Köşe Yazısı

A+ A-

'Eyy Amerika' nasıl çevrilmeli?

Paylaş
instela'da paylaş
12 Şubat 2016 Cuma

Cumhurbaşkanı yine muhtarları topladı ve onlar üzerinden PYD-YPG bağlamında Amerika’ya ayar verdi:

“Eyy Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle mi berabersiniz, yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz? Eyy Amerika! Ne PKK’yı bize tanıtabilirsiniz, ne PYD’yi bize tanıtabilirsiniz. Bunları biz gayet iyi biliriz. DAİŞ’i de biz biliriz, bunları da biz biliriz. Ama bunların hiçbirini bugüne kadar tanıyamadınız. Tanıyamadığınız için bölge kan revan içinde. Bu nasıl ortaklık, anlamak mümkün değil. Karşımızda susuyorlar, gıyabımızda ‘Biz böyle bakmıyoruz bunlara’ diyorlar.”

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bizim kültürümüzde “Açtı ağzını yumdu gözünü” veya “Esip gürledi” şeklinde değerlendirilen bu tarz sözlerine ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Mark Toner’den sakin ve sade cevap geldi: “YPG konusunda Türkiye ile aynı görüşte değiliz.”
Her iki konuşmaya baktığımızda şu fark belirmekte: ABD sözcüsü dünyaya konuşuyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı ise bizim muhtarlara, dolaylı olarak da bize konuşuyor.

“Bizim muhtarlar”ı küçümsüyor muyuz “elitist” bir tavırla?.. Böyle denilip çamur atılacaktır, ama hayır.

Aksine muhtarlarımızın kullanıldığını düşünüyoruz; araçsallaştırıldığını düşünüyoruz; gönüllerine hitap edilip ruhları okşanırken zihinlerinin tutsak alınıp güdümlendiğini düşünüyoruz.

Kirli bir iktidar oyununda malzeme yapıldıklarını düşünüyoruz.

Çünkü muhtarlar aslında onlara hitap etmek için çağrılmıyorlar. Kaçıncısı olduğunu dahi (20’nci miydi?!) akılda tutmanın güçleştiği sıklıkta ha bire Saray’a çağrılan bu insanlar üzerinden sadece ve sadece şaibe yüklü bir iktidarı yeniden ve yeniden konsolide etmek amaçlanıyor.
Bu toplantılarda içeride ve dışarıda ötekileştirilenlere “Eyy” diye seslenerek başlayan hitaplarla yapılan saldırılar tedip, telin ve tehditlerle 2013-Gezi sürecinden beri “iktidarın tek yolu” sayılan çatışmacı-savaşçı siyaset işlerlikte tutuluyor.

“Eyy” diye başlayan ifadelerin diplomaside bir karşılığı yok. Uluslararası ilişkilerde karşılığı yok.

Hatta İngilizcede karşılığı yok.

Merak ediyorum mesela “Eyy Amerika”yı nasıl çevirdiler İngilizceye?..

“You, America” dense olmaz. “Hey, America” dense olmaz. “Look, America” dense olmaz da olmaz.

Olsa olsa “O, America” diye çevrilecektir. İngilizce “O” ünleminin de o dilde daha ziyade dinî belagatle sınırlı (“O Lord” gibi) bir kullanım alışkanlığı söz konusu olduğu için, sonuçta hoş ve tatlı bir kafa karışıklığı ortaya çıkacaktır!..

Aslında iyi bir hatiplik eğitimi almış, bu bakımdan hem yetkin hem de yetenekli olan Cumhurbaşkanı’nın da ifadeyi kulaklarımızda yine dinî (İslâmî) belagatle titreşimli şekilde tınlattığını düşünmek de mümkün…

Fakat işte muhatabı açısından sözün “kıymeti harbiye”si belli; ölçülü-biçili, ünlemsiz-ünlemesiz bir “Türkiye ile aynı görüşte değiliz”den ibaret.

Bununla birlikte bu sözlerin hiç şüphesiz “içeride” muazzam kıymeti var. Cumhurbaşkanı “Eyy” diye başlayan cümle kurduğu her zaman, toplumun bir kesimi korkudan tir tir titriyor, diğer kesimi de linç moduna giriyor.

Aslında söz konusu olan, ülke içinde iktidarı koruma yolunda dışarıda ve dış politikada olup bitenleri de iç politika malzemesine tahvil etmekten ibaret. Aynen Gezi sürecinde onunla eşzamanlı vuku bulan Mısır’daki darbede olduğu gibi... Sisi’nin orada yaptıklarının acısı, “Rabia paradigması” eşliğinde meydanlardaki insanlardan, çoluk-çocuktan çıkarıldı.

İsrail, Suriye, İran, Rusya, Amerika, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, NATO… Hepsi içerideki “Eyy Muhalefet”, “Eyy Kılıçdaroğlu”, “Eyy Terör Partisi”, “Eyy Akademisyenler”, “Eyy Sözde

Aydınlar”la aynı kaderi paylaşan “dışarıdaki ötekiler” oldu.

Geriye kala kala neredeyse bir “Eyy Dünya” denmediği kaldı.

Memleketin de dünyanın da dört bir köşesi, ülke içinde bir şekilde korkuyla, tehditle, vaatle, bulgur-makarna-kömürle kafakola alınmış “yüzde 50”yi elde tutmak için “eyy” ünlemeleriyle inim inim inliyor.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Tayfun Atay