Köşe Yazısı

A+ A-

Bir Yıl Biterken Eskiye Bakış...

28 Aralık 2012 Cuma

\n

\n

Bundan sonraki yazım, bir başka yılda yazılacak.\n

\n

Yeni yılda demeye dilim varmıyor. Çünkü 2013, eskilerden biri olacak.\n

\n

Ne yazık ki …”\n

\n

Ama böyle demeyelim aslında. Çünkü ne yazık ki...deyişi de hak edilmesi gereken bir deyiş. Bu hakkı kazanabilmek için, örneğin bir şeylerin eskisigibi olmaması adına elimizden geleni yapmış olmamız gerekir. Ve buna rağmen olmamış ise o zamanne yazık ki…” diye hayıflanabiliriz. Buna karşılık kayda değer hiçbir şey yapmaksızın öylece oturmuş isek ve yağmur duasına çıkmışçasına: Yâr bana farklı bir yeni yıl!diye…\n

\n

O zaman olmaz.\n

\n

Zaten olmuyor da. \n

\n

Çağının, aklın, mantığın ve edinilmiş bütün bilgilerin hızla dışına çıkmak yarışına girmiş olan bu ülkede, hiçbir şey olmadığını söylemek istiyor değilim. Hayır. Hem de çok şey oluyor. Pek çok kapta pişen pek çok şey. Ama kaplar, bileşik kaplar ilkesine göre düzenlenmemiş. Uçsuz bucaksız bir denizde yüzen serseri kaplar. Birinde diyelim sanat, bir başkasında edebiyat var. Bir başkasında Silivri var. Onun hemen ötesindeki bir kapta, üstünde yaldızlı harflerle ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR yazılı bir plaket ya da bir duvar kalıntısı yüzüyor. Evet, burada duvar kalıntısıbenzetmesi bence daha iyi. Bu ülkenin diyelim elli yıl önceki antikçağından kalma. \n

\n

Daha bir sürü yüzen kap var. Örneğin birinin içinde de HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR diye soluk ve yosun tutmuş bir yazı. Üstü yer yer biber gazı artıklarıyla lekelenmiş. Bir sonraki kap, gazetelerin magazin sayfalarıyla tıka basa dolu ve bu sayfalarda çılgın yılbaşı eğlencelerinin binbir renkli ilanları göz alıyor. Sonra başka gazete ve dergilerden koparılmış başka ilanlar. Yeni çıkan kitapların ilanları. Bunların çokluğundan da anlaşılıyor ki, bu ülkede çok çeşitli kitaplar basılmakta. Seksen milyonu zorlayan bir nüfusla asla doğru bir orantı içerisine sokulamayacak, beş yüz, bin gibi sayılarda da olsa, bir şeyler basılıyor. Ama bu türden kaplar da tıpkı tiyatro ilanlarını taşıyan kaplar gibi, birbirinden kopuk, birbirinden uzak mı uzak, bir bileşik kaplar etkisini doğuramayacak kadar uzak. Tiyatroların seyircileri, birkaç bin polisin kuşatmasındaki üniversitelerin yanından geçip gidiyorlar. Kitapçı dükkânlarından alışveriş yapıp çıkanlar, kaybolmuş çocuklarını arayan anaların yanından hızla uzaklaşıyorlar.\n

\n

Evet, bu uçsuz bucaksız suda yüzen kaplardan neredeyse hiçbirinin tabanı bir başkasınınkine yapışık değil. Serseri mayınlar gibi yüzüyorlar. Ne zaman neye çarpacakları, çarpıp çarpmayacakları, çarptıklarında patlayıp patlamayacakları bile belli değil. O yüzden hiç beklenmedik zamanlarda, en uygunsuz yerlerde de patlayabiliyorlar.\n

\n

Yani, bir yıl biterken bir sonrakini görmek için bütün öncekilere bakmak yeterli. Çünkü bu ülke, yoluna hep geçmişin vizyonları ile çizilmiş haritalarla devam etmekte kararlı

\n