Köşe Yazısı

A+ A-

Kapitalizm kâğıttan kaplan değildir!

25 Kasım 2015 Çarşamba

"Kapitalizm kâğıttan bir kaplandır!”
Gençlik yıllarımda Mao’nun bu sözünü pek bir severdim. Yıllar içinde, kapitalizmin kâğıttan bir kaplan değil, gerçek bir yok edici olduğunu anladım. Dünyayı yok etmek için kurgulanmıştı. Şimdi bizim kapitalistlerin bir bölümü, Ali Koç, Bülent Eczacıbaşı, Zeynep Bodur, birdenbire kapitalizmden yakınmaya başladılar. Geçmiş olsun, kirlileri sokağa döküldüğünde pek bir utanacaklarına eminim. Onları bir yana bırakalım, küresel kapitalizm her sıkıştığında (sıkışmak sistemin doğasında vardır), yepyeni yollar dener. Şimdi bu sistemin nasıl işlediğine bir göz atalım. Çok basit, sistem gerçekten insanoğlunun ihtiyaçları için değil, kendini semirtmek için vardır. Bu sistem insanoğluna dört bir yandan saldırır. Uluslararası gıda, ilaç, kozmetik ve silah sanayii itici güçtür. Reklamlar, filmler ve medya olmazsa olmaz enstrümanlarıdır. [Haber görseli]
Şimdi en basitinden başlayalım. Yıllar önce New York’ta uluslararası kozmetik üreten dev bir şirketin araştırma bölümünde dolaşıyordum. Birden yüz kadar her yaştan, her ırktan insanın hiç durmadan önlerindeki saçları taradığını gördüm. Tuhaf bir görüntüydü, yanlarından geçtim, yakalarındaki adlara baktım, hepsi prof. düzeyindeydi. Yaptıkları iş ise dünyanın her yerinden gelmiş saçları değişik formüllü şampuanlarla yıkamak ve taramaktı. Kısaca dünya kadınlarına “al bunu kullan!” diyecek yeni bir şampuan ve boyalar için yarışıyorlardı. Sonra öğrendim, dergilerin, filmlerin etkisiyle “erkekler sarışınlardan hoşlanır” bilgisi öyle sinsi bir biçimde yayılmış ki, örneğin Uzakdoğu’da 4 milyon kadın sürekli saçlarını sarıya boyuyorlarmış. Ansızın bize geldim, esmer insanlar olmamıza rağmen ne kadar çok kadın saçlarını sarıya boyatıyor. Saç boyamak bir ihtiyaç mıdır? Hayır ama kapitalizm bizim bunu bir ihtiyaç olarak algılamamızı sağlar. Araştırmalara da Afrika’da her altı dakikada bir açlıktan ölen çocukları bir yıl yaşatacak parayı harcar.
Kapitalizmin el attığı en önemli alan gıdadır. Çokuluslu gıda şirketleri, insanın yaşamak için ihtiyacı olmayan gıdalar üretirler. Buna sigara şirketlerini de katalım. Çok acımasızdırlar. İnsan sağlığına zararlı olduğu artık ayan beyan gıdaları piyasaya sürerken, iktidarları satın alıp, ülkelerdeki sağlıklı gıdayı öldürürler. Çünkü ilaç şirketlerinin de hastalara ihtiyacı vardır. Örneğin Türkiye, tütününe, şeker pancarına ve haşhaşına kota getirilmiş bir ülkedir. Adıyaman, Söke, Tokat bunun için yoksullaşmıştır.
Kapitalizmin en vazgeçilmez sektörü ise silah artı maden sektörüdür. Silah ve maden şirketleri mallarını satmak için her şeyi yapar. Başkanları öldürtür, toplumları böler, suni savaşlar çıkarır; insanlar ölmüş umurunda değildir o sadece kâr hanesine bakar!
Evet kapitalizm anlatmakla bitmez. Her yerde her zaman tetiktedir. Sendikaları, sivil toplum örgütlerini sevmez. Ya onları yok eder ya da kendiajanlarıyla istediği yönde kullanır. Ülkemiz de bu korkunç ağın içinde, en çok etkilenen ülkelerden biridir. Ama hepimizin birey olarak (hiç küçümsemeyin) bu doymak bilmeyen sistemi zayıflatacakişler yapmamız mümkündür. Örneğin, ihtiyaçlarınız nedir? Bir liste yapın ve bu listeye sadık kalın. Pastanelerden, marketlerden mısır şekeriyle tatlandırılmış gıdaları almayın. Çok canınız çekiyorsa kendiniz evde yapın. Adıyaman tütününü sarıp içmeyi deneyin. En önemlisi, yeni çıkan akıllı telefonların ne gibi artıları olduğuna bakmadan satın almayın! Hadi başlayın!

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

‘Haberin olsun karnını doyurmam!’ 19 Mayıs 2019 Paz
Seni nankör sermaye seni! 12 Mayıs 2019 Paz
Vicdanlarımız ve türkülerimiz meydanlardaydı! 5 Mayıs 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ali Koç, Bülent Eczacıbaşı