Köşe Yazısı

A+ A-

Ortadoğu batağı

26 Kasım 2015 Perşembe

Maazallah ya bu Rus uçağı olayı, soğuk savaş döneminde olsaydı!
Her neyse, son olay bir kez daha gösterdi ki, “Ortadoğu batağında şaha kalkan kıçın kıçın batar”. Saddam’la başlayan koca ABD’ye uzanan her olayda görürsünüz bu sözün doğruluğunu.
Şu anda da, Rusya ile Türkiye bir kez daha anlıyorlar aynı gerçeği.
Türkiye, Suriye ve Irak’tan sonra, arkasından gelenlere uzak ara fark atarak ön sıralarda yer alıyor Ortadoğu batağına saplananlar listesinde. Ankara’nın, bölgede işlerin bu noktaya gelmesini tek başına önleyebilecek bir güç olduğunu kimse ileri süremez. Ama Türkiye’nin 12 yılda dış politikada geldiği yerin mimarı olan bugünkü iktidarın, içine düştüğü krizi kendi açısından yönetmekte, olayları kavramakta ehil olmadığı görülüyor. Zaten bu noktada eleştiriliyor.
Türkiye, Atatürk’ün, Cumhuriyet diplomasisinin temel ilkesi haline gelmiş olan “yurtta barış, dünyada barış” ilkesi doğrultusundan ayrılmamalıydı.
Bu ilke boş bir slogan olmayıp özellikle Ortadoğu için yaşamsal önemdeydi.
Ne var ki Türkiye, ilk Körfez bunalımından yani Özal döneminden beri bu doğrultudan sapmış, macera peşine düşmüştür.

***

Böyle bir aymazlığın nelere mal olabileceğini ise yaşayarak görmüş bulunuyoruz. Salt, katkımızla yerle bir edilen Suriye’den gelen milyonlarca göçmen bile, aklımızı başımıza getirmeye yeterdi, eğer başa devşirilecek akıl olmuş olsaydı.
Türkiye hiçbir biçimde, bölgede çatışan güçler arasında taraf olmamış olsaydı, badireyi çok daha az hasarla atlatabilirdi.
Ama Ankara bunu yapmadı ve bu yüzden de ABD de dahil bütün aktörler tarafından zaman zaman eleştirildi.
İflah olmaz “Esad” takıntısı ve “bir koyup üç alma” saplantısı olmasaydı, Ankara bugün Moskova ile böyle bir gerginliğin içine düşmek durumunda kalmazdı.
Genelkurmay’ın yaptığı açıklamada belirtildiğine göre, Rus uçağı çeşitli kez uyarılmış olmasına karşın ihlalini sürdürdüğü için düşürülmüştür.
22 Haziran 2012 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait F4 Phantom keşif uçağı Suriye’nin Lazkiye kentinin 8 mil açığında düşürüldükten sonra Ankara bölgedeki yeni angajman kurallarını açıklamıştı. Buna rağmen yine de şu soru geçerliliğini korumaktadır:
- Uçağın düşürülmesi illa şart mıydı? Başka önlemlere başvurulamaz mıydı?
Nitekim daha önce de benzer olayların üstesinden başka yöntemlerle gelinmişti.

***

Gerginlik tırmanırken bu olasılığın önceden kestirilmesi gerekirdi.
Olmadı.
Putin’in yapısını bilenler, şimdi gelinen noktada Moskova’nın gerginliği daha da tırmandıracağını, Türk-Rus ilişkilerinin mutlaka yara alacağını görürler.
Putin’in büyük bir çıkışla “bölgede ben de varım” dedikten sonra uçağının düşürülmesi olayını hiçbir şey olmamışçasına içine sindirmesi beklenemez. Olayları trmandırmakta her iki tarafın da kendilerine göre haklı gerekçeleri olabilir ama çıkarları yoktur.
Artık olayı hiç olmamış kılmak mümkün olmasa bile hasarı sınırlı tutmak mümkündür.
Neyse bu olayla Türkiye ardından da Rusya bir kez daha gördüler ki, Ortadoğu batağında şaha kalkan kıçın kıçın batar.
Türkiye’nin bu alanda uğrayacağı hasarın boyutlarının daha da büyümesini engellemek için bölgedeki yerini, rolünü iyi saptaması gerekir ki, şimdiye dek çeşitli defalar kanıtlandığı üzere bu iktidar o işi doğru dürüst yapamayacaktır.

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

Gitse Fethullah, gelir Methullah 19 Temmuz 2019 Cum
‘15 Temmuz’u doğru okumak 16 Temmuz 2019 Sal
Değişen coğrafya, artan yalnızlık 12 Temmuz 2019 Cum