Köşe Yazısı

A+ A-
Aydın Engin

Sistemi mi tartışacağız, başkanı mı?

23 Kasım 2015 Pazartesi

Siz hiç herhangi bir AKP’linin ya da AKP medyasından bir namlı yazarın “Başkanlık sistemi”ni tartıştığına tanık oldunuz mu?
Ben olmadım.
Başkanlık sistemi üstüne AKP kanadından büyük Türk düşünürü Recep Tayyip Erdoğan’ın “Parlamenter sistem artık işe yaramaz. Bize mutlaka başkanlık sistemi lazım” diye özetlenebilecek inciler duyduk ve bu AKP tayfasına yetti de arttı bile.
Nitekim başkanlık sisteminin en ateşli taraftarı, bir başka büyük Türk düşünürü Burhan Kuzu hazretleri de aynı cümleyi evire çevire tekrarlıyor ve AKP tayfası da “Yav adam koskoca profesör. Herhalde bir bildiği vardır” hesabıyla başkanlık sisteminden yana saf tutuyorlar…
O yüzden de “başkanlık sistemini tartışalım” önerisi onları öfkelendiriyor.
N’apalım. Öfkelenirlerse öfkelensinler. Bu onların derdi.
Biz işimize bakalım ve sahiden tartışalım…

***

Belli başlı iki buçuk sistem var.
Bir: Parlamenter sistem. Kimi ülkelerde kör topal yürüyor (mesela bizde), kimilerinde tıkır tıkır işliyor (mesela İskandinav ülkelerinde).
İki: Başkanlık sistemi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sistem.
İkibuçuk: Yarı başkanlık sistemi. Fransa’daki sistem böyle anılıyor.
Haaa, bir de AKP’lilerin ne olduğunu anlamadıkları, o yüzden de anlatamadıkları, ama bilgiç bilgiç üfürdükleri bir sistem daha var: Türk usulü başkanlık sistemi…
Eğer başkanlık sistemini ciddi ciddi tartışacaksak, bu sonuncuyu, yani Türk usulü başkanlık sistemi mavalını tartışma dışı bırakalım…

***

Başkanlık sisteminde seçilmiş bir başkan var.
Çok yetkili sanılıyor.
Değil. Hukukla, hem de çok ayrıntılı kural, yasa ve ilkelerle pekiştirilmiş bir hukukla kuşatılmış bir başkan bu. Bir ülkeye büyükelçi tayin etmek için bile parlamentodan izin ve onay almak zorunda olan bir başkan…
Hukukla kuşatılmışlık sadece yasalarla, kurallarla değil Yüksek Mahkemenin gücüyle de somutlanıyor. Bizdeki gibi beğenmediğin HSYK’yi, Yargıtay’ı, Danıştay’ı, Anayasa Mahkemesi’ni yandaş yargıçlarla donatma olanaklarının düşünülemediği, Sayıştay’ı devre dışı bırakmaya kalkanlara “deli muamelesi” yapılacağı bir Yüksek Mahkeme’den söz ediyorum.
Tayyip Erdoğan böylesi bir sistemde başkan olsa daha ilk günden istifayı ya da intiharı düşünmez mi?

***

Selahattin Demirtaş ve Kürt siyasal hareketi içinde onun dillendirdiği çizgiyi savunanlar “Başkanlık sistemini tartışabiliriz. Ama tek adam yönetimi sistemine şimdiden hayır” diyorlar.
Buradan “A-ha işte Kürtler pazarlığa oturdular” sonucunu çıkarmak gerçeği değil, gönlünden geçeni, bilinçaltında yuvalanmışı dile getirmektir.
Tamam, Kürt siyasal hareketi içinde de sahiden pazarlığa oturmayı düşünebilecek kimi kişi ve gruplar var. Demokratik özerklik deyince maske takıp hendek kazmak ve belediye başkanlarının okuduğu bir sayfalık metinlerle “Biz yaptık oldu; ilan ettik, bitti”yi anlayanlar var. Onlar acaba Öcalan’ın demokratik özerklik üstüne tezlerini bir kez daha okusalar, anlayamıyorlarsa doğru anlayan birilerine danışsalar daha iyi olmayacak mı?

Tümü Aydın Engin - Son yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum 9 Eylül 2018 Paz
25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018 Per
(Siyasal) İslam ve demokrasi 15 Ağustos 2018 Çar

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Burhan Kuzu, Selahattin Demirtaş