Köşe Yazısı

A+ A-

Aşındırma siyaseti ve Bonapartist darbe

Paylaş
instela'da paylaş
09 Şubat 2016 Salı

AKP iktidarının gayri resmi fetva makamı olduğu iddia edilen Hayrettin Karaman, Yeni Şafak’ta 4 Şubat’ta yayımlanan yazısında, sorunu açıkça ortaya koydu: “Baştan söyleyeyim, bu komisyondan ve bu Meclis’ten yeni bir anayasa çıkmaz.” Bu, Karaman’a özgü bir görüş değil, somut durumun soğukkanlı analizini yapan herkesin tespiti. Altı ay süre verilen anayasa komisyonunun esas işlevi, müzakere yoluyla anayasayı değiştirme fikrinin kamuoyunda iyice aşınmasını sağlamak olacak.
Karaman, yazısında, yeni anayasanın ne bu komisyondan ne de bu parlamentodan çıkma ihtimali olmasını, üç nedene bağlıyor. Birincisi, Karaman’ın kelimeleriyle, “Doğu’da HDP’nin devlet içinde devlet kurmak istemesi. Bu görüş, Müslüman Türk çoğunluğun Kürt sorununu, terör, şiddet konularından çok daha derinde yatan, katı bir merkeziyetçi yönetim saplantısı içinde algıladığını bir kez daha gösteriyor.
Karaman’ın öne sürdüğü ikinci engel, CHP ve MHP’nin yürürlükteki anayasanın başlangıç ve ilk dört maddesine dokunulmasına bütünüyle karşı olmaları. Halbuki Karaman’a göre, bir vesayet ifadesi olan “Atatürk ilke ve inkılapları” anayasadan kaldırılmadığı sürece demokratik-çağdaş bir anayasa çıkarılması ve vesayetten kurtulunması mümkün olmayacaktır. Buradan AKP’nin anayasa önerisinin bu ilkelere ve inkılaplara referans vermemesi, bunlardan ilham almaması gerektiğini anlıyoruz.
Hayrettin Karaman aslında yeni bir şey söylemiyor. Bunun İslamcı muhafazakâr iktidarın esas görüşü olduğunu zaten yıllardır biliyoruz. Demokraside her görüşe tahammül etmek gerekir. Sorun, bu ilkelerin yerine Hayrettin Karaman ve onu izleyenlerin koymak istediklerinin, Atatürk ilke ve inkılapları olarak tanımlananlardan daha tahakkümcü, özgürlükleri kısıtlayıcı ve din referanslı ahlak vesayetini öngören ilkeler olmasında yatıyor. Esas tıkanma, Atatürk ilke ve inkılaplarının anayasal referans olmasına son verilmesi fikrinden değil, İslamcı muhafazakârlığın ilkelerinin ve bir medeniyet restorasyonu inkılabı özleminin referanslarının bunlara ikame edilmesi arzusundan kaynaklanıyor. Hayrettin Karaman’ın hangi ilkelerin temel referans olması gerektiği konusunda görüşleri hep açık oldu.
Yazıda belirtilen üçüncü engel, başkanlık sisteminin her türlüsüne muhalefet partilerinin karşı çıkmaları. Karaman’a göre, bunun tek nedeni, muhalefetin Erdoğan takıntısı. Bu iddia bugün AKP çevresinde ve iktidara yakın medyada sık dile getiriliyor. Halbuki başkanlık sistemi projesini Şef’in vücuduna uygun elbise dikme gereğinden bağımsızmış gibi kabul edip, Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ni değerlendirmenin bir anlamı olmayacağını her şeyden önce AKP’liler biliyor. Özel görüşmelerde bunu açıkça dile getiriyorlar. Türkiye’de birçok sorunun yanında, bir de azim bir Erdoğan sorunu olduğunu da.
Hayrettin Karaman’ın öngörüsü doğruysa, o zaman iktidar neden komisyon oyunu oynatıyor? Sorunun yanıtı AKP anayasasının 330 oy çoğunluğu sağlamaması durumunda yatıyor. Tayyip Erdoğan’ın başlattığı, toplumu başkanlık sistemine ikna etme kampanyasının başka dinamikleri o zaman devreye girecek. Kürt sorununda giderek artan ve önümüzdeki aylarda daha da artması mümkün olan şiddet sarmalının korkuttuğu, Suriye’de iflas eden Türk dış politikasını görünüşte telafi etmek için girişilmesi muhtemel bir maceranın mecburi destekleyicisi olacak olan milliyetçi-muhafazakâr ittifakın, bir halkoylamasıyla Şef’in arkasında yer almaya çağrılması gündeme gelebilecek.
Gelinen aşamada artık yabana atılmaması gereken bir ihtimal bu. Darbe kelimesi ayağa düştü, olur olmaz her türlü muhalif tavır ve girişim için kullanılır oldu, ama bu ihtimalin adı siyaset bilimi yazınında Bonapartist darbedir. Komisyon çalışmalarının Bonapartist darbeye zemin hazırlayacak bir bıktırma ve aşındırma operasyonuna vesile olmamasını dileriz.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Hayrettin Karaman