Köşe Yazısı

A+ A-

Geçmişteki İftiralar(!)

6 Mart 2014 Perşembe

Zaman geçince geçmişte yaşanmış olayların bir bölümünü unutuyoruz. Ya da öyle bir unutturma furyası başlatılıyor ki pek çok kişide büyük bir başarıyla “sütten çıkmış ak kaşık” algısı oluşturuluyor.
Yassıada duruşmalarını izleyen gazeteci grubundan eylemli gazeteciliği sürdüren üç kişi kaldık. Ustalarımızdan Sami Kohen, kıdemdaşım Taylan Sorgun ve ben.
2011 yılı Yassıada yargılamalarının sona erişinin 50’nci yılıydı.
“Görülmemiş kalkınma” ve “Nurlu ufuklar” söylemlerinin arkasına gizlenmeye çalışılan yolsuzluk, usulsüzlük, zimmet, görevi kötüye kullanma gibi hukuksal değeri olmayan, “yüz kızartıcı suçlar” tanımı kapsamında sıralanan suçlarla ilgili belge ve tanıklıkları özetlemeye niyetlendim. Sonra duygusal bir yaklaşımla vazgeçtim.
Son günlerde ortaya dökülenler yok sayılmaya çalışılırken kimi uzmanlar(!) “Demokrat Parti’ye de aynı iftiralar atılmıştı” demeye başladılar. Yaratılmaya çalışılan ortam nedeniyle geçmişi anımsatmanın farz olduğunu düşünüyorum.

***

“Köpek Davası” ve “İstimlak Yolsuzluğu Davası” gerekçelerini önceki iki yazıda özetlemeye çalıştım.
Ama yüz kızartıcı suçlarla ilgili iddialar doğal olarak bunlarla sınırlı değil.
Sanıkların adlarını ve gerekçeleri açıklanarak verilen mahkûmiyet kararlarını anmadan, Yüksek Adalet Divanı’nın davalara koyduğu adlarla sıralayıvereyim.
1- Arsa Satışı Yolsuzluğu Davası (Pendik ve yöresi)...
2- Zimmet ve İrtikap Davası...
3- Vinylex Ortaklığı Yolsuzluğu Davası...
4- İpar Transport Şirketi Döviz Kaçakçılığı Davası...
5- Türk Parasını Koruma Kanunu’na Aykırı Hareket Davası...
6- Örtülü Ödenek Davası...

***

Bende ustalarımdan Mehmet Ali Yalçın’dan (1920-1980) kalan Yüksek Adalet Divanı karar gerekçelerinin çoğaltılmış özgün tutanakları var.
Ama kararlar “Yüksek Adalet Divanı Kararları” adı altında Kabalcı Yayınevi tarafından 2007 yılında yayımlandı. Tam 905 sayfa. Ardından da sanıkların ayrıntılı kimlik listesi geliyor.
Başkan Başol’u suçlayarak gerçekleri yok saymaya çalışanlara, Sevgili Uğur Mumcu’nun deyişiyle “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” özelliklerinden kurtulmak isterlerse okumalarını salık veririm.
Hem kararların hangi belge ve tanıklıklara dayandığını hem de Başkan Salim Başol’un kimlerin mahkûmiyet kararlarına karşı aklanmaları gerektiği yönündeki, kimlerin de cezalarının artırılması kararına karşı, karşı oy kullandığını öğrenmiş olurlar...