Köşe Yazısı

A+ A-

Tecrit uygulamasının filmi

24 Aralık 2012 Pazartesi

Bilindiği gibi 12 yıl önce, hapishanelerimizde öteden beri var olan koğuş sistemi yerine, tutukluyu her anlamda hayattan tecrit etmeye dayanan F tipi hücre uygulamasına geçilince bu F tipine karşı, hapisteki siyasi tutuklularca giderek ölüm oruçlarına dönüşen açlık grevlerine başlanmıştı 2000’de.

Onlarca tutuklunun öldürülüp yaralandığı, şiddette, gaddarlıkta pek sınır tanımayan ve kolluk kuvvetlerince Hayata Dönüş (!) denen çok kanlı bir operasyonla bastırılan bu direnişin 12. yılı münasebetiyle gösterime giren F Tipi Film, iktidarın nicedir kafayı takıp bazı üyelerine de ev hapsi cezası verdiği, şarkı üretimi ve siyasal mücadelesinde çeyrek yüzyılı devirmiş, ünlü devrimci müzik topluluğu Grup Yorumun fikir babası olduğu, sinemamızın tanınmış yönetmenlerince topluca dayanışarak ve imece usulü çalışarak 2 yılda gerçekleştirilmiş bir projenin ürünü.

2004te ölüm orucunun onuncu ayındayken hapiste ölen devrimci Selami Kurnazın, Boran Yayınlarınca basılmışTecrit: Yaşayanlar Anlatıyor adlı kitabındaki gerçekten yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak yazılmış ve her biri tecrit cezasının tutukluda yaptığı tahribatı farklı boyutlarıyla ele alan 10 kısa filmden oluşan F Tipi Film baştan sona, insanlık dışı tecrit uygulamasını nerdeyse aynen seyirciye yaşatan bir çarpıcılıkta seyrediyor.

Yandaş ve ana akım medyaya pek yansımasa da her daim güncelliğini koruyan F tipi hücre ve tecrit uygulaması konusunda izleyicide belli bir bilinç ve duyarlılık yaratmayı amaçlayan, kolektif bir çalışmanın eseri olarak ortaya çıkan bu sıra dışı filmin Hüseyin Karabeyin yönettiği ilk hikâyesi, her sabah uyandığında hafızası silinen bir tutuklu genç kadın üstüne.

Ezel Akayın hapishanedeki toy bir gardiyana dostça davranan, bilge, olgun bir gazeteci tutukluyu ustaca oynayıp hem de yönettiği 2. bölümü, Barış Pirhasanın saç telleri ve kâğıtlardan çalgı yapan bir başka tutuklu kadını anlattığı, 1 Mayıs marşıyla akılda kalan bölüm izliyor.

Çıplak ayak tabanlarını boyalara batırıp duvarları, tavanı adımlayarak değişik bir dekorasyon yapan, sorunlu bir tutukluyu aktaran 4. bölümü Aydın Bulut, o Amerikan fıkrasındaki gibi bir karafatmayla dostluk kurulan 5. bölümü Reis Çelik, Serkan Keskinin tabut sipariş edilen marangozu oynadığı 6. bölümü Sırrı Süreyya Önder yönetmiş.

Levent Semercinin Nefesinin senaristi Mehmet İlker Altınayın yönettiği ve cezaevi aramasında haşin buyruklarla soyunmaya zorlanan, tutuklu oğluyla görüş gününe gelmiş, yaşlı Kürt anasını karşımıza getiren bölümse filmin belki de en çok etkileyen anlarını içeriyor.

Ekran, perde ve sahnemizin en güçlü aktörlerinden Fırat Tanışın davası uğruna canını vermiş, gerçek bir ölüm orucu direnişçisini canlandırdığı ve Erkan Canın başkanlığında Meclisten gelmiş politikacılara ders verdiği, Grup Yorumun yönettiği bölüm de iz bırakıyor.

Diyalogsuz son bölümünü Vedat Özdemirin yönettiği F Tipi Filmin başarılı müzikleriyse bilinen G. Yorum eserlerini yeniden yorumlayan farklı müzisyenlerin düzenlemelerinden oluşmuş.

Docu-dramadan belgesele gide gele tecrit gerçeğini perdeye taşıyan ve bölümlerin küçük esprilerle birbirine bağlandığı filmde her yönetmen farklı bir kameramanla çalıştığı için kimi ışık, ton farklılıkları göze çarpsa da, genelde sinemasal bir bütünlüğün yakalandığı söylenebilir.

Özetle, en son geçen ay tutuklu Kürt vatandaşlarımızın günlerce sürdürüp neyse ki ölümsüz tamamladığı açlık grevleriyle gündeme gelmiş olan ve sığamadığı F tipi hücrelerden taşan tecrit gerçeğini yüzümüze çarpan F Tipi Film, beylik deyişle tokat gibi bir film.