Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Üstüme vazife değil

12 Mart 2016 Cumartesi

Zaman “gazete”sinin, kendisine yöneltilen suçlamaları onuruna yediremediği için canına kıyan Yarbay Ali Tatar’a attığı iftiraları Odatv yayımladı.
Zaman’ın aynı dönemde, “habercilik, gazetecilik” adı altında yaptıklarının bir kısmını da biz anımsatalım:
Zaman’a göre; ışıklar içinde yatsın, yurtsever insan Engin Aydın’ın önderliğinde yapılan ve otel konuklarının, garsonların, resepsiyonistlerin, giren çıkanın çıplak gözle, açık kulakla tanık olduğu Kent Otel yemekleri “gizli örgüt toplantıları”ydı. Hatta “Atatürkçü Masonlar”ın toplantısıydı. O yemeklere ben de katıldım. Dostum İsmail Sami Çakmak da katıldı. Biliyorum; Engin Aydın da, İsmail Sami Çakmak da, ben de mason filan değildik. Ama Atatürkçüydük, Cumhuriyetçiydik, devrimciydik ve o yemeklerde yalnızca ülkenin sorunları konuşulurdu.
Zaman; Cumhuriyet gazetesini “terör örgütü merkezi”, İlhan Selçuk’u da “terör örgütü lideri” ilan etmişti.
Zaman; ÇYDD’nin, okuma olanağı bulamayan kız çocuklarına destek için gerçekleştirdiği “Kardelen” tasarımının “PKK’ye kadın militan sağladığı” yalanına sarılmıştı.
Zaman; uyduruk olduğu belgelenen sözde askeri casusluk ve fuhuş soruşturması ile ÇYDD’nin burs verdiği kızların “fahişe” olarak kullanıldığının ortaya çıkarıldığını iddia edecek kadar alçalmıştı.
Zaman; Türkiye’nin başına kara çarşaf geçiren uydurma davalar sırasında kansere yakalanarak beş parasız ölen Kuddusi Okkır’ı “Ergenekon terör örgütünün kasası” ilan etmişti!
Zaman; baş imamı ABD’ye sığınmış casusluk cemaatinin, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin sinsi sinsi çökertilmesi amacı için kullandığı araçlardan yalnızca bir tanesiydi.
Evrensel ilkeler anlamında gazete değildi, gazetecilik filan da yapmamıştı. Birileri şimdi çeşitli nedenlerle basın özgürlüğünü ileri sürerek Zaman’a sahip çıkıyorlar.
Ama gazetecilerin “Zaman” adlı beşinci kol aracını savunmak, üstlerine vazife değildir. Benim de değil...
Olup biten; hiçbir özgürlüğe saygı göstermeyen iki ortağın çıkar çatışmalarından dolayı birbirlerini yeme olayıdır. O kadar...

Hilafet
Şeyhülislam özentili Diyanet İşleri Başkanı, Bakanlar Kurulu’na medreselerin açılmasını öneriyor.
“Hilafet hayal mi, yakın bir gelecek mi?” başlıklı toplantılar düzenleniyor...
Özlemlerine bir referandum kadar yakınlar.
Yüzdüler, yüzdüler, kuyruğuna geldiler.

Orman talanı
Zenginlerin daha zengin olması uğruna dünyanın yıkıma götürüldüğünün anlatıldığı “İklim Değişikliği” toplantısında Tarım Orman-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş, çarpıcı bir gerçeği açıkladı:
180 yıllık Orman Genel Müdürlüğü’nce 1 Ocak 2015 tarihine kadar toplam verilen maden izni 20 binmiş. Yalnızca 2015 yılının sonuna kadar, bir yılda verilen maden izni ise 9 bini bulmuş.
Varın, yandaş talanının ne düzeyde olduğunu anlayın artık!

Atama yoluyla yok ediş
Devlet Tiyatroları’nda yirmi yılı aşkın süredir sanatçı temsilcileri seçimle iş başına geliyordu. AKP’nin Genel Müdürü Necat Birecik, bu demokratik yöntemi değiştirdi, sanatçı temsilcisini atama yoluyla belirledi.
Yeni uygulamaya, daha önce seçilmiş sanatçı temsilcileri bir bildirge ile karşı çıktılar:
“Kurumlar, yıllar içinde oluşturdukları teamülleriyle, kurum olurlar. Teamüller yasalarda ve yönetmeliklerde yazmaz, bir günde oluşmaz, kişilerin isteğiyle de değişmez. Yıllar içinde ve yaşanılan tecrübeler ışığında oluşan bir teamülü yok etmek, o teamüllerle kimliğini tanımlayan bir kurumu yok etmek anlamına gelir.”
Devlet Tiyatroları da bir Cumhuriyet kurumu ya. Yok edilmesi gerekiyor...

Tümü Işık Kansu - Son yazıları

Sandık ablukacısı sadık Heinrich 13 Nisan 2019 Cmt
Döngü kırılmadıkça 6 Nisan 2019 Cmt
Cumhuriyet’i yeniden kurmak gerek 30 Mart 2019 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İlhan Selçuk, Kuddusi Okkır