Köşe Yazısı

A+ A-
Ayşe Emel Mesci

Hayata anlam yüklemek: Neriman Samurçay

23 Kasım 2015 Pazartesi

[Haber görseli]

Gerçek bir cumhuriyet kadını gitti, hakkında yazılmış bir kitabın başlığında dendiği gibi “Cumhuriyet’le Büyüyen Kadın”dı o. Cumhuriyet ile yaşıttı; Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en önemli kazanımlarından biri olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe bölümünün ilk kadın mezunlarındandı; sonra psikoloji okumuş, doktorasını Fransa’da yapmış, uzun yıllar DTCF Psikoloji Bölümü başkanlığını yürütmüş, Türkiye’nin ilk kuşak psikologlarından biri olmuştu.
Türkiye’de psikoloji alanının duayenlerinden Prof. Dr. Neriman Samurçay’ı kaybettik birkaç gün önce.
Kendisini tanıyanlar tarafından, sokakta yanından geçseniz size bir iyiliği dokunur, diye tarif edilen bir güzel, bir hoş, bir derin insanı, gerçek bir değeri kaybettik.
Öğrencileri onu DTCF’de fötr şapkası, fuları, kusursuz makyajı ve nüktedanlığıyla, hoş sohbetiyle hatırlayacaklar. Onu yakından tanıma mutluluğuna erenler insan ve sanat sevgisini nasıl harmanladığını, yaşamı tüm sevinçleri ve ıstıraplarıyla nasıl kabullendiğini, sarsılmaz azmini, cıvıl cıvıl zekâsını, akrostişli şiirlerini hiç unutmayacaklar. Onun hastalıklardan, özel ve genel acılardan, ameliyatlardan geçerken hastalarıyla ilgilenmekten veya bir dostuyla oturup iki çift tatlı söz etmekten ya da evine gelen misafirin önüne bir kâğıt kalem koyup “Çiz bakalım bana bir ağaç” demekten nasıl vazgeçmediğini hep anımsayacaklar.
İşi algılarlaydı Neriman Hoca’nın, duygular, algılar ve diyalog... Çizilen ağacın, duvardaki tablonun, sahnedeki oyunun gerisindeki yaşam öyküsüne ulaşmak, algılardan yola çıkıp gerideki gerçeğe varmak ve diyalog kurmak... Gerek mesleki üretiminde, gerekse kendi yaşamında tam bir “diyalog insanı”ydı. Hem de engin bir hoşgörü ve sevgiyle kurardı diyaloglarını, kendisiyle, çevresiyle, tüm dünyayla.
Resim çok büyük bir yer tutardı hayatında, psikoloji/ psikanaliz, felsefe ve resim sanatı arasında dolaşıp durur, bu yolculuğun ara duraklarını da şiirler oluştururdu. Çünkü hayata anlam yüklemenin önemini iyi bilirdi Neriman Hoca. O muzip gülümseyişin, ironisi hiç eksik olmayan tatlı bakışların, her şeyi alaya alabilme yeteneğinin arkasında, aslında hayatı son derece ciddiye alan bir “hoca” dururdu.

Onunla zenginleştik
İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış “Sanatta Psikanaliz” kitabında şöyle diyordu Neriman Samurçay: “Sigmund Freud’un, Jean Cottraux’nun, Jean-Paul Sartre’ın ve daha nice araştırmacıların açıklamaya çalıştıkları doğrultuda biz, varlık olarak, nesnelere anlam yüklemekte ve böylece onlara ‘var olma’ olanağı sağlamaktayız. Varlık ancak, bizim onunla ilgili olarak elde ettiğimiz verilere göre gerçek bir ‘varoluş’a erişmektedir. Bu da bize, gerçekte, kendimize özgü varoluş bilincimizin, evrenin varoluş bilinci içinde, ayrılmaz bir yer tuttuğunu göstermektedir. Bu anlamda, felsefeyi, psikolojiyi ve özellikle psikanalizi asla sanattan ayıramazsınız.”
“Bir sanat ürünü gerçekleşip de gün yüzüne çıkmışsa, dünyada bir şeyler değişmiştir” diyen Neriman Samurçay çok önemli dersler vererek gelip geçti bu dünyadan. “Cumhuriyet’le Büyüyen Kadın” diyalogu, paylaşmayı, sevgiyi, işini ve dünyayı ciddiye alırken mizahı da unutmamayı öğreten sayısız anı bırakarak gitti.
Şundan eminim: Neriman Samurçay değdiği her yaşamda kolay kolay silinmeyecek izler bıraktı. O kurduğu diyaloglarla çoğaldı, biz de onunla zenginleştik.
Çünkü mesele hayata anlam yüklemeyi bilmektir aslında.

Tümü Ayşe Emel Mesci - Son yazıları

19 Mayıs 2019, saat 19.19... 20 Mayıs 2019 Pzt
Bu hasret bizim 6 Mayıs 2019 Pzt
12 Öfkeli 22 Nisan 2019 Pzt