Köşe Yazısı

A+ A-

‘Silivri-Sinop’tan İktidarları Sorumlu

21 Şubat 2013 Perşembe

Siyaset işin içinden çıkamadığında çamura yatmayı seçer, toz duman arasında, bilgi kirliliğinde, gerçekte ne olup bittiğinin algılanması önlenerek kamuoyu güdülenmesi öngörülür. Medya, iktidar gücü ile gerçekler tersyüz edilerek çarkların yürütülmesine bakılır. Gerisi toplumsal dengelerin altüst oluşunda, toplumsal örgütlülük, birikimlerin ağırlıklarının konulabilmesi ile hak kayıplarının doğurduğu hak arama, haksızlıklara karşı başkaldırı reflekslerinde kurulacak yeni dengelere kalmıştır. Kim ne söylerse söylesin, demokratik düzenlerde Silivri ve Sinop’ta yaşanan insan hakları, hukuk devleti, demokrasi işleyişi karşıtı gelişmelerden birinci dereceden sorumlu İktidarlarıdır. Uzun soluklu, büyük çoğunluk iktidarı, yasama-yürütme-yargının işleyişindeki bütün kurumları denetleme gücü elinde olmak üzere; iktidarlarının, tersine işleyişler için gücünün yetmediği gibi bir gerekçesi, mazereti de yoktur..

\n

Başbakan Erdoğan, yaşamın her alanına dönük her çıkışının sonrasında, “tak-şak” ilişkileri içinde, istediği yasaların hızla çıkarılması, yürürlüğe girmesi, iktidar icraatlarının gerçekleştirilmesi, sözde özerk kamusal kurumlar, özel sektör işleyişinde de haksız-hukuksuz baskı gücü kullanılarak da sağlanmasının sayısız örneği yaşanmışken.. İstendiği ilan edilip yapılmamış işlerin bütünü, geneli için, “istenmiyor, isteniyormuş gibi kamuoyu aldatılıyor, siyaset oyunları oynanıyor..” denebilir. Sözün özü, Silivri’de özel yargı eliyle yargısız infaz içeriğini kazanmış haksız ön tutukluluklar, TSK’nin darbeci-terörist damgalanmasından, eski Genelkurmay Başkanı’ndan başlayarak çok sayıda general, her rütbeden subayın terörist suçlusu olarak yargılanmalarındaki haksızlık-hukuksuzluklardan yakındığı söylemlerine, siyasi çıkış ötesinde bir anlam yüklenemez. Milletvekilleri, gazeteciler, bilim insanı, haksız, yargısız infaz içeriği kazanmış tutukluluklar için, yargılama süreçlerinin hukuksuz işleyişlerine yönelik kaygıları, yargılamaların hukuk düzeni içinde işleyiş arayışları açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır.
İktidarları kendi 12 Eylül referandumlarının kampanyasının özeti kötü işleyen bir yargı düzeninde reform değil miydi? “
Yetmez ama evetçiler” bile bağımsız işleyecek bir yargı reformu uğruna iktidarlarının 12 Eylül Anayasası, yasal düzen paketi değişikliklerine oy vermemişler miydi? İktidarlarının güdümünde özel yargı gerçeğinin ürkütücü boyutlardaki insan hakları, hukuk devleti ihlalleri tablosu karşısında yeni yargı reformu paketleri ile aldatılır konuma düşmedik mi?

\n

***

\n

Başbakan Erdoğan’ın son ağır eleştirel açıklamaları, var olan hukuk düzeni, yargılama işleyişinde en göze batan hak-hukuk ihlallerinin olsun düzeltilebilmesine yönelik uyarılar içermiyor muydu? Ergenekon yargılamasının 18 Şubat günlü oturumlarında sanıkların hukuk çerçevesinde olmazsa olmaz içerikteki, kendi tanıklarını dinletme haklarının toptan gasp edilmesi içerikli değil miydi? Gerçeklikleri bilirkişi raporları ile masaya yatırılmamış bilişim kayıtlarının delil niteliklerinin sorgulanmaması ne anlama geliyordu?.. Terörist damgalaması ile tutuklu sanık eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un mektubunda altını çizdiği soruların; “Bu mahkeme adil mi? Mahkeme terörist Şemdin Sakık’ı muteber bir tanık olarak dinlemiş, buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanlığı’nı yapmış Işık Koşaner ile kuvvet komutanlarının tanıklığına itibar etmemiştir..” saptamasının yanıtı nedir?
Ucundan olsun yargılamaları izleyen biri olarak sorguluyorum; yargılamanın savunma ayağında, hukuk işletilse, sanıkların dinlenmemiş tanıkları dinlense, suçlamalarda kanıt yapılmış bilişim belgelerinin gerçeklikleri gerçekten taransa, iddianamenin odağındaki suçlamalar hangi boyutları ile hangi sanıklar için geçerli olabilecek? Çoğunluk yargısız infaza hedef olmuş, yıllarla tutuklu kalmış, ağır suçlamalarla damgalanmış sanıklar için, bu siyasi davalarda “
affedersiniz, haksızlık yapmışız” özrünün siyasal sorumluluğunu kimler üstlenecek?
Sinop’ta yaşananlar neyse ki şu ana kadarki gelişmeleri ile onarılmaz, geriye dönüşü zor yaralar açmamış gibi gözüküyor.. Cepheleşmenin tarafları yaşanmışlıkların birikimiyle, oynanan kirli siyasi oyunun altında kalmamaya yönelik kaygıları ile kimi geri dönüş adımları attılar.. Sinop’un en düşündürücü sonuçları içinde, siyasi sorumluluktan sıyrılma adına başkalarına yönelik karalamalar çamur atma, yalanlardaki sınır tanımazlık olmalı.. Cepheleşmede bu çok tehlikeli tırmanış oyununda gerçek başsorumlular aranırken aklın yolu çıplak cepheleşme taraflarına bakmak olmalı, değil mi? İktidarları sadece güvenlik sağlamada gerekçe yaratamayacak başsorumlu değil.. Bölgede Türkiye ortalamalarının üstünde seçmen çoğunluğuna da sahip. Elbet istihbarat, polis gücü avucunun içinde, muhalefeti suçlayarak sorumluluktan, cepheleşme oyununun başaktörü olmaktan sıyırabilecek konumda hiç değil..

\n

Tümü Şükran Soner - Son yazıları

Saray rejiminin dev dip dalgaları 18 Haziran 2019 Sal
Evdeki hesap çarşıya uymuyor 15 Haziran 2019 Cmt
Çürüme 11 Haziran 2019 Sal