Köşe Yazısı

A+ A-

Hamam mı değişecek tellaklar mı?

Paylaş
instela'da paylaş
30 Aralık 2015 Çarşamba

Büyük kurultay öncesi, sırası ve sonrasında yine birkaç Tırmık yazmak nasıl olsa zorunlu. O yüzden şimdilik CHP’ye demir atmış, pehlivan tefrikasına dönmüş Tırmık’lara iki haftalık bir ara verelim.
CHP’de mahalle kongreleri çoktan bitti. Hemen hepsinde blog liste denen seçim yöntemi uygulandı. Yani kazanan kendi takımıyla birlikte kazandı.
İlçe kongreleri de çoktan bitti. Hemen hepsinde yine blog liste yöntemi yeğlendi. Yani kazanan kendi takımıyla…
İl kongreleri de bitti. Hemen hepsinde yine blog liste yöntemi yeğlendi. Yani kazanan kendi takımıyla…
Şimdi CHP, büyük kurultaya hazırlanıyor. Orada çarşaf liste mi yeğlenecek, blog liste mi bilemiyorum. Ancak mahalle, ilçe ve il kongrelerinde blog liste yeğlendikten sonra “Kurultay’da seçimler çarşaf liste ile olsa ne olur, olmasa ne olur” diye sorsam haksızlık mı etmiş olacağım?
Başka türlü sorayım: 93 yaşına girmiş, neredeyse 50 yıldır sosyal demokratlaşma çabası içinde gitgeller çizen CHP’nin sorunu kişiler mi, ilkeler mi?
“Eski hamam eski tas, sadece bazı tellaklar değişti” dedirtecek bir kurultay mı yaşayacağız yoksa sahici bir sosyal demokrat parti yönünde bir sıçramaya mı?
Göreceğiz…

***

Yüzde 25’lik bir seçmen kitlesinin ötesine geçemeyen (bir zamanlar yüzde 42’yi bulduğunu unutmayın) CHP’yi kişi ve kişiler mi kurtaracak, yoksa ilkeler, sosyal politikalar ve ideolojik çizginin netleşmesi mi?
“Abi bu CHP’den ne köy olur, ne kasaba. CHP bitmedikçe bu memlekette gerçek ve iktidar seçeneği oluşturabilecek bir muhalefet mümkün olmayacak” cümlesi pek yaygın. Hele son günlerde iyiden iyiye yaygınlaştı.
Böyle bir cümle kurup arkaya yaslanmak kolay.
Evet kolay, dahası yanlış…
Bir kere CHP’nin kendiliğinden bitmesi söz konusu değil. Kaldı ki yüzde 25’lik bir seçmen kitlesinin yönelebileceği güçlü bir seçenek ortada yokken ve ülke kan göllerine dönmüşken çözümü siyaset sahnesinde eksilmiş bir CHP’de aramak yanlış olduğu kadar haksız da…
Vahşi kapitalizm dönemlerine dönüş olarak da tanımlanabilecek neoliberal akımlara, serbest piyasa ekonomisi tanrısına tapan siyaset bezirgânlarına karşı etnik ve dinsel farklılıkları aşabilen, demokrat ve halkçı bir muhalefette bir damlayı bile feda edemeyeceğimiz günler yaşıyoruz.
Kaldı ki CHP bir damla değil.

***

Peki ama CHP ne?
“12 Eylül Anayasası’nın ilk dört maddesi kırmızı çizgimizdir” deniyor. Parti içinde bu konuda ciddi ve derinlemesine bir tartışma yaşandı mı?
Sosyal demokrat bir parti ile “6 Ok” örtüşür mü, bazı noktalarda çelişir mi? Parti içinde bu konuda ciddi ve derinlemesine bir tartışma yaşandı mı?
Ve en önemlisi…
CHP hangi sosyal demokrasiye dönüşmek istiyor?
Sosyal demokrasinin köklerine, kuruluş yıllarındaki ilke ve hedeflerine mi?
Yoksa Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) 1959 Bad Godesberg Kongresi’nde kapitalizmi aşma hedefinden vazgeçip kapitalizmin haksızlıklarını, adaletsizliklerini olabildiği kadar hafifletmeyi hedef olarak belirleyen “yeni sosyal demokrasi”ye mi?
Yoksa 1998’de Leipzig Kongresi’nde serbest piyasa ekonomisini benimsediğini utangaç bir dille de olsa açıklayan sosyal demokrasiye mi?
(Örnekleri Alman Sosyal Demokrat Partisi’nden verdim. İyi ettim. Alman Sosyal Demokrat Partisi bütün sosyal demokrat partilerin anasıdır. Kurucularını gösteren parti soyağacının en tepesinde Marx ve Engels yer alır. SPD’nin benimsediği yeni bir çizgi, Marx ve Engels’in kemiklerini sızlatacak bir çizgi bile olsa bazı küçük farklarla bütün Avrupa sosyal demokrat partilerince benimsenir).
Yoksa CHP bütün bunların dışında yeni ve özgün bir sosyal demokrasi yorumu mu geliştirecek?
Bu sorulara cevap vermeden, parti yönetimindeki kişiler üstünden yürüyecek tartışmalar “Hamama ve taslara el sürmeyip tellakları değiştirmekten hiçbir şey çıkmaz” diyenleri haklı çıkarır…
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’de bir arayış, bir yenilenme çabası gözleniyor. 16 Ocak’ta toplanacak büyük kurultay bu çabada bir sıçrayışa mı ebelik edecek yoksa yine birkaç tellak değişikliği ile mi sonuçlanacak?
Göreceğiz…

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Kemal Kılıçdaroğlu