Köşe Yazısı

A+ A-

Seçim zaferi yetmemiş...

21 Kasım 2015 Cumartesi

Saray, sayısız koalisyon çözümüne açık, Meclis’te olabilecek en demokratik siyasal dağılımı üretmişken seçim yenileme fetvasını verdi... Çok başarılı siyasi taktik hesaplarıyla da AKP yönetim iradesine el koymuş, güçlü oyla, Meclis’te güç ağırlığı yakalamış üç muhalefet partisinin siyasal çelişkilerinden uzlaşmazlığın çıkmasına katkıda bulunarak.. 1 Kasım seçimlerinde kendileri için bile sürpriz olan İktidarları güç tazelenmesini elde etti... Cumhurbaşkanlığı bu büyük zaferin göz kamaştırıcılığında, İktidarlarının icraatlarının her süreci, atılmış her adımında, halen yürürlükte olan anayasal, hukuk devleti düzeni ağır ihlallerine yenilerini kamuoyunun gözünden uzak tutma gereksinimini bile duyumsamıyorlar...
Nasılsa 21. yüzyıl otoriterleşmesi modelinde, ülkenin rejimini değiştirmede bugüne kadar halkın gözüne gözüne sokularak yapılmış ihlallerin bedellerinin ödetilmesi söz konusu değil gibi geliyor. Seçmen çoğunluk oyları ile yaşamın her alanına yönelik hak hukuk ihlallerinin siyaseten aklandığı, yürünen, daha da ileri gidilerek yürünmek istenen yollarda toplumsal desteğin bir biçimde sürdürülebilirliği gibi bir sonuç çıkarılıyor.. Açıkçası “Ben yaptım oldu” dayatması, çözümsüzlük, cepheleştirme, dünya dengelerindeki olumsuz değişimlerden de çok ağır beslenen sorunlar yumağında, panikte, çaresizlik, çözümsüzlük kaygıları, korkuları ağır basan bireyler, kitleler, toplumsal örgütlenmelerin üzerine, şiddet, baskı, tehdit, güç dayatması ile gidildikçe ezilmenin, teslim almanın kolaylaştığı varsayılıyor...
Bir de dünya çapında tek kutuplu düzenin, emperyalizmin yaşamakta olduğu büyük kırılmanın dünyayı sarsan gidişi var ki... Kuralsız düzenin kuralsız savaşlarında, gelinen, dev silahlı güçlerin kanlı terör eylemleri karşısında aciz kaldıkları kaosun sonuçları var ki... İşgal edilerek çıkarlar adına kurtarılması öngörülmüş ülkelerin tümü iç savaşlar kaosu, bataklığında paramparça... Yetmemiş, kanlı terör eylemleri zengin Kuzey dünyasının ülkelerini de ateş sarmalına çekmiş... İnsan hakları, hukuk devleti, demokrasi, insanlığın var oluşuna ilişkin tüm değerler altüst... Gücü gücü yetene...

***

Yangından mal kaçırma kapışmasında, malını kurtarma ile yağmacılık arasında ayrımın yapılabildiğinden, ülke iktidarlarının ülkelerinin insanlarının haklarına öncelik verip vermediklerinin sorgulamalarının, hesaplaşmalarının yapılabildiğinden kuşkulu günler yaşanıyor... Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen, paralel hesaplaşma adına operasyonların, ülkemizin hukuk devleti düzeni, demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğüne ilişkin eleştirilere gelen yanıt çok açık, bir o kadar çarpıcı; “Bana ihanet ettiler” yanıtı yeterli sayılıyor... İktidarlarının ortak sorumluluğunda söz konusu olmuş, şimdilerde paralel terör örgütü gündemli yok etme hesaplaşmasının gerekçelendirilmeleri daha bir çarpıcı... Halen yürürlükte olan Cumhuriyet rejimi kurumlarını yok edici haksız, hukuksuz cezalandırmaların iddianameleri, tersine çevirme ile yeni terör örgütü cezalandırılmalarının aracı yapılmış... Ortak sorumluluğun içindeki AKP iktidarları, yönetim kadrolarından ses soluk çıkmıyor... Şimdilerde paralele yüklenen bir önceki dönemin ağır suçlarının tıpkısının aynısı haksız-hukuksuz yöntemler geçerli oluyor...
Garabet bu ülkenin aslında hep çoğunlukta olan, ama örgütlü siyasal muhalefet cephesi oluşturamayan, demokrasi, insan haklarından yana olan sesleri, barış içinde birlikte insanca yaşam koşullarını sallayan gidişe karşı caydırıcı duruşu henüz sergileyemiyorlar. Bir başka garabet gelişme de, 21. yüzyıl otoriterleşmesinde ezilen İktidarları cephesindeki çoğunluğun, biat kültürünün baskılamasında, asıl çaresizlik, korkuyu yaşıyor olmaları... İktidarlarının oluşturduğu zincirlerin halkalarının arasında sıkışıp kalmaları..
Cumhurbaşkanlığı’ndan, kurulacak AKP hükümeti için kamuoyuna dönük “senkronizasyon” uyarısı geliyor. Başkanlık rejimine acele geçiş dayatmaları her gün yineleniyor... Seçim zaferi yetmemiş... Devleşen sorunlarla yaşanabilecek patlamalardan ödler kopuyor...