Köşe Yazısı

A+ A-

Türkiye’den küresel teknoloji markası çıkabilir mi?

Paylaş
instela'da paylaş
11 Mart 2016 Cuma

Bu soruyu 2 yıl kadar önce Netaş’ın CEO’su Müjdat Altay’a yöneltmiştim. Netaş, Türkiye’nin bilişim teknolojileri alanında öncü şirketlerinden. 800 kişilik bir Ar-Ge ekibi ile savunma sanayi başta olmak üzere birçok alanda yazılımlar ve sistem entegrasyonları üretiyor. Aslında teknoloji markası derken, öne çıkan ana alan yazılım. Yazılım da Türkiye’yi atağa geçirebilecek yegâne konu. Altay o zamanki konuşmamızda “9 yıl önce kimseye hatta TÜBİTAK’a bile yazılımın bir Ar- Ge olduğunu kabul ettirememiştik” sözlerini sarf etmişti. Donanım için cep telefonları, tabletler; yüksek teknoloji ürünleri için avuç dolusu paralar saçan bir ülkeyiz ama aynı zamanda OECD’nin incelediği 44 ülke arasında, ihracatında “yüksek teknoloji”nin payının en düşük olduğu ülkeyiz. (Yüzde 2)
Yazılımın da Ar-Ge olduğu kabul edildiğinden bu yana epey yol alındı. Mühendislerimiz, önemli projelerde rol aldılar. Ancak yüksek teknoloji alanında Türkiye’ye sıçrama yaptıracak zihinsel eşik bir türlü aşılamadı, aşılamıyor...
Gelelim Netaş’a... Ar-Ge ile büyüyen ve yüksek teknoloji üretiminin yüzde 20’sini ihraç eden bir şirket olduğu için yaptıkları ve yapacakları önemli. Dün 2015 yılı finansal sonuçlarını ve bu sonuçlara zemin yaratan projelerini paylaştığı bir toplantı yaptı. Müjdat Altay, sipariş ve satış gelirlerinin 1 milyar TL barajını aştığını söyledi. Son 10 yılda toplam 400 milyon dolarlık yazılım ihracatı gerçekleştiren ve dünyadaki en güçlü ilk 10 VoIP Mültimedya laboratuvarından birine sahip olan Netaş’ta VoIP (internet üzerinden sesli konuşma sistemi) alanında dünyaca ünlü iki ürünün Ar-Ge’si de yapılıyor.

Glokal ile atağa geçme
Altay, Netaş olarak, dünyadaki konjonktüre paralel “glokal” bir düşünce yapısıyla Türkiye’den yeni nesil teknoloji markaları çıkarmayı hedeflediklerini anlattı. Glokal adından da anlaşılabileceği gibi “globalleşme” (Globalization) ve “lokalleşme/ yerelleşme” (Localization) kelimelerinden türetilmiş bir kavram. Bazı kaynaklarda “Küyerel” (küresel-yerelleşme) olarak da kullanılıyor.
Müjdat Altay, Silikon Vadisi’nin arkasında yatan başarıyı iyi takip ettiklerini, Netaş olarak durumdan vazife çıkardıklarını ve benzer bir ekosistemi burada kurmaya soyunduklarını söyledi. Zaten 2015 Eylülü’nde Netaş, Kanadalı bir yatırım şirketi olan Wesley Clover ile ortak bir teknoloji fonu kurmuştu. Netaş Wesley Clover Fonu, 10 milyon dolarlık bir fon ve Türkiye’de yeni teknolojiler geliştiren girişimcileri hedefliyor. Birçok ülkenin glokal anlayışını benimsediğini kaydeden Altay, orta ölçekli yüksek teknoloji firmalarını bu platforma davet ettiklerini ve kendilerini çözümün bir parçası yapmak istediklerini belirtti.
Altay’ın sözleri önemli, çünkü Sanayi 4.0 diye tanımlanan dijital devrimin ikinci ayağının içindeyiz. Nesnelerin interneti ile gelen bir süreç bu. Belirli bir ekonomik değere sahip canlı-cansız her nesnenin internete bağlanarak diğer objelerle iletişime geçeceği bir devrim. Böylece tamamen bağlantılı ve “akıllı” bir dünya. Tıpkı küreselleşme gibi bir olgu ve ne yazık ki reddetme gibi bir lüksümüz yok. Sadece mobil platformlar değil, endüstriyel alanlar da etkilenecek. Gelecek hafta TÜSİAD da Sanayi 4.0 dönüşümünün ve Türkiye’nin ne kadar hazır olduğunun tartışılacağı bir toplantı gerçekleştirecek. Fırsatlar kadar çalışanlara yönelik tehditleri de barındıran bu devrimi bakalım Türkiye neresinden nasıl yakalayacak? Netaş gibi teknoloji öncülerinin sözlerine kulak verebilecek mi? İnşaat, kentsel dönüşüm, talan, imar planları değişiklikleri, rant üzerine kurulu ekonomik düzen içinde “farklı bir zihinsel eşiğe” geçilebilecek mi?