Köşe Yazısı

A+ A-

'Ilımlı İslam'dan 'Askeri Vesayet'e Türk Modeli…

9 Temmuz 2013 Salı

“Le Monde”un eski genel yayın yönetmeni Jean-Marie Colombani; “Türk Modeli” başlığıyla kaleme aldığı yazısında (8 Temmuz, El Pais); “ılımlı İslam”la yola koyulanTürk modelinin, heyhat neye niyet… neye kısmet… ani ve sert bir virajla “askeri vesayet Türk modeline” dönüştüğünü söylüyor. Durumun farkında olan Erdoğan’ın Kahire’deki gelişmelerin sırf bu nedenle en sert tenkitçisi olduğunu hatırlatıyor.
Erdoğan damgalı Türk modelini -kısaca-
“demokratik oyunun kurallarına uyma becerisi gösteren İslamcılara güç transferi modeli” şeklinde tanımlayan Colombani, “Model ne var ki Kahire’den önce laik şablon etrafında biçimlenen devleti ve halkı İslamcılaştırmaya kalkan iktidara direnen Türkiye’de (Gezi Direnişi’yle) sarsıldı” diyor. Mısırlıların önünde eğer bugün bir Türk modeli varsa, o da bildiğiniz eski askeri vesayet modelidir… diyerek tabloyu tamamlıyor.
Colombani’nin önemle altını çizdiği nokta, gerçek demokrasilerin doğum yeri Avrupa dururken; böylesi acı savrulmalara açık olan bir taklit modeli (Türk modelini) örnek almanın çelişkileri...
Le Monde’un eski genel yayın yönetmeni, resmi bir ziyaret için halihazırda Tunus’ta bulunan
Hollande’ın, Kuzey Afrika’da, kısaca bu sebeple “yüzünüzü gene bizim gerçek demokrasilerimize çevirin” lobisi yaptığını ve güçlü bir Avrupa çıpası adına teminat sunduğunu belirtiyor.
Zarlar tekrar atılırken, Fransızlar, eski nüfuz alanlarını anlaşılan hızla yeniden tahkim etmek peşinde. Bu tabii, bir
Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu markası taşıyan “Türk modeli”, iflas ettiği için mümkün oluyor.
“Stratejik derinlik” düşleri, çölde serap gibi bir bir tebahhur ederken; “Türk modeli” üzerinde inşa edilen dış politika hayallerinin sıfırlanışına tanık oluyoruz.

\n

‘Jeostrateji: Batı’dan bağımsız cephe kırıldı’

\n

Aynı gazetede bir gün önce okuduğum bir diğer yazı nitekim “Mısır’daki rejim değişikliğiyle, İslamcı rejimlerin jeostratejik planda Batı’dan bağımsız olarak yaratmış oldukları cephe böylece kırıldı!” diyor ve ekliyordu:
“2012 Kasımı’nın Gazze savaşından sonra beliren söz konusu cephe (Mısır’ın yanı sıra) Türkiye, Katar ve Tunus’u da içermekteydi!”
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande tarafından şimdi ivedilikle markaja alınan Tunus, darbeyi izleyen saatlerde
Mursi ile arasına hızla mesafe koydu.
Katar’ın
“61 yaşındaki emiri” de Batı telkini ile yerini; Kahire’deki rejim değişikliğine atik tetik ayak uyduran “deneyimsiz genç emir”e bıraktı…
“Türk modeli” bu durumda iyot gibi ortada kaldı…
AKP hükümetinin,
“Kahire darbesini” şimdi kendisine yapılmış gibi hissetmesi ve yaşaması, o kadar boşa değil yani.
Darbe salt Mursi’ye değil, Müslüman Demokratlara ve Müslüman Demokratların sponsorluğunu yapan tüm kesimlere yapılmış oldu.
Ancak bu çok karmaşık bir komplo değil.
Ayan beyan her şey ortada. Medyayı takip eden herkesin anlayabileceği şekilde, açıkça yazılıp çiziliyor, konuşuluyor.
Ne var ki Gezi sonrasında yaptığı gibi sağda solda sürekli komplo arayan AKP iktidarı,
“Biz nerede hata yaptık” sorusunu sormaya bir türlü yanaşamıyor.
Gerçekçi olmayan ve boyunu aşan neo-Osmanlıcılık projelerinin, şimdiye dek salt bela getirdiği olgusuyla örneğin yüzleşemiyor. \t
İletişim devriminin şekillendirdiği yeni gençlik ve yeni siyaset anlayışlarını karşılamaktan çok uzak
“ileri demokrasi” söylemlerinin gülünç kaldığını kabul edemiyor.
Hal böyle olunca başta doğum yeri olmak üzere, sözde ilham vermiş olduğu Arap Baharı ülkelerinde
“model” artık hepten rafa kaldırılıyor.

\n

‘Askeri darbeden önce Mursi yargı darbesi yaptı’

\n

Bundan sonra ne olur?
Mısır’daki kanlı gelişmeler ve bir kâbus senaryosu olan
“Cezayirleşme” ihtimali karşısında, ileriye dönük yorum yapmak zor.
Batılı gözlemciler; şimdiye dek Arap Baharı coğrafyasındaki gelişmeleri geri plandan izleyen Washington’ın bundan böyle eli mahkûm daha
“aktif” olacağını söylüyorlar.
Önceki gece izlediğim Amerikan CNBC TV’de, ABD yönetimine yakın isimler; Mısır’ın Batı çıkarları için gözden çıkarılamaz önemde bir ülke olduğunu,
Obama’nın gelişmelerle ister istemez daha yoğun ve doğrudan ilgileneceğini söylüyor; tipik bir Amerikan pragmatizmiyle “önemli olan Mısır’ı kimin yönettiği değil, nasıl yönettiğidir!” diyorlardı.
Mursi’yi deviren “askeri darbe”den önce, Mursi’nin kendisinin bizzat bir “yargı darbesi” yapmış olduğunu hatırlatan konuşmacılar; şimdiye kadar izlenen Ortadoğu politikalarının sil baştan gözden geçirileceği işaretini verdiler. Sonucun “siyasi İslam” için kötü olduğunu ilan ettiler, çarenin -ABD’nin bölgedeki yeni çizgisi olduğu anlaşılan- “farklılıklara açık ve farklılıkları kucaklayan politikalarda” yattığını söylediler.

\n

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt