Köşe Yazısı

A+ A-

Troçki Nasıl Ağaç Oldu?

Paylaş
instela'da paylaş
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
26 Şubat 2016 Cuma

Resmi tarih, gerçek tarih, tarihin el değiştirmesi, fotoğrafların silinmesi, Troçki’nin sonra Stalin’in tarihten ve kuşkusuz fotoğraflardan uzaklaştırma cezası alması konuları pek çekicidir. Sovyet resmi tarihinin iki dönemini anlatan simge olaylardan sayılır bu fotomontaj işleri. O yıllardan bu yıllara çok kullanılmış, antikomünizmin pek iyi kullandığı, ustaca değerlendirdiği işlerden sayılmalı. Kullanımın çok farklı, çok ustaca yapılmış olanları karşısında insanın şapka çıkarası gelir zaman zaman.

***

Stalin, Troçki’yi “hain” ilan edip Türkiye’ye sürgüne gönderince, zamana yayarak tarih kitabından, işlemin doğal uzantısı olarak fotoğraflardan sildirdi. Stalin’e sıra 20. Kongre’de geldi. Bu kez tarih kitabından silinmediyse de toplu fotoğraflarda göremez olduk devrimin Çelik adamını. Ağır eleştiriler de kitapta epeyce geniş yer buldu. Daha sonraki dönemlerde hem Troçki için hem Stalin için iadei itibar zamanları geldi gelmesine de, bütün ülkelerde ve tarihin tüm zamanlarında “her devletin bir resmi tarihe sahip olduğu; kendi kahramanları, kendi şehitleri, martirleri, kendi hainleri olması gerektiği” anlayışı değerinden hiçbir şey yitirmedi. Şimdilerde hükümetlerin bile resmi tarihi var!

***

Ama biz şimdilik öteki resmi tarihleri, bizimki de dahil, bir yana bırakalım da sevgili dostum, arkadaşım, yoldaşım Aydın Engin kardeşimin 24 Şubat’ta köşesinde Troçki’nin fotoğrafının ustaca nasıl ağaca dönüştürüldüğünü anlattığı ilginç hikâyeye gelelim. Pek güzel, pek ilginç bir hikâyedir. Allah için Aydın da hakkını veriyor hikâyenin. Ama “benzetmeler topaldır” deyip “Stalin’in, Troçki’nin Türk benzerleri” meselesine takılmayacaksınız. Takılırsanız çünkü “topaldır” demek kurtarmaz, “böyle benzetmeler hepten kötürümdür” demek durumunda kalırsınız.

***

Takıldım ben de işte. Gül’den Troçki olur mu diye düşündüm uzun uzun. İşte, “benzetmeler topaldır” dersen olur. Neden olmasın ki, şekil şartları uygun; o zamanlar internet yoktu, şimdi fotoğraftan silme yerine internet sitesinden siliyorsun olup bitiyor. Evet ama şimdi zorlaştı biraz işler, sen siliyorsun da herkes silmiyor ki... Yine de söylemeden geçemeyeceğim; Troçki’den Abdullah Gül çıkarmak, kör topal benzetmek zor iş. Olsun, hikâye güzel. Hele Aydın’ın da vurguladığı gibi, “her devletin bir resmi tarihi öyle ya da böyle vardır” gerçeğine vurgu yapacaksanız öğretici olmaktan da ötedir.

***

Neyse, laf lafı açıyor, çağrışım denilen denetlenmesi zor insan hali, aklıma eski bir anı takıldı. Bir zamanlar Moskova’da Lenin’in anıtmezarını ziyaret kuyruğundayız, kuyruk uzun, tercüman arkadaşla sohbetteyiz, aklıma geldi, şu fotoğraflardan silinmiş Stalin meselesini soruverdim. Önce sustu, havaya baktı, kuyruğun uzunluğunu inceledi, “Antikomünizmin en iyisini komünistler yani bizler yaparız tavariş” dedi kesti sohbeti. Yine sözüm meclisten dışarı hep aklımdadır; ötekiler beceremez, mantıkları kaba sabadır, ilkeldir, lazımsa bizim güzeller güzeli tarihimizde yeterli malzeme de, belagatı, kalemi kuvvetli ustalar da hep olmuştur diye düşünürüm.
Sonra sıra bize geldi girdik içeri. Lenin cam fanusun içinde öyle giyinmiş kuşanmış yatıyordu. Ha desen kalkıverecekmiş gibiydi.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Aydın Engin, Abdullah Gül