Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Rahat bir hayat

31 Ekim 2015 Cumartesi

1960’larda Cumhuriyet devriminin tarihsel önemini kavramış sosyalist bir aydın olarak tanıdığımız Çetin Altan’ın 1980 sonrası bambaşka bir insan olmasına bir anlam veremiyorduk.
Gazeteciliğe birlikte başlayan ve dostlukları çok eskiye dayanan Cüneyt Arcayürek’ten, Çetin Altan ile bu konuyu konuşup konuşmadığını öğrenmek[Haber görseli] istemiştik. Arcayürek, yaşamındaki ve düşüncelerindeki değişimin gerekçesini Çetin Altan’a sormuştu. Altan’dan aldığı karşılık; hep acı çektiği, bundan böyle rahat hayat yaşamak istediği yönündeydi.
Yani, Çetin Altan’ın 1980 sonrası, Turgut Özal’a hayranlık ile başlayan, ardından oğulları ile birlikte karşıdevrim saflarına katılarak sağ iktidarlara yanaşması tümüyle çıkarsaldı.
Ailecek sürdürdükleri Atatürk ve Cumhuriyet devrimi düşmanlığı ve sözde demokratlık adına yürüttükleri “numaracı Cumhuriyetçilik” de bu çıkarcılığı örtme çabasıydı.
Prof. Dr. Coşkun Özdemir de, bir zamanlar “Atatürk ümmet toplumundan ulus yaratmış olan devlet adamıdır. Cumhuriyetçilik bir kişiye ait bir devlete köle olmaktan kurtulmak demektir” diyen Çetin Altan’ın bir sofrada, “Atatürk, otuz bin kişiyi öldürtmekten başka ne yapmıştır?” dediğine tanık olanlardandır.
Atatürk’ün otuz bin kişiyi öldürdüğü çirkin bir yalandır. Ama Altan ailesinin de katkılarıyla kurulan bugünkü saray Cumhuriyetinde; yüzlerce insanın kanının aktığı, ileri demokrasi adına diktatörlüğün yaşandığı, bilinen hazin bir doğrudur.

Yine Rabıta
Nabi Avcı, ta Eskişehir Maarif Koleji’nden başlayarak “İslamcı nesil yetiştirme” tasarımını kurgulayanların en başarılı örneklerinden biridir.
Avcı’nın sorumluluğundaki Milli Eğitim Bakanlığı, en son, “İlköğretim Arapça Dersi”nin 2016’dan başlayarak 2. ve 5. sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak uygulanacağına karar verdi.
Bu karar, bir ABD-Suudi ortaklığı olan Aramco petrol şirketinin desteği ile kurulan ve “Müslüman ülkelerin şeriat hükümlerine göre yönetilmesi”ni amaç edinen Rabıta örgütünün, 1976’da Pakistan’daki “Uluslararası Siret Kongresi”nin kararlarından bir tanesinin daha AKP tarafından yaşama geçirilmesi anlamını taşıyor.
Uğur Mumcu’nun ilk baskısı 1987’de yapılan Rabıta kitabına göre, Rabıta’nın bu toplantıda aldığı ilgili karar şöyle:
“Arapça öğrenimi, bilhassa Arapçanın ana lisan olmadığı ülkelerde mecburi olmalıdır.”
AKP, iktidara geldiğinden bu yana Rabıta’nın Pakistan toplantısındaki kararların çoğunluğunu uygulamaya geçirdi. Örneğin, tüm daire ve işyerlerinde mescit açılması, kadınların İslami yasaklara uyması gibi... AKP döneminde henüz gerçekleşmemiş olan şu Rabıta kongresi kararı kaldı geriye:
“İslam Birliği’nin yeniden kurulması ve daha sonra da bütün Müslüman devletlerin birbirini izleyerek birer ‘İslam devleti’ olduklarını ilan etmeleri ve bir federasyon teşkil ederek halifeliği ortaklaşa yürütmeleri.”
İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak’ın, AKP’nin geçen hafta Kanada’da düzenlediği bir toplantıda dile getirdiği gibi yani:
Başkanlık sistemine geçilirse Cumhurbaşkanı Erdoğan halife olacakmış. Dünyadaki tüm Müslüman milletlere birer müşavir atayacakmış. Saraydaki 1150 oda da bu temsilcilere tahsis edilecekmiş...

Seçim Sonucu
Sağ seçmenleri yönlendiren tarikat, cemaat ve gruplar; seçimden birkaç gün önce tutumlarını belirlerler.
Edindiğimiz izlenime göre; genel hava, AKP’nin tek başına iktidara gelecek milletvekili sayısını bulacağı yönünde.

Tümü Işık Kansu - Son yazıları

Neşe bozacak silindir geliyor! 16 Mart 2019 Cmt
Fahir Atakoğlu’nun özlemi 9 Mart 2019 Cmt
Haseki ne demek? 2 Mart 2019 Cmt