Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Ağla Cumhurbaşkanı ağla

9 Mart 2016 Çarşamba

Genç bir kadın kürsüye çıkmış ve Cumhurbaşkanı’na hitaben konuşuyor.
“Allahım Cumhurbaşkanımıza hayırlı, uzun ömür ver. Hizmetlerini tamamlamasını nasip et.”
Cumhurbaşkanı derin bir iç çekiyor.
“Ülkemizin, insanlığın ve İslam âleminin ona ihtiyacı var.”
Cumhurbaşkanı’nın yüreği kabarıyor.
“Şayet buna ömrü vefa etmeyecekse ve benim ömrüm var ise rabbim lütfen benim ömrümü ona ver.”
Cumhurbaşkanı’nın heyecanı yükseliyor.
“Benim iki tane yavrum var.”
Cumhurbaşkanı’nın gözleri doluyor.
“Onlara herkes annelik yapabilir ama güzel yurduma, İslam’a, insanlığa herkes güzel hizmet edemez.”
Cumhurbaşkanı eğilip masadan bir kâğıt peçete alıyor.
“Ömrüm size annenizin ak sütü gibi helal olsun.”
Cumhurbaşkanı hiç acele etmeden o peçeteyi ikiye açıyor ve ağır ağır önce sağ gözünün sonra sol gözünün yaşını siliyor.
8 Mart’ta genç bir kadın kürsüye çıkıp Cumhurbaşkanı’na kadim kurban kültürünün diliyle arkaik bir heyecan yaşatıyor.
Ve Cumhurbaşkanı içli içli ağlıyor...
Bir insan övgüler karşısında neden ağlar?
Bir ihtimal sevinçten ağlar.
Cumhurbaşkanı eğer sevinçten ağlıyorsa...
Ya Türk kadınını “iki ayyaş”ın yükselttiği seviyeden bu seviyeye indirebildiği için kendisiyle gurur duyuyor da ağlıyor.
Ya ayakları öpülesi ve başı kapanası olarak tarif ettiği kadının kendiliğinden canı alınası olmayı kabullenmesi karşısında heyecana kapılıyor da ağlıyor.
Ya da, ya da nihayet “Atam sen kalk ben yatam” mertebesine eriştiğini sanıyor da ağlıyor.
Bir diğer ihtimal üzüntüden ağlar.
Cumhurbaşkanı üzüntüden ağlıyorsa...
Ya genç bir kadın onun yüzünden erkenden ölecek diye ağlıyor.
Ya “Ulan ya gerçekten işleri tamamlayamadan ölür gidersem” diye ağlıyor.
Ya da genel olarak ölümlü olma meselesini hazmedemediği için ağlıyor.
Üzüntülerin ardında genelde korkular yatar.
Cumhurbaşkanı ağlıyor çünkü belki de o an iktidarının ömrünü düşünüyor.
Ne kadar kaldığını ve uzamasının nelere bağlı olduğunu düşünüyor.
Bunu düşünen bir tek o değil...
Ben de onun iktidarının ömrünü düşünüyorum.
Sonra başkalarının ömürlerini düşünüyorum.
Dağlarda, bodrumlarda ölenleri düşünüyorum.
Askerde ölenleri düşünüyorum.
Patlamalarda ölenleri düşünüyorum.
Gezi’de ölenleri düşünüyorum.
Soma’da ölenleri düşünüyorum.
Faili meçhulleri düşünüyorum.
Cumhuriyetin, demokrasinin, hukukun, koca bir ülkenin ölümünü düşünüyorum.
Son yıllarda bu korkunç iktidarın ömrüne ömür katan ne kadar kayıp ömür varsa...
Hepsini tek tek düşünüyorum.
Sonra kürsüden kendi ömrünü Cumhurbaşkanı’na ikram eden kadına ve bu ikram karşısında gözyaşlarını tutamayan Cumhurbaşkanı’na bir daha bakıyorum...
Ve, ağla Cumhurbaşkanı ağla, hakkındır; hatta daha da sık ve çok ağla, diyorum.
Değil mi ki Okyanus ötesindeki eski dostunun gözyaşları da artık tamamen senin.
Onları da kendininkilere katıp her fırsatta üstümüze başımıza bol bol dökebilirsin.