AB İkiyüzlülüğü Hiç Bırakmadı ki...

09 Kasım 2015 Pazartesi

Avrupa Birliği’nin ikiyüzlülüğü, Türkiye İlerleme Raporu’nu açıklamayı 1 Kasım seçimi nedeniyle ertelemesi nedeniyle ve yıllar sonra gündeme geldi.
Artarak süren kötü muamele ve basın özgürlüğüne yönelik saldırıların günlük uygulamaya dönüşmesi güçlü bir beklenti yaratmıştı.
Oldum olası Adalet ve Kalkınma Partisi’nden yana bir tutum sergileyen Avrupa Birliği, yaklaşımını sürdürdü ve sessiz kaldı.
“AB raporu açıklansaydı AKP’nin oylarına olumsuz etki yapar mıydı” sorusuna “Evet” yanıtın vermek de pek kolay değil. Tepedekiler açıkça söylemekten kaçınsalar bile, alttan alta yapılacak dinsel duyguları kullanma yaklaşımı “Gâvurlar da muhalefet partileri gibi bize karşı. Aman dinimizden ödün vermeyelim” söyleşileri belki de oy oranını daha da artırırdı.

***

Şimdi gündeme geldi, ama AB’nin ikiyüzlülüğü daha 2004 yılının eylül ayında başlamıştı.
Türkiye’nin, AB üyesi yapılmaması ama örgüte bağlı kalmasının sürdürülmesi politikasının ilk görünür uygulaması Türk Ceza Yasası’nın çıkarılması aşamasında yaşanmıştı. AB’nin oyalamaları neredeyse tıkanmış, yeni bir süreç başlatılması akla gelmişti. Türkiye’yle müzakere süreci, istenenler yapılırsa 2004 Ekim ayında başlatılacaktı. Ama en önemli koşul, Türk Ceza Yasası’nın değiştirilmesiydi.
AKP, Türk Ceza Yasası için 57’nci hükümet tarafından çok sayıda uzmanın uzun süren çalışmayla hazırlatılan tasarıyı bir yana attı ve kendi dinsel yaklaşımının öngördüğü bir tasarıyı ele aldı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile de çelişen tasarıyı allem edip kullem edip 29 Eylül 2004 günü yasalaştırdı.
Yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıma yetkisi olan herkesin eli bağlanmıştı, ve hiçbiri “müzakere tarihinin verilmesini engelledi” suçlamasının korkusuyla ağzını bile açamadı.

***

Türkiye’nin bugün yaşadığı hukuksuzluğun başlangıcı olan Türk Ceza Yasası’nı AB’nin nasıl karşıladığı sanırım unutulmamıştır. Avrupa Birliği yasanın değiştirilmesini “hukuk reformu” olarak övgüyle ve alkışlarla karşıladı.
Bu köşede birkaç kez dile getirdiğim, Avrupa Birliği ülkelerinden gelen her temsilci ve uzmana da, söze başlarken “Bugün geldiğimiz hukuk karmaşasında Avrupa Birliği’nin de payı var” cümlesiyle özetlediğim yaklaşım nedeniyle bugünlere ulaştık.
Avrupa Birliği’nin “reform” saydığı değişikliğin şerefine başlattığı müzakere sürecide geçen ay 11’inci yılını doldurdu. Süreç var ama müzakere yok. Dosyalar açılmıyor, açılmış olanlar da bir türlü kapatılmıyor. Öğle vakti atılan havai fişeklerle kutlanan AB üyeliğimiz, kimilerinin gelir kapısı olmayı sürdürüyor ama nedense AB kazanımlarından hızla uzaklaşmakta oluşumuzu ne AB yöneticileri ne de bizimkiler dert ediniyor.
Oysa Türk Ceza Yasası’nın ne hukuka aykırı yasalar, ne kurulan kumpaslar izledi. AB’den hiç eleştiri duydunuz mu?
Sanırım AB yöneticileri de ara sıra yaşanan kayıkçı kavgalarından mutlu oluyorlar.
Süreci yokuşa sürmekten memnunlar ve en kullanabilecek partinin AKP olduğu kanısını da koruyorlar...  


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017