Özgür Mumcu

Menderes'in şehrinde CHP 1. parti

28 Ekim 2015 Çarşamba

İzmir’de havalimanında indim, Cumhuriyet büronun emektarı Ceylan’ın arabasına atladım. Adı Serdal ama lakabı, sekerek Ege’yi hallaç pamuğu gibi atmasından geliyor. Seneler evvel babamı önemli bir röportajdan sonra gazeteye yetiştirirken gaz telinin kopmasından bahsediyor. Bereket bizim o kadar acelemiz yok. Seçim öncesi klişe tabiriyle nabız yoklamak peşindeyiz. Hava güzel, arada kendini hatırlatan yağmur da keyif kaçırmıyor. İzmir evinde rahat hissedilen ev sahiplerinde bulunan bir ferahlıkla evine buyur ediyor.

İlk durak Cumhuriyet’in İzmir bürosu. Konak. İlk defa otuz sene evvel bir çocukken girdiğim odadayım. O vakitler arada televizyondaki maça gözüm takılarak ortalıkta koşturduğumu hatırlıyorum. Bana kalsa yine aynısını yapacağım ama pek yakışık almayacağını düşünüyorum. El mecbur, şimdi o koltuğa oturursun ve gazetemizin İzmir temsilcisi Serdar Kızık’ın bu İstanbul’dan gelmiş aklı havada muharrir namzetine sabırla ve itinayla Ege bölgesinin seçim dengelerini anlatmasını dinlersin.

İş tahmin ettiğimden karışık, altından kalkıp kalkamayacağım şüpheli ve vaktimiz dar.

Aydın, CHP ve Başkan Çerçioğlu

Serdar Kızık’ın çizdiği rotaya riayet ederek Aydın yolunu tutuyoruz. Güneş öğlen burcuna yerleşirken yemyeşil şahane manzaralı ve pek tenha bir otoyolda gidiyoruz. Ceylan, bomboş yolda iki defa kornaya basıyor. Hayırdır diye dönüyorum. Celal Abi burada yatıyor diye Kaynaklar Mezarlığı’nı işaret ediyor. Celal Yılmaz, ajanstan sonra bizim büroda çalışmıştı rahmetli diye ekliyor. Onu selamlayarak kısa bir seyahatten sonra Aydın’a varıyoruz.

Rivayete göre Herodot, Aydın için “Bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzünün altı ve en güzel iklimin bulunduğu yer” demiş. Aydınlılar belli şehirlerini seviyor, belediye çay bahçesinde konuştuğum bir emekli memurun selamlaşma faslından sonra ilk söylediği cümle bu. Haklı mı? Belki Herodot biraz iddialı konuşmuş ama bir haklılık payı da yok değil. Aydın, şıkır şıkır, ismiyle müsemma güzel bir şehir. Şehrin ana caddesi Adnan Menderes Bulvarı geniş ve düzenli bir meydana çıkıyor. O zamana kadar bir seçim yapılacağına dair bir emare görmek mümkün değil.

Meydanda seçim otobüsleri yan yana dizilmiş. Otobüsler dizilmesine dizilmiş ama kimsenin onlara pas attığı yok. Başka bir zamandan yanlış bir yere ışınlanmış gibi park etmişler.

Panolara AKP hâkim

Parti binalarındakiler hariç bir bayrak ya da flamaya rastlamak da mümkün değil. İlan panolarına ise AKP açık ara hâkim. Ancak bulvarda tek tük diğer partilerin ufak panolarına rastlamak mümkün.

Geniş çay bahçesinde dolaşıyoruz. Evvela kimse seçimlerden bahsetmek istemiyor. Sevimsiz ve sohbeti tatsız biri olmama yoruyorum. Özgüvenimi Ceylan yerine getiriyor. “Abi sen de hep memurları buluyorsun”.

“Yahu hafta sonu nereden anladın memur olduklarını?”

“Saç tıraşlarından belli.”

Ceylan haklı. Sonunda aralarından biri “Kusura bakmayın biz memuruz, konuşamayız” diyor. Cumhuriyet’ten geldiğimizi öğrenince sıcak bir şekilde tebessüm ediyorlar ancak kararları değişmiyor. Aydın’ın hafta sonu çay içmeye çıkmış neredeyse bütün memurlarını taciz ettikten sonra sonunda konuşmaktan çekinmeyen iki emekli memura rastlıyoruz. Hem de biri şu anda çiftçilik yapıyormuş. Bundan iyisi Aydın’da açık havada bir demli çay ki o da var.

Yediğin içtiğin sana kalsın sen bize seçimlerden bahset demeyesiniz diye, Aydın’ın 7 Haziran sonuçlarını söyleyeyim. CHP burada yüzde 40’la birinci parti. Ardından on puan farkla AKP geliyor. MHP üçüncü parti, HDP ise yüzde 9’da.

7 milletvekili 4-2-1 şeklinde paylaşılmış. 2011 seçimlerine göre AKP 5 puan kadar erimiş. HDP ise bağımsız adayın aldığı oyun üzerine 5 puan eklemiş.

Konuştuğumuz emekli memurlar AKP’li. Sadece seçmeni değiller aynı zamanda partiye de üyeler ve il örgütünün faaliyetlerini yakından takip ediyorlar.

Milletin seçimden sonra oluşan istikrarsızlıktan ders çıkaracağını ve bu defa AKP’yi tek başına iktidar yapacağına inanıyorlar. Muhalefet partilerinin ise şu ya da bu şekilde terörden nemalandığı fikrindeler. Ülke geneli için böyle düşünüyorlar. Aydın özelinde ise AKP’nin değişen aday listesinin oyları artıracağını umuyorlar. AKP’nin milletvekili sayısı 3’e çıkar mı? İstekleri o yönde ama pek de umutlu görünmüyorlar.

Küçük toprak sahiplerinin sıkıntı yaşadıklarını kabul ediyorlar ancak Davutoğlu’nun tarıma yönelik seçim vaatlerinin Aydın’da bir karşılık bulacağı fikrindeler.

Peki, Adnan Menderes’in şehri Aydın’da CHP nasıl birinci parti olur? CHP’ye oy veren vermeyen herkes bu konuda belediye başkanı Özlem Çerçioğlu’nun katkısından bahsediyor. Eleştirenlerin dahi saygıyla bahsettiği biri olmayı başarmışa benziyor ki bu kutuplaşma ortamında kolay iş değil.

CHP, Aydın’da belediye yönetimindeki performansına ve partinin son zamanlarda yükselen profiline dayanıyor ve rahat. AKP seçim otobüsleri ise hükümetin Aydın’a yaptığı yatırımları anlatarak oy istiyor. Hasılı, Aydın cephesinde milletvekili sayısında bir değişiklik pek beklenmiyor. Biz de güzel bir günün tadını çıkaran neşeli ama seçimlere kayıtsız Aydınlıları daha fazla rahatsız etmeden Manisa’ya doğru yola çıkıyoruz.

İzmir’de fatura Erdoğan’a

Zamanında yapılan ‘gâvur İzmir’ gafını İzmirliler unutmuyor. Huzur isteyen İzmirliler, kanlı eylemlerin ve huzursuzluğun nedeni olarak Erdoğan’ı görüyor

İzmir’de CHP’nin 12, AKP’nin 8, MHP’nin 4 ve HDP’nin ise 2 milletvekili var.

İzmir’de bir ara yüzde 40’a gözünü dikmiş olan AKP, son seçimde fena hasar alarak 11 puan kaybetmiş. Nereye gitmiş bu oylar? Görünen o ki HDP ve MHP’ye. Aslan payı ise HDP’ye. Bağımsız adaylar yüzde 3 oy alırken HDP yüzde 10’u bulmuş. CHP ise iki seçimdir yüzde 45 civarında.

1950 seyahatinde Refik Halit Karay, İzmir’i “Türkiye’nin bütün vasıfları haiz tek ve birinci şehri” olarak tanımlıyor. Bugün ise İzmirlilerin büyük çoğunluğu şehre “üvey evlat” muamelesi yapıldığı kanısında. Zamanında yapılan o “gâvur İzmir” gafı da hâlâ kapanmayan bir yara olmuş. Binali Yıldırım’ın çabası, Davutoğlu’nun büro açması pek işe yaramamış.

Seçime yönelik heyecansızlık her yerde olduğu gibi İzmir’de de hissediliyor. Konak ve Alsancak’ta dolaşıp, biraz ahaliyle sohbet ettikten sonra Karşıyaka’ya geçiyorum. Bunun iki sebebi var. İlki biraz yoruldum. Fiziki bir yorgunluk değil bu. Kamplaşma öyle bir hale gelmiş ki neredeyse kimse oy verdiği partinin resmi söyleminden dışarı çıkmıyor. Bir süre sonra kimin ne diyeceği önceden tahmin edilebilir hale geliyor. İkinci sebebi ise Karşıyaka’nın ailemin bir kısmının oturduğu bir yer olması. Daha iyi tanıdığım bir yerdeyim.

Peki oylar kime gitti?

İzmir’de oylarını yüzde 40’a çekme çabasında olan AKP’de 7 Haziran seçimleri tam bir hüsranla geçmişti. AKP yaklaşık 11 puan oy kaybederken, aslan payını HDP almış oy oranını yüzde 10’a çıkarmıştı.

Katliam sonrası tepki

CHP’ye oy verenler partinin uzlaşmacı tavrından memnun görünüyor. HDP’nin barajı aşacağının belli olması “emanet oyların” CHP’ye dönebileceği şeklinde yorumlanıyor. HDP’ye kaptırılan bir milletvekilinin bu defa CHP’de kalacağını düşündüğünü söylüyor bir üniversite öğrencisi.

Bir başkası normalde CHP’ye oy verdiğini ama bu defa HDP’ye oy vereceğini söylüyor. Sebep? HDP’nin batıdan oy almasının PKK’ye karşı elini güçlendireceği düşüncesi. Bu fikre katılmayan ve HDP’nin terörle arasına yeterince mesafe koymadığını söyleyenler de az değil. Ankara katliamından sonra hükümetin tavrına ve güvenlik zafiyetine ise güçlü bir tepki var.

Hangi şehirde kiminle konuşulursa konuşulsun herkes artık huzur istediğini ifade ediyor. Ancak huzuru kimin kaçırdığı konusunda fikirler başka başka. İzmir’de ise fatura Erdoğan’a kesilmişe benziyor.

Bostanlı’da bir kafede genç bir çiftle konuşuyoruz. Bir önceki gün arkadaşlarıyla balığa çıkmışlar. Teknede her partiden insan varmış. Yani gerçekten hepimiz aynı gemideyiz diye gülüyor. Balık var mıydı, diye soruyorum. Herhalde tekne de ülkeye benzediğinden neredeyse hiç tutamadık diye cevap veriyor.

Neticede İzmir’de de seçimde pek bir değişiklik olacağa benzemiyor. CHP’nin geçen seçimden bu yana süren tavrı, CHP’li seçmende partinin yönetebilme kabiliyetine yönelik bir umut yaratmış. Ancak çok kişi, Erdoğan’ın yine koalisyona izin vermeyeceğini düşünüyor.

5. partiye ihtimal yok

Arınç’ın çıkışıyla iyice gündeme gelen beşinci parti meselesine ise AKP’li seçmen ihtimal vermiyor. Geri kalanı ise seçim sonucuna göre o cenahta bir hareketlenme olabileceğini söylüyor.

Gezdiğim şehirlerde genel olarak bıkkınlık ve heyecansızlık göze çarpıyor.

Seçimden önce giderek yoğunlaşan şiddetin bir an evvel bitmesi herkesin ortak dileği. Bir başka ortak nokta ise uzlaşma arzusu. Her konuştuğum kişi partilerin uzlaşarak bir an evvel hükümet kurmasını istiyor. AKP’li seçmenler de dahil olmak üzere Suriye politikasından yana olan kimseye rastlamadım. MHP ise kapalı kutu. Artan milliyetçiliğin oylarını artıracağını söyleyen de var, MHP’nin uzlaşmaz tavrının bir oy kaybına yol açacağını ifade eden de.

Her seçimin bir öncekinden daha kritik olduğu bir dönemdeyiz. Şayet amacım seçmenin nabzını yoklamak idiyse, o nabız siyasetçilere bu defa hükümet kurmayı becerip seçmeni daha fazla yormamalarını istediğini söylüyor.

Heyecansızlık seçime katılım oranını nasıl etkiler? Konuştuklarımın hepsi oy kullanacağını ifade etti.

Bu kadar çok anket şirketinin olduğu bir devirde bir köşe yazarının hele de bölgeden olmayan birinin yapacağı gözlemler elbette eksik olacaktır.

Bu eksikliğimi bir nebze olsun kapatmama yardımcı olan Serdar Kızık’a teşekkür ederim.

AKP erimeye devam eder mi?

Aniden bastıran sağanağa rağmen Manisa’ya ulaşmamız fazla vakit almıyor. Manisa’nın eteklerine kurulduğu heybetli Spil Dağı’nın mıknatıs özelliğinden mi? Mıknatısa adını veren Manisa şehrinde bir manyetik alan olduğu söylenegelir. Kimisi de Atlantis’in Manisa’da olduğundan bahseder. Belli ki alelade bir yer değil. Alelade bir yerden Manisa tarzanı ya da Bülent Arınç çıkar mı?

Manisa, harika bir doğaya kurulmuş. Sanayi kısmı kuvvetli bir şehir. Refik Halit Karay, 1950 seçimlerinden önce Yeni İstanbul gazetesi için memleketi gezmiş. Uğradığı yerler arasında Manisa da var. Şöyle diyor Karay;

‘Ha Manisa ha Bolu’

Ha Manisa, ha Isparta, ha Bolu. Cümlesinde iklim farkı ve umumi manzaraya uygunluk ciheti düşünülmeden tek tip, bilhassa çirkin tip olarak yaptırılmışlardır. Çimentonun o ne kayalık, ne ağaçlık, ne deniz kenarı, ne dağ tepesi, hiçbir cins arazi parçasına yakışmayan rengi ile çimento mimarlığının yüklü, ezici, kaba şekli Anadolu şehirleri kadrosu içinde daima ecnebi madde gibi durmaktadır.”

Manisalılar alınmasın neredeyse bütün şehirlerimizin vaziyeti Karay’ın bu satırlarından 65 sene sonra da pek farklı değil. “Memleket Yazıları”nın yazarının dediği üzere “Mimarlığımız çok kuru, pek şiirsiz”.

Ahenkli bir şiirin izleri

Yine de şehir merkezinde ara sokaklarda eski Anadolu kasabalarını hatırlatan hoş, biraz dışarı kapalı ama yine de ahenkli bir şiirin izleri seçiliyor.

Manisa’nın İzmir ve Aydın’a mesafesi yakın ama siyasi tercihleri o kadar yakın değil. AKP birinci parti ve 4 milletvekili çıkarmış. CHP’nin 3, MHP’nin ise 2 milletvekili var. Belediye ise MHP’de.

AKP birinci parti olmasına birinci parti ama ülke çapında gözlemlenen erime Manisa’da da sürüyor. 2011 seçimlerine göre yüzde 10 daha az oy almış. CHP’nin oy oranı değişmezken MHP ve HDP ciddi oranda bir artış sağlamış.

AKP, Manisa’da erimeye devam eder mi? Bir terzi dükkânında çay içerek sohbet ettiğimiz Metin Bey’e göre AKP’nin oyları daha da düşecek. Ceylan’ın gözü Metin Bey’i bir yerden ısırıyor. Meğer, dizilerde figüranlık yapıyormuş. Ocaktan yetişme bir ülkücü. Yolsuzluk iddialarının AKP’yi bitireceği görüşünde. Millet özellikle gençlik uyandı diyor. O dört bakanı aklamayacaklardı diye söyleniyor. Manisa’da konuşan herkes lafı bir şekilde Bülent Arınç’a getiriyor. Metin Bey de öyle.

Arınç’ın suskunluğu...

Arınç’ın Melih Gökçek hakkındaki iddiaları ve daha sonra o konudaki suskunluğu unutulmamış. HDP’nin oy artışını soruyorum. “Alerjiden” diyor. “Millet, Erdoğan’a alerjisinden oy verdi.” Soma faciasının da oyların azalmasında etkisi olduğu düşüncesinde.

Terzi dükkânında herkes AKP’nin eriyeceği konusunda hemfikir değil. Aksine oyunu artıracak diyor dükkân sahibi. Artan şiddetin seçmeni istikrar ve huzur arayışıyla AKP’ye yönelteceğini düşünüyor. Millet bir Özal bir AKP zamanı mal sahibi oldu, bu defa AKP’yi tek başına iktidar yapar diye konuşuyor. Ankara katliamı hakkında ne düşünüyor? “Ülke palazlanınca dış güçler çorap örüyor.”

Erdoğan’ın haziran seçiminden önce AKP’ye destek vermesini ise doğal karşılıyor.

Konuştuğum AKP seçmenlerinin bir kısmı Erdoğan’ın açıkça AKP’den yana taraf olmasını makul karşılarken azınlıkta da olsa bir kısmı bunun partiye ve özellikle onun kurumsal kimliğine zarar verdiği düşüncesinde. Yani kimi fanatik reisçi, kimi ise AKP’nin Erdoğan’dan ibaret kılınmasına karşı.

AKP ve MHP seçmenleri gözlemlediğim kadarıyla aday listelerindeki değişiklikten memnun. CHP milletvekili Özgür Özel’in Soma ve Yırca’daki faaliyetleri de konuşulanlar arasında.

‘Herkes korkuyor’

Yağmur şiddetini artırdı. Ara sokaklarda biraz dolandıktan sonra kendimizi bir kahveye attık. Kahvedekilerle selamlaştık, içimiz dışımız çay olduğu için bu defa sıra sade bir kahvede. Bir yandan kahvelerimizi içiyoruz, öte yandan sohbet ediyoruz. Neden orada olduğumu açıklayınca kahvedekilerden biri “Konuşmaz ki millet, herkes korkuyor” diye gülüyor. Aydın’daki memurları hatırlıyorum.

Kahvede çoğunluk oyunu HDP’ye vermiş. Belli ki Davutoğlu’nun “beyaz Toros” açıklaması çok yaralayıcı olmuş. Burada konu hızla dış politikaya geliyor. Kobane meselesinin ne kadar derin bir mesele olduğunu bir daha anlıyorum. “İnsanlar, Demirtaş çağırdı diye sokaklara dökülmedi, o çağırsa da çağırmasa da millet zaten isyan edecekti” diyor aralarından biri.

Diyarbakır, Suruç, Ankara

Ölümleri kınamayı ihmal etmeden. Bir başkası “Salih Müslim’e terörist diyorlar, ne zararı var adamın Türkiye’ye, vatanını savunuyor IŞİD’e karşı, ne etmiş Türkiye’ye” diye çıkışıyor. Ben sormadan Ankara katliamı konusu kendiliğinden açılıyor. Diyarbakır, Suruç, Ankara, hepsinin arkasında IŞİD’in olduğu ve IŞİD’e de iktidarın göz yumduğu fikri hâkim.

MHP’nin güçlü olduğu şehirde bir gerginlik olup olmadığını soruyorum. Olmadığını söylüyorlar. “HDP binalarına saldıranlar ülkücüler değil ki Osmanlı Ocakları, neden MHP’yle gerginlik olsun” diye ekliyorlar. Ne olur diyorum seçimde? CHP ve HDP’nin oyu artar diyorlar. Az vakit kaldı göreceğiz diyerek izin isteyip kalkıyoruz.

O kadar Ege’yi gezip de ilaç için bir CHP’liye rastlamamak da benim özel başarım olsa olsa gerek.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tutuklu yargı 5 Eylül 2018
Kimiz biz? 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları