Köşe Yazısı

A+ A-

Orhan Veli'den Günümüze...

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Önce geçmişe gidelim.
Yıl 1954. Demokrat Parti’nin (DP) adına ihanete başladığı dönem.
Haydarpaşa Lisesi’ne Göztepe’den trenle gidiyoruz. Bir sabah istasyona gittiğimizde Ankara yönündeki peronda aralıklarla askerlerin beklediğini gördük.
Öğrendik ki ülkemizi ziyaret eden Yugoslavya Devlet Başkanı
Tito, trenle Ankara’ya gidecekmiş. Ankara’ya kadar demiryolunun kenarına 100 - 200 metre aralıkla askerleri dizmişler. Alınan önlem güvenliği sağlamak kadar, komünistlerin gösteri yapmasını da engellemek.

\n

***

\n

Aynı süreçte uygulanan bir başka önlem, her olay sonrasında ya da önemli günlerin öncesinde komünistleri gözaltına alıp sonra salıvermek.
Kıbrıs görüşmeleri sırasında Dışişleri Bakanı
Zorlu’nun Londra’dan çektiği telgrafla destek istemesi üzerine 6 Eylül 1955 günü başlatılan gösterilerin kontrolden çıkmasıyla gece faciaya dönüşen ‘vurkır’ın ardından suçu solculara yıkma çabası bir başka somut örnek.

\n

***

\n

Yassıada Davaları’nın duruşmalarını Dolmabahçe’den kalkan Paşabahçe ve Dolmabahçe gemileri ile gidenler izliyor.
Her duruşma günü, salonda ayrılan yer sayısı kadar sanık yakını götürülüyor. Uygulama, kararların açıklanacağı gün de sürdürülüyor.

\n

***

\n

Aradan yıllar geçiyor ve Ergenekon karar duruşmasının yapılacağı gün yaklaşıyor.
2 Ağustos Cuma günü, hafta tatilinin başlamasına dakikalar kala, İstanbul Valisi’nin ağzından duruşmalara sanık yakınlarının ve izleyicilerin alınmayacağı açıklanıyor. Açıklama bir tehdidi de içeriyor:
“Yasağa karşın gidecekler suç işlemiş olacaklar!”
Sanık avukatlarının, mahkeme böyle bir karar aldıysa haberleri yok. Olduğunda da tatil başladığı için itiraz hakları yok!
Adındaki adalete ihanete yıllar önce başlayan AKP’nin
‘ileri demokrasi’ döneminde komünistlerin yerini Atatürkçüler alıyor.
Sabah sabah Aydınlık gazetesine Ulusal Kanal’a, İşçi Partisi’ne ve Türkiye Gençlik Birliği’ne baskınlar başlıyor. Evlerde arama ve gözaltılar yapılıyor.
Karar duruşmasının herkese açık yapılması kuralı, önceleri alınmış yüzlercesi gibi usul yasasını yok sayıyor.
Yassıda Duruşmaları’nı yerden yere vuranlardan itiraz yok, aksine destek var.
Silivri’deki cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonuna giden yollara kilometrelerce, önceden teller çekilip barikatlar oluşturulmuş.
Devlet kendine ve yargıya güvenmiyor. Ya da yapılanların gaddarlığının ve hukuksuzluğunun yüzlerine bir kez daha vurulacak olmasından korkuyor.
5 Ağustos’un gidişi daha da hızlandırmasından,
‘Gezi Parkı Ruhu’nun giderek güçlenmesinden duyulan korku dağı, taşı sarıyor.

\n

***

\n

Orhan Veli Kanık (1914-1950) yıllar önce neredeyse bugünleri görmüş. “Ciğercinin Kedisi” adlı şiirini “komünistsin” sözcüğü yerine “Atatürkçüsün” diye okursanız Demokrat Parti döneminden Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçişle, girişte aktardığım saptamaların bugün de geçerli olduğunu görürsünüz.
“Uyuşamayız seninle yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisisin ben sokak kedisi
Senin yiyeceğin kalaylı kapta;
Benimki aslan ağzında;
Sen aşk rüyaları görürsün, ben kemik
Ama seninki de kolay değil kardeşim;
Kolay değil hani;
Böyle kuyruk sallamak tanrının günü;

Cevap

- Ciğercinin kedisinden sokak kedisine-
Açlıktan bahsediyorsun;
Demek ki sen komünistsin.
Demek bütün binaları yakan sensin.
İstanbul’dakileri sen
Ankara’dakileri sen...
Sen ne domuzsun sen!”

\n