Dürüst olmasa da tek çare sandık

31 Ekim 2015 Cumartesi

Yarın sandık başına gidilecek. Daha önce de belirtmiştim. 65 yıl süre içinde milli iradeye fesat karıştırılıp karıştırılmadığının kuşku konusu olmadığı bir seçim bile hatırlamıyorum...
Bu soru hep sorulmuştur.
Bir tek bu defa “Seçim dürüst ve kurallarına uygun olarak yapılacak mı” sorusu sorulmuyor.
Sorulmuyor, çünkü böyle bir soru, soranın zekâ düzeyi hakkında kuşku yaratacak kadar saçmadır...
Seçimin kurallarına uygun cereyan edip etmeyeceğini anlamak için sonunu beklemeye gerek yok, bugünden bellidir ki, 1 Kasım seçimleri kurala uygun değil.
Bizde seçimin dürüst ve kuralına uygun yapılması dendiğinde, sandığa atılan oy ile mazbataya yansıyan oyun aynı olmaması, yani adıyla sanıyla oy hırsızlığı anlaşılıyor.
Oy hırsızlığından kuşkulanılmasını anlamak mümkündür.
Her şeyi çalan, oyumuzu da pek de âlâ çalar.
Oy ve Ötesi’nin bunu önleme yolundaki çabalarını takdirle izliyoruz hepimiz.
İşleri de çok zor, bir STK’ye karşı iktidarın tüm olanakları seferber edilmiş bulunuyor.

***

Bu durumda, oy hırsızlığını nasıl saptayacak, saptasan nasıl yaptırımlandıracaksın?
Kolluk güçleri kimin, yargı kimin?..
Velhasıl, Oy ve Ötesi’nin, dolayısıyla hepimizin de işi güç, çok güç!
Kaldı ki, oy çalınmasa bile, 1 Kasım 2015 seçimleri dürüst ve kuralına uygun değildir.
Çünkü milli iradeye fesat katılması, yalnızca sandıktan oy çalmakla olmaz. Milli irade gerçeklerin ondan gizlenmesi yoluyla da ifsat edilebilir.
Gazeteler taşlı sopalı göstericiler tarafından basılırken güvenlik güçleri, gazeteciler erk sahipleri tarafından ölümle tehdit edilirken, dövülürken savcılar seyirci kalıyorlarsa, iktidarın beğenmediği grupların rotatifleri durduruluyor, ekranları karartılıyorsa, böyle bir ortamda halkın haber alma özgürlüğünün varlığından söz etmek imkânsızdır.
Eğer halk ne olup bittiğini öğrenmiyorsa, orada özgür irade yok demektir.
Eğer özgür irade yok ise, özgür ve dürüst seçim de yok demektir.
Bir ülkede, eğer müsadere hâlâ yürürlükte ise, orada özgür seçim yapılamaz demektir.
Affedersiniz, yasal kılıfı ne olursa olsun, Koza İpek Grubu’na yönelik son iktidar tasarrufunu “müsadere”den başka ne ile açıklarsınız?

***

Kısacası basın özgürlüğünün olmadığı yerde özgür, kuralına uygun seçim de olamaz.
Ve 2015 Türkiye’sinde basın özgürlüğü yoktur.
İktidarın baskılarıyla, tehditleriyle, şantajlarıyla, müsadere girişimleriyle, bindirilmiş kıtalarının saldırılarıyla çiğnenmiştir basın özgürlüğü.
O bindirilmiş kıtaların önderi, AKP’nin Gençlik Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Abdurrahim Boynukalın şu şekilde ifade ediyor, basın özgürlüğünü çiğneme eylemlerini:
- AK Parti teşkilatı basın dokunulmazlığını kaldırmıştır, kaldırmaya devam edecektir.
Bu söz üzerine kimsenin fazla konuşmasına, “Seçim dürüst oldu mu” demesine gerek yok. Çünkü milli irade daha sandığa gitmeden, haber alma hakkı gasp edilerek yere çalınmıştır.
Evet, 1 Kasım’daki seçim dürüst ve kuralına uygun değil.
Ama buna karşı tek çare yine inadına sandık başına gidip oy kullanmak, irademize kıskançlıkla sahip çıkmaktır.
Eğer bu konuda geçmişte topluca kusurlarımız olmasaydı, bugün bu durumda olmazdık.  


Yazarın Son Yazıları

Amaç ne? 7 Şubat 2020
Olgu ve algı 31 Ocak 2020
Eyvah, yine çaktık! 28 Ocak 2020
Doğrusu oydu 24 Ocak 2020
Belki de iyi oldu 21 Ocak 2020
Yargının hali 31 Aralık 2019