Köşe Yazısı

A+ A-

Rezil de Olurlar Rüsva da, Üstelik Kaçarlar da

03 Mart 2014 Pazartesi

Hak yerini buldu... RTE, rüşvet ve yolsuzluk çukurunda debelenenlerin salıverilmeleri üzerine bu sözleri etti... Yineleyelim: Hak yerini buldu. Ne hakkı demeyin... Burada ne kul hakkı, ne insan hakkı, ne yetim-yoksul hakkı, ne din hakkı, ne hukuk ve yasa hakkı söz konusu... Sadece, iktidar olanların, iktidarda bulunmasının, halka, devlete, Hazine’ye bir diyeti olarak, rüşvet ve yolsuzluk hakkından bahsediyoruz...
Şu “hakka” bakın: Sarraf ve bakan çocuklarına tahliye kararı veren ve bu kararı vermek için de uygun yere konan tek kişilik mahkeme yargıcı, Facebook sayfasında “Allah uzun ömür versin, uzun adam” diye RTE’ye gönderme yapıyor... Eeee, şüphesiz ki bu çabaları karşılıksız kalmayacaktır...
Hak nasıl yerini bulur? Mahkemelere yandaş hâkim yerleştirerek...

***

Tepede rüşvet ve yolsuzluk Tükiye’ye yabancı mı? İlk kez mi? Hayır tabii ki! Demirel (yeğen-hayali mobilya ve destekçilerine devlet kıyakları), Özal (ve prensleri), Çiller, Yılmaz dönemleri... Ama en örgütlüsü, en zirvesi, en milyarlarca Avro ve dolarlısı, en bakanlısının ve başbakanlısının da içine bulaştığının çok güçlü kanıtlısı, bu iktidar döneminde oldu...
RTE, oğlumu da dinlemişler diyor... Ortaya çıkıyor ki, hepinizin bir halk ombudsmanı tarafından mutlaka dinlenmesi gerekiyormuş... Tepelerde çevrilen dolapları bu milletin başka türlü öğrenmesi nasıl mümkün olabilirdi? Bugüne kadarki dinlemelerde hep gümbürtüye gidenler muhalifler, aydınlar, kesilip biçilecekler ve kodese tıkılacaklar olmuştu... İlk kez dinlemeler sonucu halkın saklanan gerçekleri öğrenme olanağı doğdu!
Temiz siyasete, daha kaliteli bir devlet ve ülke yönetimine, demokrasiyi iyileştirmeye, ülkeyi yolsuzluk bataklığından korumaya giden yollardan biri, istesek de istemesek de, bir iktidar çatışmasından kaynaklanan ve çoğu yasal olan dinlemelerin açıklanmasıdır ve halka sunduğu yeni fırsatlardır... Düşünün, böyle bir iktidar yıllarca yönetimde, halk da ortalık güllük gülistanlık sanıyor ve durmadan destek veriyor...
WikiLeaks belgelerinin açıklanmasıyla da toplum, millet, seçmen, yönetimlerde olmayan bütün insanlık kazanmamış mıydı ve bir saydamlık sağlanmamış mıydı?

***

Hüseyin Çelik, bütün yapılan demokrasi dışılıkları, yolsuzluk ve rüşvet olaylarını, medya özgürlüğüne baskıları meşrulaştıran, yağlayıp ballandırarak aslında bunların çok iyi şeyler olduğunu bu millete yutturmaya kalkan, o baş propagandist, örneğin RTE’nin televizyonları bizzat arayarak nasıl yayın yapacaklarını emreden telefon konuşmaları için, montajdır demiyor...
Ama rüşvet ve yolsuzluk seslerine montajdır diyor.
Çünkü orada savunulamayacak ve doğrudan suç olan, doğrudan mahkemelerin konusuna giren konuşmalar var...
RTE de montajdır diyor, ama oğlumun konuşmalarını dinliyorlar diyerek bir yandan da mağdur rolüne çıkıyor!
Bu ses kayıtları yüzde yüz doğru...
- Zaten ses kayıtlarını internet ortamından temizlemeye başladılar... şüphesiz ki onlar temizledikçe, onlar ulaşılabilecek yeni yerlere konacak ve halkın bilgisine sunulacaktır. Bununla baş edemezler... Eğer sahteyse nedir bu telaş?
- Dün baktım Meclis’te Beşir Atalay, mart sonunda halk size sandıkta yanıtı verecek diyor. Yolsuzluk ve rüşvet için temizleme ve hesap verme yeri sandık değil, yargıdır, mahkemelerdir...
- “Biz rüşvet ve yolsuzluk yaptık, ama sandığa gidelim, halk bakın bizi nasıl destekliyor, aklıyor” derseniz eğer... o zaman da,
- Örneğin hırsızlar da mahkeme ve aklanma yeri olarak sandık ister. Derler ki, “İşsizlikten eve ekmek götüremiyorum, çoluk çocuğum aç, bu nedenle çaldım; halka soralım, suçlu muyum suçsuz mu...” Valla aklanma olasılığı yüksek, en azından ben haklısın derim!
- Katiller, “Öldürmeseydim onursuz, on paralık insan olarak yaşayacaktım; halka soralım, haklı mıyım haksız mı...” deme hakkı doğar...

***

AKP bu yolu açıyorsa o halde halka götürelim, sandık koyalım ve o karar versin:
İktidar başının, bakanlarının, çocuklarının; çevreleri, destekçileri ve yandaşlarının, rüşvet ve yolsuzluk yapma hakları mıdır, yoksa değil midir?

***

Dün Kanat Atkaya’nın yazısında, Murathan Mungan’ın şu sözü vardı: “Bu ülkede her şey olabilirsiniz, ama rezil olamazsınız...”
Dün yine sosyal medyada bir söz dolaştı: “Bence mahkeme haklı, hırsızların kaçma şüphesi yok. Bir hırsızın bu ülkeden kaçması için geri zekâlı olması lazım.
Hoş sözler, ama sadece şu anı anlatıyorlar...
Siyasi yolsuz ve rüşvetçiler rezil de olacaklar rüsva da; bu ülkeden de kaçmak zorunda kalacaklar...

                       
OKUR NOTU:
Kenan Yumurtacı: Dünkü yazınızda RTE’nin sesi üzerine değerlendirmelerinizi okurken anımsadım: Mario Puzo romanlarından uyarlanan “Baba” seri filminde Marlon Brando’nun, oğlu ve adamları ile kısık bir sesle konuştuğunu anımsadım...
Bir Okur: 30 küsur ülke gördüm, maalesef en kötüsü burası. Burada fakirlik bir devlet politikası, çağdaş yaşam bir sorun ve en acısı hırsızlık ayıp olmaktan çıkmış, imkânı olup da yapmayana aptal muamelesi yapılır olmuş...