Köşe Yazısı

A+ A-

Gugukun Hukuku...

8 Ağustos 2013 Perşembe

Ergenekon Davası’nda verilen kararlara son noktayı AKP Ağrı Milletvekili Mehmet Kerim Yıldız koydu:

\n

“Çok derin meseleler gördünüz. Bir de dün. Başbakanımız, hükümetimiz sayesinde Ergenekoncuların başına neler geldiğini gördünüz. Eskiden böyle bir şey olmazdı.”
Bir başka milletvekili de televizyonda Orgeneral
Başbuğ’a verilen cezanın gerekçesini kendince açıklayıverdi:
“AKP’nin kapatma davasında etkin rol oynamıştı.”

\n

***

\n

“Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir” derler ya.
Ergenekon kararlarının nasıl geleceği de Balyoz Davası ile Prof. Dr.
Rennan Pekünlü’ye verilen cezadan ve Yargıtay’da onanmış olmasından belliydi.
Hukuk kavramına yeni içerik ve anlam kazandıran uygulamalar, daha doğrusu hukuksuzluk
“Hükümete karşı darbe düzenlendi” sözlerinin gündeme getirildiği 2003 yılındaki gizli gizli yürütülen yasa değişikliği çalışmaları ile başlatılmıştı.
Önce ortaya yeni Türk Ceza Yasası Tasarısı çıktı. Onu Terörle Mücadele Yasası, Tanık Koruma Yasası izledi.
İş yetenekli savcılar bulmaya kalmıştı. AKP ve cemaat işbirliği ile onlar da bulundu ve çark dönmeye başladı. Hukukun geldiği noktayı iyi anlayabilmek için Pekünlü Davası’nı irdelemek sanırım yeterli olur.
Benim deyişimle
“sıkmabaş”, genel deyişle “türban” konusunda dincilerin savaşımı yıllar öncesine dayanıyor.
10 Aralık 1988 tarihinde kabul edilen 3511 sayılı yasa ile Yüksek Öğretim Yasası’na
“Yükseköğrenim kurumlarında ... çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttirbölümü eklendi.
Ancak Anayasa Mahkemesi
“Kamu kuruluşlarından sayılan Yükseköğretim kurumlarındaki bayanların giyimlerini düzenlerken, başörtüsü kullanımına, dinsel inanç nedeniyle geçerlik tanımakla, kamu hukuku alanındaki bir düzenlemeyi dinsel esaslara dayandırmak suretiyle laiklik ilkesine aykırılık oluşturulmuştur. Laik devlette hukuk düzeninin dinsel gereklerle sağlanıp sürdürülmesi benimsenemez gerekçesiyle eklenen bölümü iptal etti.
Ardından 1990 yılında 3680 sayılı yasa geldi. Ve denildi ki:
“Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.”
Anayasa Mahkemesi bu kez iptal başvurusunu, önceki kararına gönderme yaparak, anayasanın da yasa olduğunu vurgulayarak yürürlükteki yasalara uyulacağı gerekçesiyle reddetti.
Siyasetçiler hukuku doğru olmasa da amaçlarına uygun biçimde yorumlayabilirler.
Yargı aynı yöntemi uygulayamaz. Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcı kararı değişmedikçe yok sayamaz.
Ama Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Pekünlü için yerel mahkeme hapis cezası verdiğine, Yargıtay Dairesi de onadığına göre iktidarın etkisiyle yeni bir hukuk dönemine girdiğimiz anlaşılıyor. Çünkü cezanın nedeni derse türbanlı giren öğrenciler hakkında tutanak tutup dekanlığa bildirmesi...
Hayırlı ve uğurlu olsun.

\n

***

\n

“Adalet eliyle siyasi intikam” nitelemesiyle değerlendirilen son kararın gözler önüne serdiği gerçekleri şöyle özetleyebiliriz.
* Mahkûm edilen gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri ile ilgili olarak yargılandıkları kesinleşmiştir.
* Rektörler ve hocalar, türbana karşı çıktıkları için suçlanmışlardır.
* Komutanlar, laiklik ilkesine sahip çıkmanın ceremesini ödemektedirler.
Bu sonuca kafadan varmadım. İktidarın ve Fethullahçıların sözcüsü yayın organlarının yorumlarından öğrendim.
Ayrıntılı bilgi isteyenlere not:
“Sıkmabaşın Başağrısı, Cumhuriyet Kitapları, Mart 2008”

\n