Doğan Satmış

Herkes niye kaçmak istiyor?

05 Mart 2016 Cumartesi

Cizre’nin hali malum, aylar sonra şehirlerine geri dönen vatandaşlar, ağır bir Suriye görünümüyle karşılaştılar. Her yer delik deşik, evler yıkılmış, binalar çökmüş. İki kız çocuğu, enkaza dönmüş evlerinde oyuncaklarını bulmanın sevinci içinde.
Güneydoğu’nun öteki ilçelerinde de benzer şeyler yaşanıyor. Muharrem Sarıkaya önceki gün köşesinde yazmıştı. Gidip dolaştığı Nusaybin’de sokaklara perdeler çekilmiş, hendekler kazılmıştı. Vatandaş kaçma derdinde, operasyonun da eli kulağında diyordu. Ve dün Nusaybin’de bombalı saldırı oldu, 2 polis şehit düştü, polis ailelerinin de içinde olduğu 34 kişi yaralandı.
Herkes oralardan kaçma derdinde.
Iraklıların, Suriyelilerin ve Afganların ölme pahasına ülkelerinden kaçmaları artık sıradan hale geldi.
Kışın yatışır sandığımız mülteci akını, soğuğa, kara rağmen azalmadı, aynen sürdü. Kışın bile böyle olduğuna göre, siz artık bu yaz mülteci akınının hangi boyutlara ulaşacağını düşünün artık. Türkiye’de de Erdoğan ve AKP iktidarına kızıp yurtdışına gitmek isteyenlerin varlığı da bir gerçek. Artık her sohbette konu, “Kanada’ya mı gitsek, Avustralya’ya mı gitsek” sorusuna geliyor.
Şimdi tüm bunlara Amerika’dan kaçmak isteyen Amerikalılar sorunu eklendi.
Amerika’da Donald Trump’ın Cumhuriyetçi adayı olmasının neredeyse kesinleştiği geçen salı günü, Google’da, “Kanada’ya nasıl yerleşirim” sorusunu soranların sayısı yüzde 1150 artış göstermiş.
Onlar da Amerika’dan kaçıp Kanada’ya gitmeyi düşünüyorlar.
Yaşadığı ülkeden, şehirden kaçmak isteyenlerin sayısı artıkça artıyor.

NASA’nın karamsarlığı
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) araştırmacıları, Türkiye, İsrail, Ürdün, Lübnan, Filistin, Kıbrıs ve Suriye’yi kapsayan Doğu Akdeniz bölgesinde 1998 yılında başlayan kuraklığın, muhtemelen son 9 asrın en kötü kuraklığı olduğunu bildirdi.
Suriye’nin bu hale gelmesini, bu kuraklığa bağlayanlar da var. Çünkü kuraklıktan en çok etkilenen ve en çok işlenebilir toprağını sıcak karşısında kaybeden ülke de Suriye olmuş.
Aslında Güneydoğu’da başlayan Suriye görüntüleri de bu teoriyi destekliyor gibi. Önce kuraklıktan en çok etkilenen Suriye enkaza döndü, şimdi kuraklıktan Suriye kadar etkilenen bir başka ülke Türkiye de ucundan enkaza dönmeye başladı.
Ama bu kötü bir fikir, unutun gitsin.

‘Kayyumlaştırma’
Türk basını yaşanan baskılarla zaten zor durumdaydı, şimdi de “Kayyumlaştırma” kıskacıyla karşı karşıya. Gazetelere kayyum yoluyla el koyma geleneği sürüyor. Dün de Zaman gazetesine kayyum atandı.
Daha önce kayyum atanan İpek Grubu gazeteleri ise, önce tiraj kaybetti, sonra da kapandı.
500’e yakın gazeteci işsiz kaldı.
Zaman gazetesinde de benzer gelişmeler olacağını tahmin etmek zor değil.
Cumhurbaşkanı’nın Can Dündar ve Erdem Gül’e yönelik “Henüz daha bitmedi” sözleri de malum. Anlaşılan, Türk basını daha zor bir dönemden geçecek.
Yaşadıklarımızdan bile beter uygulamalarla karşı karşıya kalacağız.
Allah sonumuzu hayır etsin. Söyleyecek başka bir şey kalmadı.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Volkan nasıl patladı? 21 Haziran 2016

Günün Köşe Yazıları