Köşe Yazısı

A+ A-

Sanat, Eğlence, Propaganda (Muhteşem Yüzyıl)

24 Aralık 2012 Pazartesi

\n

Muhteşem Yüzyıldizisinin bir estetik ürün olarak sanat sayılabileceğini düşünmüyorum ama başarılı bir eğlence kaynağı (hatta kitsch), çokuluslu, çokkültürlü geniş bir coğrafyada yaygın bir izleyiciye/tüketiciye ulaşan meta olduğu ortada.\n

\n

Muhteşem Yüzyıl, diğer birçok TV dizisi, Türkiye kültür endüstrisinin ürünü, Türkiye kapitalizminin, modern popüler kültürünün temsilcisi, önemli ihraç malı, kronik kaynak sıkıntısı çeken Türkiye kapitalizmi açısından gelir kaynağıdır. Ek olarak yarattıkları iş olanaklarıyla, yan sanayileriyle birlikte bu diziler adeta birer altın yumurtlayan tavuktur.\n

\n

Başbakan Tayyip Erdoğan, Muhteşem Yüzyılı ahlaki değerlere, tarihi mirasa ters bir yapıt olarak yerden yere vurunca, sanırım bu tavuğa ölümcül, diğer tavuklara sıçrama olasılığı çok yüksek bir virüs bulaştı. Bu, kendi yapısal kapitalist gereksinimlerini ikinci plana çekerek siyasi iktidarın kaprisine, propaganda kurallarına uyma virüsüdür. Bu virüs eğlendirme yeteneğini kaybettirir; izleyicilerde bıkkınlık, can sıkıntısı, ilgisizlik yaratır. Bu tür tavuklar gıdalarını izleyicilerin ilgisinden aldıklarından kısa bir süre sonra ölmeye başlıyorlar.\n

\n

Dünyanın en eski \tkonusu\n

\n

Estetik etkinlik ve siyasi iktidar ilişkisi aslında dünyanın en eski konusu. Bu ilişki üzerine düşünmeye başlayınca, daha sıra Kant, Hegel, Lukas, Croce, Heidegger gibi düşünürlere gelmeden, önümüze Sokrates/Platon ve Aristotales çıkıyor. Bu konu işte bu kadar eski, o kadar da ilginç. Devlet, egemen sınıf; bu ikisi adına konuşanlar sanatçıyı, sanatı sevmiyor, en azından kuşkuyla karşılıyorlar. Bunlara göre sanatçı bencildir”, “toplumun”, “halkın değerlerinesaygı göstermez; küçümser, eleştirir, hatta kendi saplantılarıyla, ürünleriyle bu değerleri kirletir, yozlaştırır. \n

\n

Yapıtının halk tarafından beğenilmesini, yüceltilmesini isteyen bir sanatçının halkın değerlerine ters, bunlara tepeden bakan estetik ürünler yaratması adeta bir çılgınlık olmuyor mu? Neticede halk bu ürünleri reddeder, ilgilenmez, sanatçı açlıktan ölür gider. Öyleyse siyasi iktidardakilerin sanatçıyla alıp veremedikleri nedir? Neden bu geleceği olmayan garip yaratıktan bu kadar korkarlar? \n

\n

Bu çılgınlığın”, egemen sınıfların korkusunun sırrı, “toplumun, halkın değerleri olarak sunulan şeyin, aslında, dünkü/bugünkü egemen sınıfların değerleri olduğunu görmeye başladığımızda hemen ortadan kalkar. Halka bu kadarters”, yabancı vb. birinin neden bu kadar korku yarattığı da böylece anlaşılmış olur. Halkın bu yabancıyaneden düşman olmadığı, hatta çoğu zaman ilgi duyduğu da...\n

\n

Platon bu konuyu Sokrates diyaloglarında derinlemesine tartışmış, sansürün, halkı devletin, toplumun (sitenin) değerlerine uygun yönde eğitecek ürünlerin yaratılmasının olasılığı üzerinde durmuş. Platon o olağanüstü dehasıyla, bunların ortaya, kimsenin ilgisini çekmeyecek, bıktırıcı, can sıkıcı şeyler çıkarmaktan başka bir işe yaramayan boş çabalar olacağını görmüş, sonunda çözümü sanatçıyısiteden kovmakta bulmuş.\n

\n

Bu bağlamda, öğrencisi Aristotalesin Poetikasını, Platonun ortaya attığı soruna bir çözüm bulma çabası olarak görebiliriz: Devleti tehdit etmeyen ama can sıkıcı da olmayan, estetik açıdan başarılı ürünler üretmek için el kitabı gibi bir şey; adeta ustaların eserlerinin sırrını çözüp estetik ürün üreticisine sunulan bir teknolojikkurallar listesi... \n

\n

Aristotalesin çok başarılı olduğu kesin! Bu başarının çapını, bu kurallara göre üretilen, kralları, peygamberleri, azizleri yücelten estetik ürünlerin yüzyıllarca sarayların, kiliselerin, köşklerin duvarlarını, tavanlarını salonlarını süslemiş olmasında görebiliriz. Bu ürünlerin, olağanüstü teknik başarısı, en azından en önemlilerini belki kitscholmaktan kurtarır ama egemen düzeni yücelten, anlatan, üreten birer propaganda olmaktan kurtarmaz. Sanat-kitsch ikileminin, propaganda kavramının modern zamanların”, kapitalizmin, estetik ürünleri eski rejimi eleştiren, yeni insanı yapanaraçlar olarak üretmeye başlamasından bu yana geliştirildiğini anımsamak da yararlı olabilir. Bugün sanat üzerinde düşünürken de Aristotalesin kurallarındandeğil, Platonu korkutan şeyi, sanatçının düzen bozucu etkisini anlamaya çalışmaktan başlamak gerekir.\n

\n

Bu bağlamda, günümüzde muhafazakârlığın, neo-liberalizmin kendini Aristotalese dayandırması, her türlü siyasi felaketin”, “toplum mühendisliği belasınınarkasında Platonun mirasını bulması da ayrıca anlamlıdır.\n

\n

‘Muhteşem Yüzyıl’ın \tbaşarısı\n

\n

Bu kısa, genel anımsatmalardan sonra, TV dizilerine dönersek; Muhteşem Yüzyıl ve benzerlerin başarısını, hem içerikleri hem de bu içeriği sunmaları açısından iki koşula bağlayabiliriz: \n

\n

Birincisi, bu diziler, tekelci kapitalizmin finansa-sanayi-medya- savunma kompleksinin gösteri toplumu olarak tanımlanan özelliklerine çok uygun yapıtlardır. Bu diziler izleyicide kapitalist zamanın, emek tüketim sürecinin hızının yarattığı günlük yorgunluğunu, stresi, bunların kaynaklarını düşünmesini engelleyerek gerçekten kaçmasına, yaşama katlanmasına olanak sağlayan fantezileri, seks-aşk-duygusallık, şiddet-iktidar-entrika, masumiyet-suçluluk-adalet-haksızlık denklemlerinde en düşük ortak paydayı yakalayarak üretiyorlar; en geniş kitlenin duygularını gıdıklıyor, gizli arzularını uyandırıyorlar (biraz zorlarsak burada yıkıcı bir unsur bile bulabiliriz). Özetle bu diziler kitlelerin mutsuzluklarını yönetiyor, eğlendiriyor, ertesi gün topluma,akıllarınıkorumaya devam ederek geri dönmelerine, üretici, tüketici, uysal vatandaş olmalarına vazgeçilmez katkılar yapıyorlar.\n

\n

İkincisi, bu diziler özellikle Ortadoğunun açık diktatörlüklerinde, Balkanların dağınık, düzensiz toplumlarında yaşayanlara, bir düzen imajı, olasılıklar yelpazesi, kendi toplumlarında bastırılan arzu nesnelerinin görüntülerini sunuyorlar. Muhteşem Yüzyılözellikle sorunlu”. Bu dizi, Müslüman egemen sınıflara, saray entrikalarının, kardeş cinayetlerinin, padişahın bir insan, biyolojik varlık, arzulayan makine(Deleuze and Guattari) olarak yaşamına ilişkin, sevimsizresimlerin yansıdığı bir ayna sunuyor. Bu dizilerin, halk arasında ilgi çekmelerinin nedenleri, ekonomik başarıları da burada yatıyor. \n

\n

Başbakanın Muhteşem Yüzyıla yönelik, ahlak, tarih temelli saldırısıyla başlayan süreç yalnızca bu diziyi etkilemekle kalmayacak. Diğer diziler de siyasal İslamın değerlerine uymaya çalıştıkça devletin eğitim araçlarına, dolayısıyla sıkıcı bir propagandaya dönüşmeye başlayacak, eğlendirici olma özelliklerini, dolayısıyla müşterilerini, piyasalarını kaybedecekler, hatta Türkiye kapitalizminin temsilcisi olmaktan çıkacaklar. İçimden beter olsunlardemek geçiyor ama sorun, siyasal İslamın toplumsal mühendislik projesinin dalgalarının bu kıyılara kadar uzanması bağlamında, kişisel duygulara kapılmaya izin vermeyecek kadar önemli...

\n

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

Dönülmez akşamın ufkunda... 20 Mayıs 2019 Pzt
‘Her şey çok güzel olacak!?’ 16 Mayıs 2019 Per
Dinozorun kuyruğu 13 Mayıs 2019 Pzt