Zamanla Yarışmak

16 Şubat 2014 Pazar

Zamanla yarışmak...
Sanatçılardır, yazarlardır bu işe kalkışanlar. Sanki her yazdığı dize, kısauzun öyküler yılları belki de yüzyılları aşacak. Hadi ordan dediniz mi, karşınıza hemen Şekspir’i, Moliere’ı, Balzac’ı, Stendhal’i çıkarırlar. İşte ölümsüzler, ölüme meydan okuyanlar...
Kişi bunu bile bile yapmaz, bir esintidir sanatçının dostu duyarlık. Ama niye duyarlık, neden, niçin!.. Otur sen oturduğun yerde, der bir yandan da içindeki şeytan. Var mı şeytan diye biri? Bir insan da olabilir, bambaşka bir yaratık da.
Kitapları yan yana dizdim. Öncesinden sonrasına karşımda duruyorlar. Hepsi işini çoktan bitirdiğine inanmış. Ama insanlar durmaksızın değişir, yenileşir. Daha doğrusu gençleşir. Yaşla başla değil, gerçekten başka bir şeydir yaşlılık ya da gençlik. Zamanla yarışımızda hiç kazanan olmamış. Öyle diyorlar akıllı adamlar. Ki onlar her şeyi bilir. Türk başbakanı Tayyip Bey’in topladığı akıllılar, yani onların deyişiyle akiller heyeti...
Başbakan olmak akıllı olmak mıdır? Dahası da cumhurbaşkanı seçilmek... Bunlar üstün insanlar mıdır? Sokakta karşılaştığınız da “A, bu o mu” dersiniz. Hiç uygun göremezsiniz Tayyip Bey’i padişahlık tahtında oturtmaya. Niceleri geldi geçti; oturduğu koltuk eskidi mi, çöpe atılır; yeni bir koltuk getirilir. Nedense iktidar koltukları çok değildir. Bir taneciktir. Kapan kapana o zaman. Sen seçimlerde önde çıktın, padişah yetkisini kullanman istendi. Kim kim? Sizler bizler, hepimiz. Gidip oy vermedik mi? Ama Tayyip Bey’e değil de kime vermişiz? Sen istediğin kadar ben sana oy vermedim, sen nerden çıktın de...
Yıllar geçti geçiyor. Takvim geldi, baktım yirmi birinci yüzyılın on dördüncü yılındayız. Kendi takvimime bakayım, o da aynı şeyi mi söylüyor diye! Evet, her şey aynı yolda, eğri de doğru da. İlkokul çantasını sırtında dolaştırdığın günler gibi, şimdi daha çok çanta taşıyorsun. Bir ömür geçecek fazla bir değişme olmadan. Hep aynı aynı, demiş şair...“aynı aynı aynı”.
Yaz dediler; yaz sabahtan başla, eski makinen seni bekliyor. Daha başkaları da geldi, ama hep o yaşlı arkadaş kaldı. Aç kapağını başla A’dan W’ye... Neyse ki bizim alfabemizde X diye bir harf yok. Akıllı insanlar o harfi yaşamımızdan çıkarmakla ne iyi etmişler. X’li yazıları o zaman nasıl okuyacaktık kim bilir. Haydi X’siz bir yaşamı aramaya.