Köşe Yazısı

A+ A-

İçimizden Geçen Zaman…

30 Aralık 2012 Pazar

Kenter Tiyatrosundan farklı bir yeni yıl tebriği aldım: Zaman temalı! \n

\n

Zaman okuldur, biz orada öğreniriz/Zaman ateştir, içinde yanarız diyor kocayan bir yıl daha arkamızda kalırken...\n

\n

Bu satırların hemen altında gene Amerikalı tiyatro yazarı Donald Marguliesden bir zamanalıntısı dikkat çekiyor: \n

\n

“Önünde koskoca bir hayat var, kıskandığım budiyor Margulies karakterlerinden biri: \n

\n

Bir zamanlar benim yürüdüğüm yollarda şimdi senin yürüdüğünü görüp de geçen zamanı düşünmemek elde değil. Elimde değil. İşte derdim bu. Görmüyor musun? Zaman.\n

\n

Eskiden hiç umursamadığım zamanı, giderek daha sık düşünür oldum. \n

\n

Yılbaşı dendiğinde, geçmiş yıllarda aklıma yalnızyeni başlangıçların coşkusugelirdi: Tertemiz, henüz hiç açılmamış; hiç yaşanmamış yepyeni bir sayfanın beyazlığı… \n

\n

Yeni bir yılın heyecanı benim için sadece buydu. \n

\n

Sevdiklerim eksildikçe ve zamanın geri dönmezliği içimde bir yara gibi yer ettikçe; yıldönümlerinin yalnız başlangıç değil, aynı zamanda büyük birer son olduğunu fark ettim. \n

\n

Yıl başları, doğum günleri, evlilik yıldönümleri; her seferinde zaman üzerinde artık daha çok düşündüğüm tarihler olmaya başladı.\n

\n

Zaman yaşlanmaz\n

\n

Bu yıl ortasındaydı sanıyorum. Ölüm yıldönümü vesilesiyle İlhan Selçukun yapmış olduğu müthiş bir zamantanımına rastladım. \n

\n

Yaşam süreci birbirine geçmiş eklemlerden oluşur demişti yokluğunu hep daha çok hissettiğim, hep daha çok özlediğim yazar: Her bir aşama daha öncesini içerir ve sürekli gençliğin gizemi insanın bütün hayatını bir anda duyumsayabilmesidir. Anın değeri işte bu noktada odaklaşıyor çünkü an ne geçmiştir ne gelecektir. Her ikisini de kapsayan özü, içinde yaşadığımız zamanda bulabiliriz. İçinde yaşadığımız anda zamanı algılayıp duyumsamak gençliğin iksiridir. Çünkü zaman yaşlanmaz…” \n

\n

İlhan Selçuk zamanı başka bir derinlik, olgunluk ve farkındalıkla yaşayan, tanıdığım ender insanlardan biriydi. \n

\n

Uzunluğu, genişliği, derinliği biliyorduk/Zamanı tanımıyordukdiyordu çocukluğunu ve kardeşlerini anlattığı bir yazısında örneğin (Turhan): \n

\n

Dördüncü boyutun (zamanınNC) bize hazırladığı tuzaktan habersizdik. \n

\n

Zamanı duyumsamaya başladığımız gün, yaşam değişti, dördüncü boyut ikimizi de uçurumuna çekmeye başladı…” \n

\n

İlhan Selçukun içinden geçen zaman”, düşünceyle aydınlanan ancak salt bilgiyle değil beraberinde yaşanmışlığın zengin tortusuyla gelen bilgelikle ışıyan bir zamandı. \n

\n

Bir de şairlerin tılsımlı zamanı var… \n

\n

O daha çok duyumsanan bir zaman…\n

\n

Enis Baturun Le Rouge et Le Noirdaki zamanı örneğin… \n

\n

Eskiden bir bahar vardı, lavta ve arp,/düşmezdi elimizden Le Rouge et \n

\n

Le Noir; /üşürdü kadınlar, ellerimiz eldiven, /atkıydı kollarımız engerek soğukta,/ karakışın ardından çözülürdü yumak:/ Tuz ve tütsü, kül ve duman, kelimeler, /sesler ve tınılar ve gece: Gecenin sonunda ışık vardı….\n

\n

Mis kokulu kızıl gül gibi zaman\n

\n

Nâzım Hikmetin unutulmazaşkzamanı… \n

\n

İçimde mis kokulu/kızıl bir gül gibi duruyor zaman./Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,/çoğum gitmiş de azım kalmış, umrumda değil…”\n

\n

Ve bu ülkede -heyhat!- hiç gündemden düşmeyen hapistekileriyaşatan yaşamaya dairzaman… \n

\n

Diyelim ki, hapisteyiz, /yaşımız da elliye yakın,/ daha on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının./ Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, \n

\n

insanları, hayvanları kavgası ve rüzgârıyla/ yani, duvarın arkasındaki dışarıyla./ \n

\n

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım/hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...\n

\n

Nihayet Nâzımın o çok sevdiğim dizeleri; Masalların Masalındaki zaman”…\n

\n

“...Su başında durmuşuz/ çınar, ben, kedi, güneş bir de ömrümüz./Suda suretimiz çıkıyor/çınarın, benim, kedinin, güneşin bir de ömrümüzün./Suyun şavkı vuruyor bize./Çınara, bana, kediye, güneşe bir de ömrümüze...\n

\n

Su başında durmuşuz./ Önce kedi gidecek/kaybolacak suda sureti./Sonra ben gideceğim/kaybolacak suda suretim./Sonra çınar gidecek/kaybolacak suda sureti./Sonra su gidecek/güneş kalacak,/sonra o da gidecek\n

\n

Su başında durmuşuz/ çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz./Su serin,/ \n

\n

çınar ulu, ben şiir yazıyorum,/kedi uyukluyor,/ güneş sıcak,/çok şükür yaşıyoruz. Suyun şavkı vuruyor bize/ çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.’’\n

\n

Siz içinizden geçen zamanı böyle hiç düşündünüz mü?\n

\n

Başta Kenter oyuncuları olmak üzere, dolu, verimli ve sağlıklı zamanlar dileğiyle tüm okurlarımın yeni yılını kutlarım.

\n

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt