasarımı için ikna edemeyince devirdi; Ilımlı İslam Devlet Modelini öngören bir yeni iktidarın oluşmasında başrolü üstlendi.

Türkiyede Milli Görüş diye nitelenen antiamerikan İslamcılıktan vazgeçen Tayyip Erdoğan ve AKPnin geniş kadrosuyla tarihsel bir dönüşüm yaşandı.

Öyle görünüyor ki bu dönemin de sonuna doğru yol alınmaktadır. 29 Mart yerel seçimlerinde AKP oylarını yükseltse de gidişatın rotasını saptamak kolay değildir.

*

Bugün yakın geleceğin hesaplanmasında dünya çapında işlevi bulunan kesimlerde soru işaretleri ilginçtir.

ABD Başkanı Obamanın benimseyeceği tutum önemlidir.

Arap ülkeleri pasif davranmaktadırlar.

Irak işgalinde edilginliği yeğleyen Başbakan Erdoğanın Haması destekleyen ısrarı ve öfkesini Ortadoğuda liderlik hevesiyle açıklamaya çalışanlar ise kimi gerçekleri unutmuş görünüyorlar; bu kapsamda Nasırın yenilgisi ve hüsranıyla Saddamın trajik sonu unutulmaz örneklerdir.

Bağdatta eski ABD Başkanı Bushun kafasına ayakkabısını fırlatan gazeteci, Araplarca ve Türkiyede kahraman sayılsa da hapiste, Irak ise işgal altındadır.

Bu kadar muhataralı, karmaşık, çelişkili bir coğrafyada Türkiyenin daha serinkanlı bir yaklaşıma ihtiyacı olduğu kesindir.

*

Türkiye henüz boyutları ve geleceği belli olmayan bir dönüşümün sancılarını yaşıyor.

Vaktiyle Bush yönetiminin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında iktidara tırmanmış olan Erdoğan ve AKPnin artık dış desteğe ihtiyacı kalmamış olabilir mi!

AKP liderinin neler düşündüğünü kestirmek zordur.

Batının olaylara serinkanlılıkla bakacağı; ama, Erdoğana artık ne kadar güvenilebileceğini de sorgulayacağı öngörülüyor.

Erdoğanın Davos çıkışı, Bağdatta ABD Başkanına ayakkabısını fırlatan Iraklı gazetecinin eylemi gibi mi kalacaktır? Yoksa Türkiyenin dış politikasında ve Ortadoğudaki konuşlanmasında bir değişimin ilk işareti mi olacaktır?

*

Türkiye, eğer Başbakan Erdoğanın dediği gibi bir kabile devleti değilse, yaşanan olayları en az Batıdaki uygar coğrafya kadar serinkanlılıkla ve ulusal çıkarları açısından değerlendirmek zorundadır.

Öfkeye dayanan gösteriyi yalnız bolca alkışlamakla yetinirsek, çağdaş bir devlet olmak niteliğini yitirmiş olmaz mıyız?

Tümü Cumhuriyet - Son yazıları

Adalet bir arpa boyu ilerlemedi 2 Nisan 2015 Per
Semplice Quartet konseri Macar Kültür Merkezi’ndeydi 10 Kasım 2014 Pzt
Gerginlikler Yılı 2012 3 Ekim 2013 Per