Celal Üster

Tuvalet ve adalet...

01 Aralık 2015 Salı

Can Dündar, tutuklandığı gece yaşadıklarını Silivri’de kaleme aldığı bir mektupla anlattı. 28 Kasım günü Cumhuriyet’te yayımlanan mektup, gerçek bir gazetecinin gazeteciliği hiçbir koşulda elden bırakmayacağının somut kanıtıydı.
Can’ın mektubu, haksız bir tutuklamanın ardından hapse götürülüşün gerilimli ortamına karşın, soğukkanlılığını hiç yitirmeden, insani ayrıntıları mizahla gözlemleyerek yazılmış, dahası edebi tatlar içeren bir “Adalet Sarayı’ndan Silivri’ye” röportajıydı.
Ama beni en çok etkileyen şu birkaç satır oldu: “Kibar bir sivil polis, ‘Bir ihtiyacım olup olmadığını’ sordu kapıda:
‘Adalet’ dedim.
O ‘tuvaleti’ kastetmiş...”
Olanca gerginliğime karşın kahkahalarla gülmekten alamadım kendimi. Gülerken de, 12 Mart’ın karanlık günlerinden bir sahne geçti gözümün önünden.
Selimiye Kışlası’nın tuvaletsiz koğuşunun kalın kapısına yumruğunla vuruyorsun. Kapı gıcırdayarak açılıyor, iki irikıyım inzibatın arasında, yüksek tavanlı taş koridorda uzun uzun yürüdükten sonra tuvalete varıyorsun.
Klozete oturuyorsun; ama kapı açık kalacak. İnzibatın gözleri üstünde. “İhtiyacını” öyle gideriyorsun. Eh, “ihtiyacını” giderince de bir sigara yakayım diyorsun. Sigaran var, ama kibritin alınmış. İnzibattan ateş istediğinde, seninle konuşmasının yasak olduğunu anlıyorsun. Ağzı kilitli. Put gibi.
Birazdan, yan tuvaletin üstünden birkaç kibritle bir kibrit kutusunun fosforlu kenarı atılıyor senin tarafa. Sigaranı yakıp derin bir nefes çekiyorsun. Özgürlüğü çekiyorsun içine...
Can’ın sigara içmediğini biliyorum. Hatta, “Nerden çıkardın şimdi sigarayı!” diye sitem bile edebilir. Ama “tuvalet” deyince bu sahne geldi aklıma, ne yapayım...
Peki, Can’ın sivil polisle o kısacık konuşmasında, birbiriyle uyak yapan “tuvalet” ve “adalet” sözcüklerinin yan yana gelmesi bir rastlantı mı? Şu yaşadığımız günlerde rastlantı değil bence. Tam isabet!..  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018

Günün Köşe Yazıları