Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Mehmet Faraç

İmralı Sürecinde PKK / 4

12 Mart 2009 Perşembe



Tasfiye kaos yaratır!..

Miroğlu: PKK’yi askeri manada yok etseniz bile, siyasi referansları toplum içinde yaşamaya devam eder.

PKK’nin tasfiye planı ilerledikçe Kürt aydınları arasında örgütün siyasallaşma çabaları ve geleceğiyle ilgili görüş ayrılığı da giderek büyüyor. Örneğin bir süre DTP’nin genel başkan yardımcılığını da yapan Taraf gazetesi yazarı Orhan Miroğlu’nun görüşleri ile Mehmet Metiner’in anlattıkları arasında bile büyük bir uçurum bulunuyor! Miroğlu, PKK’nin İmralı süreci ve örgütün geleceğiyle ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

- Öcalan’ın yakalanması PKK’yi nasıl etkiledi. Bu on yıllık süreçte örgüt nasıl bir değişim geçirdi?

Miroğlu - Öcalan’ın İmralı savunmaları, PKK’nin paradigmalarında önemli bir değişikliğe yol açtı ve bu yüzden de Avrupa’da ve Türkiye’de örgüt saflarında birtakım görüş ayrılıkları yaşandı, PKK’nin eski-yeni kadrolarının bir kısmı örgütten ayrıldılar. Ayrılanlar PKK’ye rağmen siyasi bir varlık gösteremediler. Bütün bunlar o dönemde, birçok siyasi aktörün beklediği ölçülerde PKK’nin dağılıp parçalanması ya da hareketin ikiye bölünmesi gibi bir sonuç yaratmadı. Dahası, Öcalan’ın silahlı güçlere ülkeyi terk etmesi için yaptığı çağrıya PKK tamamen uydu.

‘Planın kendi mantığı içinde bir tutarlılığı yok’

- ABD-Irak ve Türkiye’nin oluşturduğu üçlü mekanizma PKK’yi silahsızlandırmayı ve pasifize etmeyi hedefliyor. Bu girişim örgütü nasıl etkiler?

Miroğlu - Bu planın PKK’yi hiç de memnun etmeyeceği açıktır. Sadece PKK’yi de değil, Türkiye Kürtlerini de memnun etmeyeceğini söylemek mümkün. Medya sorunu bir af sorunu olarak, siyasi muhtevasından soyutlayarak sunuyor. Ama belli olan ve amaçlanan PKK’yi dağdan indirmek. Bu başlı başına bir amaç haline gelirse, Kürt sorunu yine tarihe havale!. PKK böyle bir planı kabul etmeyeceğini defalarca açıklamış bulunuyor. Planın kendi mantığı içinde de bir tutarlılık yok. KDP ve KYB’nin misyonu olacak, öyle anlaşılıyor ve bu doğal aslında. Plana göre PKK üç kategoride ele alınıyor.

1. Suç işlemeyip af edilebilecek ve hemen Türkiye’ye gelebilecek olanlar­

2. Suç işledikleri için af ya da eve dönüş kapsamı dışında kalacak olanlar -ki bunların Kuzey Irak’ta hayata karışmaları öngörülüyor-

3. Üst düzey yöneticiler

- Bunlara da Kuzey Irak’ta değil, Avrupa’da yer aranıyor-. Çünkü Kuzey Iraklı yöneticiler onların orada kalmalarını istemiyorlar. Benim görebildiğim, bu plan eğer gerçekten hayata geçirilirse, daha çok acı ve saha çok siyasi kaosa yol açacağıdır.

‘AKP samimi değil’

- Kürt sorunu ya da terör sorunu olarak nitelendirilen mesele nereye gidiyor. PKK çözümü gerçekten kilitliyor mu?..

Miroğlu - Bunun şartı Kürt sivil toplumunu ve siyasi partilerini sürece öyle kıvırmadan ve samimiyetle katmanın yollarını açık tutmaktan geçiyor.

AKP bu konuda samimi değil. Bu anlamda da kapılarını herkese kapatmış görünüyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden beslenen statükocu güçlerle AKP arasında de fakto bir sözleşme var gibi. AKP’nin bu güçlere taahhüdü var sanki; 29 Mart’ta Diyarbakır ve Batman’ı alırım, Tunceli’ye de buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtırım, iş tamam olur!.. Bütün bunlar hayal ama... Sorunun ikinci bölümüne gelince, ne PKK’nin ne DTP’nin ne de her iki hareket üzerinde tartışılmaz ve etkin bir nüfuzu olan Öcalan’a kimsenin bir şey sorduğu yok ki, bu mesele kilitleniyor ya da kilitliyorlar diyelim.

PKK’de olup bitenlere baktığınızda, PKK’yi yönetenlerin de artık hak talep etmek için, geçmişteki gibi acı ve yas doğuran bir çatışmayı sürdüremeyeceklerini anlamış olduklarını sanıyorum. Kürt gençleri de Türk gençleri de ölmemeli artık ve bunun hiçbir gerekçesi yoktur.

- Önümüzdeki süreçte silahsız bir PKK mi olacak. DTP burada nasıl bir misyon üstlenecek?

Miroğlu - Silahsız bir PKK olacak evet, ama bu hangi süreçte ve nasıl gerçekleşecek, bu konuda işin temel aktörleri arasında ortak ve gerçekçi bir mutabakat olduğunu sanmıyorum. Bu bir yana, PKK’nin transformasyonu diyebileceğimiz bir olguyu Türkiye siyaseti gündemine bile almıyor ve tartışmıyor. Sanılıyor ki kriminal bir örgüt var ortada ve bu askeri olarak bir biçimde etkisizleştirilirse her şey bitecek. Oysa durum tam olarak böyle değil.

PKK’yi askeri manada yok etseniz bile, siyasi referansları toplum içinde yaşamaya devam eder. Eğer PKK’nin silahsızlandırılması, Kürt sorununun çözümüyle alakalı olarak ele alınır ve Öcalan’ın koşullarında iyileştirmeler yapmak da mümkün olabilirse, DTP ve PKK arasındaki ayrımın çok kısa bir süre içinde ortadan kalkacağını varsayabiliriz. Evet DTP’yi ve onunla birlikte PKK’yi tasfiye etme planı Kürt toplumunda çoğulculuğu bitirir, siyasal İslamın ideolojik egemenliğini pekiştirir.

‘Kaybettiğimiz insanların kemikleri sızlıyordur’

- Sizce bu sorun nasıl çözümlenecek ve nasıl bir sürece gidecek? Türkiye bunun için nasıl bir yol izlemelidir?

Miroğlu - Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra başlayan süreç bence her şey için, kalıcı bir barış için çok elverişliydi. Bu on yıl içinde kaybettiğimiz insanların kemikleri sızlıyor olmalı. Çok yazık oldu.

Türkiye meseleyi olduğu gibi bırakmayı tercih etti. Oysa Öcalan da, PKK de, Kürtler de çok hazırdılar bu savaşın bitmesine, bitirilmesine. Oturup Kürtler ve Türkler olarak bu işi o zaman çözebilseydik, şimdi Ortadoğu’da her şey çok farklı olurdu. Bizim toplumsal barışımızı yeniden kurma derdimiz var.

Yeryüzünde birbirine bu kadar mahkûm iki halk var mı bilmiyorum gerçekten. Böyle düşünmeye başlarsak, bundan sonra ne yapacağımıza çok kolay karar veririz diye düşünüyorum. Hazır hiçbir reçetem yok benim. Siyasilerin niyeti ne olursa olsun, bunca acıya ve yasa rağmen her iki halkın daha yüzyıllarca bir arada yaşayacakları gerçeğinden daha önemli bir plan ve reçete yok gerçekten.

Yarın: Mustafa Kemal’i önemsiyorum

Tümü Mehmet Faraç - Son yazıları

İrtica Külliyen Bitmiştir!.. 3 Şubat 2010 Çar
Rahat Uyu Paşam!.. 10 Kasım 2009 Sal
Kandil'de sinsi çelişki 22 Ekim 2009 Per