Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

‘Yeni’ Türkiye’de ekonomik şiddet: Kiralık işçilik

16 Mart 2016 Çarşamba

Şiddet ve terörün ulusumuzu dört bir yandan çevrelediği günler yaşıyoruz.
“Şiddet”, kuşkusuz, sadece siyasi yaşam ile sınırlı değil; ekonomik şiddet de “yeni” Türkiye’nin bir parçası. Sözünü ettiğimiz şiddet, emeğin kazanımlarına ve örgütlenme haklarına yapılmış topyekûn bir saldırıyı içeriyor: 8 Şubat 2016 günü TBMM Başkanlığı’na sunulan “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair” kanun tasarısı...
Özetle, tasarıyla işsizler “Özel İstihdam Büroları”nın (ÖİB) elemanı olaca. Maaş ve sigortalarını da bu bürolar ödeyecek. İşveren dilediği koşul ve süreyle buralardan işçi kiralayacak. Çalışma hayatını baştan sona değiştirecek yasanın 21 Mart’a kadar TBMM’den geçirileceği öngörülmekte.
Daha somut ifadeyle, istihdam büroları işsiz konumundaki başvuru sahiplerini sigortalı olarak işe alacaklar ve “kiralanacak işçinin” maaşı asgari ücret üzerinden yatırılmış olacak. İşletmeler ilgili istihdam bürosundan işçiyi kiralayacak ve “kiraladıkları” işçiye ait hiçbir yükümlülük üstlenmemiş olacaklar.
Yasa tasarısı “kiralanma” üzerine çeşitli kısıtlar da öngörmekte. Tasarıya göre işyerlerinde çalışan sayısının en fazla yüzde 25’ine kadarı kiralık işçi olacak. Ancak 1 ile 10 arasında çalışanı bulunan KOBİ’ler için bu sınırlama uygulanmayacak ve KOBİ’ler istediği kadar kiralık işçi çalıştırabilecek. Buna ilaveten, işçiler kiralandıkları işyerinde en fazla 6 ay çalışabilecek. “Kira” süresi dolan ya da “beğenilmeyen” işçi ise istihdam bürosuna geri dönecek. İstihdam büroları işveren ile (kiralık) işçi arasında bağlantıyı oluşturacak ve işverenden alınan ücretin bir kısmı ile işçinin maaşını ödeyecekler; geriye kalan kısım ise ÖİB’lere kalıyor olacak. Dolayısıyla, istihdam büroları “kiralık” işçi üzerinden kâr sağlama amacı güderken işçiler de çifte sömürü ile baş başa kalacaklar.
Sendikalar ve diğer emek örgütleri ise, yasa tasarısıyla öncelikle yasal hakların ortadan kalkacağını vurgulamakta. Öncelikle, işçiler kiralanacağı için sigortaları kesik yatacak, emekli olmaları zorlaşacak. Kıdem tazminatları fiilen ortadan kalkacak ve işçilerin düzenli bir işyeri olmadığı için zam almaları ve pahalılığa karşı ücretlerinin gerçek düzeyini korumaları güçleşecek.
Bu doğrultuda, Evrensel gazetesinde 17 Şubat tarihli yazısında Dr. Murat Özveri şu hususların altını çizmekteydi:
“Tasarının gerekçesine göre, kiralık işçi ‘güvenceli esneklik’ uygulamasının örneği olarak sunulmaktadır. Oysa işçi açısından ‘güvenceli çalışma’; işçinin ücretinin, sağlığının, sosyal güvenlik ve örgütlenme haklarının güvence altına alındığı çalışmadır. Bu sistemle, kiralık işçi sendikalı olamayacaktır. Zira, mevcut yasal sisteme göre toplu iş sözleşmesinden (TİS) yararlanmak için işyerinde TİS tarafı işveren işçisi olarak çalışıyor olmak ve TİS tarafı sendikaya üye olmak zorunludur. Ancak, özel istihdam bürolarıyla sendika üyesi olarak ücretin toplusözleşme aracılığı ile belirlenmesi tasarıya göre olanaklı değildir. Dolayısıyla, kiralık işçiler temel hak olan sendika, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkından yoksun kalacaklardır.’
DİSK Başkanlar Kurulu kiralık işçilik sistemini şu başlıklar altında eleştirmektedir:
√ Kuraldışı, güvencesiz ve esnek çalışma biçimleri kural haline gelecek.
√ İşverenlerin işten çıkarma maliyetleri düşecek, işçiler kullanılıp kovulacaktır.
√ İddia edildiği gibi kayıt dışı istihdam edilenler güvence kazanmayacak; aksine formel sektörlerde, sendikal örgütlenmelerin olduğu alanlarda güvencesizleşeceklerdir.
√ Gelir, emeklilik, yıllık izin, sağlık ile ilgili bütün haklar tamamen ortadan kalkacaktır.
√ Uzun çalışma saatleri açısından dünyada zirvede yer alan ülkemizde, kiralık işçiler yoğun bir sömürü çarkı içinde olacaktır.
√ Ülkede iş hukuku, işçi-işveren arasındaki sözleşme, işyeri ve işkolu düzenlemeleri üzerine kuruludur. Meclis’teki tasarı, bu hukuksal düzeni geçersiz hale getirecek. Çalışma yaşamı hukuk dışı bir hal alacaktır.
√ İşverene toplu işten çıkarma hakkı tanınacak, işveren aynı işçiyi istihdam bürolarından çok daha ucuza, sendikasız, haksız hukuksuz kiralayabilecektir.
√ Kiralık işçiler, “İşçi '53ağlığı ve İş Güvenliği” uygulamalarından yaralanamayacaklar.
√ Özel istihdam büroları köle pazarlarıdır. Özel istihdam büroları ile geçici iş ilişkisi oluşturulması insan ticaretidir. Bu tarihteki en büyük insanlık suçlarından biridir.
Özetle “yeni” Türkiye’de ekonomik şiddet ile siyasi terör ve şiddet kol kola gezmektedir.

Tümü Erinç Yeldan - Son yazıları

Her şey borçla başladı… 19 Eylül 2018 Çar
İki büyüme öyküsü: ABD ve Türkiye 12 Eylül 2018 Çar
SEKA gerçeği, yıllar eskitemeden 5 Eylül 2018 Çar