Köşe Yazısı

A+ A-

Tutmasak da mı Saklasak?

1 Mart 2013 Cuma

“Devletin ve PKK’nin elindeki tutsaklar”.
Öcalan’ın “sürece” ilk harcı koyarken kayıtlara geçirdiği açıklama çok önemli.
Bu sözler, sürecin ileride
“zırt” diyeceği yeri de belirleyecek.
1-
“Tutsaklık” savaşan tarafları ve asker kişileri kapsıyor.
2- Bu ise
“devletler hukuku / savaş hukuku”nun da gözetilmesi anlamına geliyor.
3- Öcalan,
“Devletin elindeki tutsaklar” tanımıyla kendi statüsünü
Açıkça beyan ve ilan etmiş oldu.
Süreç ilerledikçe
“fiili mevkidaş” haline gelecek olan Başbakan Erdoğan bir hafta sonra uyanır gibi oldu.
Stajyer Türkçe öğretmeni edasıyla “
tutsak başka, tutuklu başka” diye bir açıklama yaptı.
Ama nafile.
Çünkü, Öcalan tutuklu değil, hükümlü.
Hükümlülüğü de ABD ortak operasyonuyla bir tür tutsaklık sonucu gerçekleşti.
Özetle..
“Devletin elindeki tutsak” kaydı, Öcalan’a yeri ve günü geldiğinde kaçınılmaz olarak yan çizme olanağı tanıyor.
“Mektuplar” Avrupa’nın da onayına sunulduğuna göre AB çevrelerinin ilerideki itiraz zemini şimdiden hazırdır;
“İradesi özgür olmayan, tutsak birinin attığı imza, verdiği söz bir hüküm ifade eder mi?”

\n

Sizi Gidi İçeriden Darbeciler...

\n

Dün bir 28 Şubat’ın daha yıldönümüydü.
Günün onuruna, iki komutan daha tutuklandı.
Böylece,
Erbakan’a dışarıdan darbe teşebbüsünde bulunan komutanlardan içeriye alınmamış kimse kalmadı.
Peki, Erbakan’a içeriden darbe yapanların durumu ne olacak?
Çünkü, Erbakan asıl darbeyi partisi içinden yedi.
Partideki en yakın yardımcıları..
TBMM’deki grup başkanvekilleri,
Milletvekilleri, belediye başkanları hocalarını siyaseten arkadan hançerlediler.
28 Şubat bir yönüyle de tam bir
“aile içi cinayet hadisesi” idi.
Ama failler suçlarını anında itirafçılığa yöneldiler:
“Biz zaten Milli Görüş gömleğini çıkarmıştık!”
28 Şubat’ı soruşturan özel yetkili savcılar bir de
Erbakan’ı içeriden ve arkadan vuranları kovuşturabilseler….
Milli Görüş gömleğini çıkaranların nerelerden, hangi güvenceleri alarak bu işi yaptıklarını soruştursalar!

\n

Erdoğan vs. Öcalan

\n

Tayyip Erdoğan on yıldır, kendisine denk bir rakip arayıp duruyor.
Bir ara cumhurbaşkanlığı rekabeti yüzünden
Abdullah Gül’ün rakip olacağı beklendi.
Ama bunun boş olduğu belli oldu.
Erdoğan’a sonunda demek bir başka Abdullah nasip imiş!
Takdiri ilahiden sual olunmaz.
Abdullah, zaten
“Allah’ın kulu” demek.
Bu arada okurlardan soranlar var:
- Öcalan neyin öcünü alacak ki?
Bilmek zor. Ama alabileceği öcü aldı sanırız.
O soyadı
Ahmet Türk’ünkü gibi bir “bürokrat şakası” olabilir.
Öcalan’ın Arapça karşılığı
“El Muntakim”..
Allah’ın 99 sıfatından birisi..
Daha sürecin başında, hadisli beyanat vermesi,
“İslami takılması”..
Tayyip Bey’i kendi silahı ile yenmek istemesinden...

\n

Şimdi Süreç Zamanı

\n

Tayyip Bey:
-
“Mart sonuna kadar bitmeli!” dedi.
Öcalan Bey’in acelesi daha fazla.
Onunkini de BDP Eş Genel Başkanı
Demirtaş açıkladı:
-
“Süreç iki üç haftada netleşmeli!”
Süreç, kulağa çok hoş gelen çok güzel bir sözcük.
Başlangıcı bile tam belli değil.
Sonu ise tarafların insafına kalmış.
Yani süreç fal gibi, muz gibi ne niyetle dinleniyorsa..
Ve yeniyorsa o anlama geliyor.
Süreç, Tayyip Bey için “
sonsuz yetkiyle donanmış bir başkanlık” koltuğu...
BDP/PKK/Öcalan için ise..
Mümkün olan her anlamda ve alanda Kürtlere özerklik/ özgürlük!
İki taraf da sağlamcı…
Sürecin, noter onaylı protokol ile veya Kuran’a el basarak tamamlanması mümkün değil.
Sürecin ucunu mutlaka anayasaya dayamak gerekiyor.
Tayyip Bey’in referandumun üzerinden 1 yıl geçmeden niye
“yeni anayasa” diye tutturduğu iyice anlaşıldı.
Ve TBMM’de Başkanlık kürsüsünde bile hakça temsil edilmeyen BDP’ye neden Anayasa Hazırlık Komisyonu’nda AKP, CHP gibi 3 üyelik verdiği anlaşıldı.
Anayasa görünürde TBMM’de hazırlanıyor.
Ama gerçek müzakeresi İmralı’da yürütülüyor!
Maddeleri ise öneriye önergeyle değil,
“Hapishane Mektupları” ile oluşturuluyor.
Mevzuatımıza göre, yetkililer görmeden/ okumadan hiçbir hükümlü cezaevinden dışarıya mektup yazamıyor.
Öcalan üç mektup yazdığına göre..
Üçü de yetkililerce görüldü ve uygun bulundu…
Ki ilgili yerlere ulaştırıldı..

\n

Kandil’e mektubu götüren BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder.
Öcalan’ın İmralı’da kendisine “
Sen bize lazımsın!” demesi boşuna değilmiş.
Terörle Mücadele Kanunu’na göre...
“Dağdaki eşkıyaya mesaj götürüp getirmek örgüte yardım ve yataklık suçu sayılıyor!”
Ama şimdi süreç zamanı..
Yasa da, anayasa da rafta ve lafta…
Erdoğan/Öcalan ittifakı bunu öngörüyor.
Öcalan,
“Hadisi şeriflerle süslenmiş” demeçler veriyor.
İmralı’ya giden milletvekillerinden biri (
Altan Tan), görüşmeden önce “namaz kıldığını” TV’den açıklıyor.
Milliyetçi sloganı değiştirme zamanı:
Hira Dağı kadar Müslüman
Kandil Dağı kadar Kürt’üz!

\n

\n

Tümü Ahmet Tan - Son yazıları

Gözün karnı var mı? 16 Haziran 2019 Paz
Onda on Reyiz... 9 Haziran 2019 Paz
Tek Adam deyip geçme 2 Haziran 2019 Paz