Köşe Yazısı

A+ A-

Ege’deki NATO balesi…

Paylaş
instela'da paylaş
13 Şubat 2016 Cumartesi

NATO’nun Ege’de yeni bir görevi var: Mülteci akınını zapturapta almak!
Ancak bu görevi NATO nasıl yerine getirecek?
Manzarayı göz önüne getirin.
Bir yanda mülteci botları, diğer yanda NATO’nun süper teknolojik savaş gemileri…
Savaş gemileri mülteci botlarına karşı ne yapacak?
Deniz ortasında onlara ateş mi açacak? Gariban mülteci sallarını mı batıracak?
Hayır.
Türkiye ve Almanya’nın talebiyle devreye giren; Atina’nın gönülsüz katılımıyla biçimlenen bu çiçeği burnundaki “Ege operasyonu” sadece “bilgi-gözetim-devriye” misyonuyla sınırlı olacakmış... NATO, Türk-Yunan sahillerinde elde ettiği “istihbarat”ı Türk ordusuna sunacakmış. TSK de insan kaçakçılığı yapan mafyaları bu sayede çökertip onları etkisiz kılacakmış.

Misyon net değil
Öneriyi üstlenen Türk-Alman hükümetleri dışında NATO camiasında büyük isteksizlik ve şaşkınlıkla karşılanan NATO’nun acil bağlamda hayata geçirdiği “mültecilerle savaş misyonunda”, pek çok soru işareti var.
New York Times’ın dün baş sayfadan “net olmayan misyon” sözleriyle verdiği haberde Avrupa Müttefik Güçler Komutanı General Philip Breedlove’un örneğin; “henüz angajman kurallarını çözmediklerini” söylediği kaydediliyor. NATO Müttefik Güçler Komutanı Breedlove, “Bu, son 20 saat içinde oluşan bir misyon” diyor: “Misyonumuzun tam olarak ne olduğunu (misyon verildikten sonra) yeni tanımlayacağız!
NATO’nun Ege’de yol alan mülteci gemilerini durdurmak ya da onları geri çevirmek gibi bir görevi yok. Ama Ege’de batan bir mülteci gemisi karşısında örneğin NATO ne yapacak? NATO gemileri, deniz hukuku kuralları bağlamında zorunlu sayılan bir kurtarma operasyonuna mı girişecek, yoksa boğulan insanlara seyirci mi kalacak?
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bu kabil soruları, bu tür olayları sahil güvenlik güçlerine bildireceklerini ve “krizin” üstesinden o güçlerin gelmesini bekleyeceklerini söyleyerek geçiştiriyor…
İtalya’dan “La Stampa”ya göre kesin ve “yeni olan” biricik şey şu: Türk sularında bulunan ve tespit edilen tüm mülteciler derhal Türkiye’ye teslim edilecek! Haziranda AB ile yapılan geri kabul anlaşmasının da devreye gireceği düşünüldüğünde, mülteci krizinin bu yeni dönemde Türkiye’nin ne kertede başını ağrıtacağı ortada…

Sınırlar NATO’ya teslim
AB’nin mülteci kriziyle baş etmekteki genel kifayetsizliğinin ve çaresizliğinin bir işareti olarak algılanan bu yeni ve çok belirsiz NATO misyonunu, gerçekte “Akdeniz’deki Rus varlığına karşıt bir hamle” olarak görenler de çok.
Mültecilere karşı NATO’yu devreye sokmak” önerisi, hafta başında ilk gündeme geldiğinde bunun Rusya’ya aslında bir “cevap olabileceğini” (Sağnak: 11 Şubat) yazmıştım.
Öyle ya… mülteci krizi nicedir var…
Neden şimdi, Rusya tam Suriye’de ve Akdeniz’de varlığını perçinlerken “angajman kuralları dahi tanımlanmaksızın”, sözde “mülteci akımlarını gözetlemek” için NATO böyle apar topar devreye giriyor?
Geleneksel Rus dostu Yunanlılar nitekim Akdeniz’deki bu yeni NATO misyonundan hiç hazzetmemişler. Çipras, Merkel’den uzun uzun açıklama talep etmiş. Atina, “saatler alan görüşmeler” sonunda yeni NATO hamlesine zorla ikna edilmiş.
Ege sularının kontrolü ötesinde, NATO ayrıca radar uçakları AWACS’larla “IŞİD’i denetlemek” için Türk-Suriye sınırını da gözetleyecek. Ege’deki yeni misyona ilaveten, Suriye sınırındaki bu yeni AWACS girişimi de gene çok yaygın biçimde, Suriye’de gücünü pekiştiren Rusya’ya karşı bir ön alma olarak görülüyor.
Erdoğan AB’den ABD’ye… içerde her fırsatta Batı’ya “eyy” çekerken; sınırlarımız, doğudan batıya NATO’ya teslim ediliyor.