Gülengül Altınsay

Sahaya biz çıkıyoruz

31 Ekim 2015 Cumartesi

Otorite her şeye karar veriyor; nasıl yaşanır, kaç çocuk yapılır, nasıl giyinilir, hatta nasıl gülünür. Toplumumuzda özellikle kadınların sıkça uyarı ve ayar aldığı konular bunlar. Siyasal ve toplumsal alanda bu böyle de futbolda farklı mı? Tribünlerde hangi sloganlar atılır, nasıl oturulur nasıl kalkılır, otorite karar veriyor. Üstelik sadece kendi taraftarı üzerinde kalmıyor bu otorite. Hakemler nasıl maç yönetmeli, rakipler nasıl davranmalı, hatta spor yazarları nasıl yazmalı. Böyle bir hakkı olduğuna inanıyor. Çünkü esas kitle, yani halklar ya da futbolseverler hiç bir şeyden anlamayan, anlasa da boyun eğmek zorunda olan bir sürü onlar için. Zaten bizim muktedirlere göre otoriteye sahipsen her türlü baskıyı yapma hakkına da sahipsin.

Sizin otoriteniz varsa…
Otoritenin bu denli fütursuz olmasının nedeni açık; demokrasi anlayışının çok eksik olması. Demokratik toplumlarda yönetimlerin millete hizmet için var olduklarından bihaber olunması. Oysa demokrasi her şeyden önce farklı olana, doğru-yanlış yargılaması yapmadan, yaşama alanı bırakmak demek. En hafifiyle azınlıkta olanları yok saymamak demek. Yetkili olanın sorumlu olması, hesap vermesi demek. Yetkisiz olanın da hesap sorabilmesi, hakkını arayabilmesi demek.
Oysa ki bizde yönetilenlerin hiç bir hakkı yok. Ve sonuçta şöyle bir tablo çıkıyor ortaya; sanki millet yöneticiler yönetsin diye var. Araç amaç haline gelmiş. Asıl olan halk mı iktidarlar mı, futbolda da sporsever mi yoksa yönetimler mi?

…Bizim de oyumuz var
Hep tekrarlıyorum. O mevkilerde kalabilmek, otoriteyi sürdürebilmek için düşman yaratmak en kolay yol diye.
Barış, farklı olana tahammül, bir arada yaşamak zorba yöneticilerin işlerine gelmiyor diye.
Oysa ki bu ülke halkları tarihi boyunca pek çok kez farklılıklara rağmen bir arada nasıl yaşanır, nasıl birleşilir örneğini verdi bize. Çok uzağa gitmeye gerek yok; işte farklı taraftar gruplarının birleştiği Gezi, işte “Barış Süreci”nde sağlanan çatışmasızlık ortamı.
Ne var ki otoriteye yaslanan muktedirler için tek sonuç makbul: Galibiyet. Onların beraberliğe bile tahammülleri yok. Beğenmedikleri sonuç olunca ya hakeme yükleniyorlar ya da farklı olana düşmanlığı körüklüyorlar.
Dahası masayı devirip, yeniden kavga çıkartıp onlarca canı harcıyorlar. Yeniden seçim diyorlar.
Yapabilseler beğenmedikleri halkı iptal edip, tornadan çıkmış kendi halkını koyacaklar yerine. Futbolseveri bir kalemde çizip kendi robot futbolseverlerini, taraftarlarını yaratacaklar.
Ama biz varız. Bütün farklılıklarımızla varız. Biziz üreten ve ülkeyi ülke yapan. Sahada top oynayan biziz. Tribünleri dolduran, gönül verdiğimiz takımla coşan, hüzünlenen biziz.
Ancak muktedirler yenilgiyi kabul etmedikçe halk olarak biz yeniliyoruz sürekli.
Aslında iktidarları her gün denetlememiz gerek. Böyle mekanizmalar yaratamadık ama yine de her birimizin “BİR OY”u var. Yarın kullanacağız. Yarın sahaya “biz” çıkacağız.
Ona göre.  


Yazarın Son Yazıları

Bağımsızlık mı? 20 Şubat 2020
Emekli takımı 15 Şubat 2020
Sergen farkı 9 Şubat 2020
Tekrarı var mı? 6 Şubat 2020
Dokunuşlar ve sorunlar 2 Şubat 2020
Keşke şaşırsak 30 Ocak 2020
Bekleyiş 27 Ocak 2020
Gerilim hattı 23 Ocak 2020
Bitiricilik yok 20 Ocak 2020
Limit bahane 16 Ocak 2020
Alkışlar Gençlere 28 Aralık 2019
Kapalı ve belirsiz TFF 26 Aralık 2019
Çaresizlik 23 Aralık 2019
Hakemlere özgürlük 19 Aralık 2019