Köşe Yazısı

A+ A-

Enver’in torunları

Paylaş
instela'da paylaş
27 Ocak 2016 Çarşamba

İktidar, PYD’nin Cenevre’deki Suriye konferansına katılmasına karşı. Sebep? Davutoğlu, CNN’e konuşmuş. PYD, PKK’nin uzantısı diyor. “Onları meşru ortak olarak görenler, bölgenin gerçekliğinde yaşamıyorlar. Hiç kimse bizi, bu insanların barış istediğine ikna edemez” diye de devam ediyor.
İktidarın, PYD’yi Cenevre’den uzak tutma çabası başarıya ulaşabilir mi? Bölgede önemli bir güç olan PYD’nin katılmadığı bir müzakere ne derece sağlıklı olur?
Davutoğlu, PYD’nin IŞİD’e eşdeğer bir tehdit unsuru olduğuna kimi ikna edebilir?
Şayet PYD bir terör örgütüyse iktidar o örgütün lideri Salih Müslim’le hangi sıfatla Türkiye’de defalarca görüştü?
Salih Müslim’le sürekli görüşüldüğü vakitler, iktidara çok yakın bir gazeteci iktidarın görüşünü şöyle özetlemişti:
“Güneyde bir topluluk var. Bunları yok saymak ya da muhatap almamak söz konusu değil. Geçmişte Talabani ve Barzani’ye uygulanan bir sistem var. Salih Müslim’le de irtibat kurulabilir.”
PYD dün liderinin devlet makamlarını ziyaret ettiği, “ilişki kurulabilir” bir örgüt olarak değerlendirilirken bugün neden terör örgütü?
PYD, terör örgütüyse iktidarımız o terör örgütüne askeri destek verilmesine neden aracılık etti?
Şu haberin üzerinden bir buçuk sene geçmedi:
“Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin YPG güçlerine destek için peşmerge güçlerini Kobani kentine gönderme kararı alması üzerine Erbil’den Şanlıurfa’ya havayoluyla gelen grubun Kobani’ye geçtiği bildirildi. Yerel kaynaklara göre, saat 1.30 sıralarında Şanlıurfa’ya gelen peşmerge güçleri Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) güvenliğinde Suruç ilçesinde bulunan Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan Kobani’ye geçti.”
PYD bir terör örgütüyse, iktidar hangi gerekçeyle MİT eliyle güvenlik sağladığı peşmerge güçlerinin Kobani’ye girmesine aracılık etti?
İktidar bir terör örgütüne yabancı bir ülkeden gelen silahlı kuvvetlerin destek vermesi için koridor açmasını nasıl izah edecek?
Bu nasıl bir terör örgütü ki liderini neredeyse devlet protokolüyle karşıladınız. Bu nasıl bir terör örgütü ki peşmerge güçlerini kendi ellerinizle kendi sınır kapınızdan geçirerek o terör örgütüne yardım etmeye gönderdiniz?
Şayet PYD bir terör örgütüyse iktidar terör örgütüne destek vermiş demektir.
Hem de öyle böyle bir destek değil, hem peşmergenin geçişine hem de askeri mühimmatın PYD’ye verilmesine aracılık etmekten bahsediyoruz.
PYD terör örgütüyse o dönem bu aracılığı yapanlar hakkında soruşturma açılacak mı?
Lideriyle görüştüğü, askeri desteğe aracılık yaptığı örgütün PKK ile ilişkisini şimdi mi öğrendi iktidar?
Yoksa bütün mesele, iktidarın cici cihatçılarına güvenli bölge kurulmasına PYD’nin çomak sokması mı?
İktidarın “cici cihatçılarının” bulunduğu Cerablus hattına PYD’nin geçmesi mi?
HDP’nin seçimlere parti olarak girerek anayasa değişikliği için gerekli milletvekili sayısından AKP’yi mahrum etmesinin ve Suriye’de kurumsallaşmaya başlayan Kürt varlığının iktidarda büyük bir panik yaratması mı?
İktidarın zikzaklı, beceriksiz dış politikası sözünün kıymete alınmaması neticesini doğurdu.
Bölgenin ağabeyliğine soyunan Türkiye, Suriye’de etki yapabileceği neredeyse hiçbir aktör ve alan kalmamış bir pozisyonda.
İşte bir gün Öcalan’la müzakere masasına oturursun ertesi gün 90’lara rahmet okutursun.
Bir gün PYD’ye askeri destek yollarını açarsın, ertesi gün “ama o terör örgütü” diye homurdanırsın.
Cihatçı biraderlerine güvenli bölge kurup orayı da TOKİ ile donatmak gibi bir hayali dış politika zanneden bu kadro muhtemelen Enver Paşa’dan sonra gördüğümüz en kifayetsiz dış politika kadrosu.
Yazık ki bu çapsız kadronun entelektüel komplekslerinin ceremesini bütün memleket beraber çekiyoruz.
Abdülhamit’i ecdat bilmişler, gel gelelim en fazla Enver’in torunular.
“Askeri kırdıran” Enver Paşa’nın.