Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

CRR Salonu’na yazık oluyor

06 Şubat 2013 Çarşamba

Bir zamanlar dünyadaki örneklerinden farksız bir kültür merkeziydi

\n

*İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu güzelim salonu giderek kendi arka bahçesi gibi kullanmaya başladı. Belediye yetkililerinin iradesine göre gelip giden sanat yönetmenleriyle belli bir evrensel yapıya kavuşamadan, elimizdeki bir hazineyi çarçur ediyoruz.

\n

Cemal Reşit Rey Salonu, İstanbul’un dünya ölçütlerindeki en güzel konser salonudur. Akustiği, piyanoları, salon yerleşimi, fuayesi, sanatçı odaları, kulisi son derece uygardır. Bu salonda Kasım 1993’te tarihin gelmiş geçmiş en büyük piyanistlerinden birini, Sviatoslav Richter’i dinlediğimi anımsıyorum. Benim müzik dünyamın bir dönemeciydi.
Bu salon,
Filiz Ali’nin, Aydın Gün’ün sanat yönetmenlikleri zamanında dünyadaki örneklerinden farksız bir kültür merkeziydi. Gelin görün ki sonra neler oldu!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu güzelim salonu giderek kendi arka bahçesi gibi kullanmaya başladı. Herhangi bir küçük mekânda yapılabilecek yerel etkinlikler için 30-40 kişilik izleyiciye salon kapatıldı.

\n

Konserler ihalede

\n

Belediye herhangi bir mal satın alınır gibi konserleri ihaleye çıkarttı, programlar bir türlü zamanında yapılamadı, duyurulamadı, en sonunda seçkin dinleyici kitlesi de yitip gitti. Unutmamak gerekir ki, bir sanat merkezini besleyen, yalnız sunduğu sanatçıların niteliği değil, üst düzey bir dinleyici kitlesinin de varlığıdır.
Şimdi bu salonun dış kapısından girdiğinizde sizi garip bir müzik karşılıyor. Bir bardak su arasanız büfe bile yok.
Program kataloğuna bakıyorsunuz: Ocak ayında evrensel müzik adına bir tek
İ. Manafov’un Chopin resitali yer almış. 1 Şubat’ta CRR Senfoni Orkestrası’nın konseri vardı ama mart sonuna kadar bir daha bu orkestrayla konser yok. Martta dikkati çeken tek büyük topluluk Moskova Senfoni Orkestrası “Rus Flarmonica”.
Neden İstanbul Müzik Festivali’nin hiçbir etkinliği bu salonda yer almaz? Böylesine uluslararası donanıma sahip ve Türkiye’de eşi olmayan bu salonun kapıları neden bütün dünyaya açılmaz? Belediye yetkililerinin iradesine göre gelip giden sanat yönetmenleriyle belli bir evrensel yapıya kavuşamadan elimizdeki bir hazineyi çarcur etmekteyiz.
Geçen hafta dinlediğimiz şef
Hasan Tura’yı usta bir kemancı ve gelecek vaat eden bir besteci olarak biliyoruz. Orkestra şefliğinde Aykal ve Gökmen hocalarından öğrendikleriyle kendine özgü bir biçem yaratmış.
CRR Senfoni Orkestrası, birinci rahledekilerin ve şefin gayretlerine karşın üyelerin daha çok bir arada çalması, daha sık konser vermeleri gereğini ortaya koyuyordu.
Solist
Özgür Ünaldı, Türkiye’nin en başarılı genç kuşak piyanistlerinden biri. Ondan ilk kez Rachmaninov’un 3. Piyano Konçertosu’nu dinlemek heyecan vericiydi. Rey’in Güneş Manzaraları’nın ardından Yalçın Tura’nın 2. Senfonisi çalındı. Ünaldı da bis olarak kendi yapıtını çalınca üç ayrı kuşağın gelenekselden yola çıkıp zaman içinde değişen söylemlerini duymuş olduk.

\n\n

Tümü Evin İlyasoğlu - Son yazıları

Genç müzikçilere fırsatlar 12 Eylül 2018 Çar
Leyla Gencer’in kraliçeleri 5 Eylül 2018 Çar
Gürgün Hanım 29 Ağustos 2018 Çar