Köşe Yazısı

A+ A-

İslamcıların tarih anlayışı

Paylaş
instela'da paylaş
20 Kasım 2015 Cuma

Cumhuriyet kurulurken, ulus devlet inşasına temel teşkil edecek bir “tarih tezi” kurgulandı, kurumlaştı, resmileşti. Gerçi bu tez, sekülerleşme adına İslamiyet öncesini fazla öne çıkardığı için bugüne kadar birkaç kez değişime uğradı, önce Menderes devrinde, sonra MC hükümetleri esnasında ve nihayet 12 Eylül darbesi sonrası “Türk-İslam sentezi” ile Atatürkçülük karışımı garip bir hal aldı. Şimdi, “Yeni Türkiye” inşasına eşlik edecek yeni bir tarih tezi oluşturulmaya çalışılıyor. Bu tez, İslamcı iddialı ama daha ziyade Türk-İslam Sentezi’nin bir türevi olan Osmanlıcılık şeklinde tezahür etmekte. Son zamanlarda, Selçuklu vurgusu da öne çıkıyor, zira zaten “Anadolu’nun İslamlaşması” esas alındığında Selçuklu ve Malazgirt’e geri gitmek gerekiyor. Tüm siyasi ideolojilerin temeline yerleştirilen tarih tezleri gibi bu yeni kurgu da fazlasıyla anakronik ve eklektik bir kurgu. Cumhuriyet’in tarih tezi Türklüğe seküler bir geçmiş bulmak adına nasıl Orta Asya dönemini “milli”leştirdi ise, Yeni Türkiye tezi de, yazın dili Farsça olan Selçuklu’yu ve milliyetçilik icat olmadan Osmanlı’yı “milli”leştirmeye çalışıyor.
Tüm milli tarihler ister seküler vurgulu, ister dinsel kimlik vurgulu olsun, geçmişi kesintisiz bir süreç olarak kurgular ve mevcut iktidar iddiası “şahlanış” olarak resmedilir. Aslında, tüm yeni toplum inşası çabaları, kendini merkeze alarak sadece geçmişi değil, diğer yandan geleceği kurgular. Mevcut iktidar iddiası kökü geçmişte, devamı gelecekte olacak biçimde merkezlenir ve bu yolla meşrulaşır.

Hayır mı şer mi?
Nitekim, AK Parti çevresi, 1 Kasım seçimini, yeni milli tarih’in dönüm noktası olarak işaretledi. Bu anlayışa göre, kesintisiz devam etmekte olan “milli tarih” “yüzyıllık bir parantezi” kapatarak, kaldığı yerden yola koyulmuş oldu, o halde şimdi, söz konusu olan “tarih yazma” rolünü tekrar üstlenmek. Ortalık, Türkiye’nin, milli çizgisi olan AK Parti ve tabi önderi Erdoğan liderliğinde, “meşum” parantezi kapattıktan sonra tekrar “tarih yazma”, tarihi rolünü oynamaya başlaması iddiasından geçilmiyor. Her yeni toplum inşası iddiası, bu türden bir anlayışla yola çıkar, buraya kadar şaşacak bir şey yok. Tuhaf olan, modern düşünceyi eleştiri ile yola çıkan İslamcılığın tarih kavrayışının fazlasıyla “modern” olması. Bir milletin (isterse buna ümmet süsü verilsin) veya şahısların tarih yazması modern tarih kavrayışının ifadesidir. Tarihin belli bir akışının olduğu fikri dahi İslami anlayışa uygun düşmez, daha doğrusu İslamiyette de tarihin belli bir akışı vardır fakat Sünnetullah’ı bilemeyiz. Tam da bu nedenle, yapıp ettiklerimizin hayra mı, şer’e mi hizmet ettiği konusunda da son kertede biz hüküm veremeyiz. Müslümanlardan beklenen, hayır olduğuna inandıkları yolda davranmaları, şer olduğuna inandıkları işlerden kaçınmalarıdır. Bu çerçevede davranmaya çalışmak mükellefiyettir, ancak eylemlerimizin takdirini biz belirleyemeyiz. Doğru olduğunu düşündüğümüz eylemlerimize dair hüküm vermek bize düşmez, hele bunların tarih içinde kıymetini biçmek bizim kabiliyetimizin dışında bir iştir. İlahiyatçı olmaya gerek yok, sıradan bir inanç sahibi, dünyadaki ve tarihteki yerini bu ölçüler içinde kavramak mecburiyetindedir.

Modern ideoloji
Oysa, İslamcılık, bir tepki olarak da tezahür etse, tepki duyduğunu tersinden yeniden üreten, modern bir ideolojidir ve tarih anlayışı da bu şekilde şekillenir, şekilleniyor. Dahası, İslamcıların “otantik” İslam adına merkeze aldıkları kavramların pek çoğu 19. yüzyılda Batılı (özellikle İngiliz, Alman ve Rus) Oryantalistlerinin ürettikleri kavramlardır. Özellikle İngilizler ve Ruslar, 19. yüzyılda sömürgecilik üzerinden yönetmek durumunda oldukları geniş Müslüman nüfusları anlamak ve onları bir düzene sokmak arayışı ile Almanlar ise, onlarla rekabet edebilmek ve Müslüman nüfus içinde müttefikler bulmak adına, bugün İslamcıların sarıldığı pek çok kavramı yeniden tanımladılar. Halifelik kavramının bugün dolaşımda olan anlamı bu kavramlara dahildir. Bu mevzu çok uzun, burada bırakayım.
Böyle bir konuyu gazete köşesinde mevzu etmek istemezdim, ama gün geçmiyor ki iktidar yanlısı gazetelerde İslamcı iddialı kalemler, tarih mevzusuna girmesin. Girmeye giriyorlar da, işin içinden çıkamadıklarına dair bir not düşeyim dedim.

Tümü Nuray Mert - Son yazıları

‘Yeni devlet’ 7 Ağustos 2017 Pzt
Müftü nikâhı ve İslami rejim 4 Ağustos 2017 Cum
‘Hans’ın ne dediği’ 31 Temmuz 2017 Pzt