Köşe Yazısı

A+ A-

Teslim olmayalım

Paylaş
instela'da paylaş
21 Mart 2016 Pazartesi

Cumartesi günü yaşanan yeni facia hepimizi bir kez daha allak bullak etti. Bu duygu içinde olsa gerek gazetemiz, “Türkiye teslim” diye manşet atmış, ben yine de yadırgadım. Türkiye hepimiziz ve kolay kolay teslim olmak yok!
Şüphesiz, iktidar ve çevresinin, bunca olaydan sonra ve bu kötü gidiş içinde beylik lafları tekrarlayarak, hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmeye çalışması olacak iş değil. Her tür yetki ve gücü elinde bulunduranların, hiçbir sorumluluk yüklenmediği gibi, bir de fazladan kendisini sorgulayanı “teröre destek” ile itham etmesi kabul edilebilir bir şey değil. Türkiye’nin yangın yerine döndüğü bir ortamda, belli ki iktidar ve çevresinin en büyük telaşı, kendini korumak, böylesi tam bir felaket!

Düşünmekten kaçınmak
Özellikle Paris bombalamalarından sonra moda olan hiçbir şey olmamış gibi, “hayatımıza devam edelim, yoksa teröristler amacına ulaşmış olur” avuntusunun da hiçbir anlamı ve karşılığı yok. Bu tür ezberlenmiş klişeler, ancak “magazin dünyası bilgeleri”ni, hiçbir şeyden haberi olmadan her konuda laf etme meraklılarını bir kez daha gazete sayfalarına taşımak işlevi görür, o kadar.
Hiçbir şey olmamış gibi davranmak, olayları kanıksamak, üzerine düşünmekten kaçınmak demektir. Aslında iktidarın en çok istediği de bu. Baksanıza “Terörle yaşamaya alışmalıyız” diyen de çıktı. Doğrusu, adamcağız bunu ilk kez söyleyen değildi ama mevcut ortamda daha da göze batar oldu.
Diğer taraftan, “Hepimiz Türkiyeyiz” demek, “o halde tek ses vereceğiz” diye algılanmamalı. İktidar işi ne kadar o noktaya taşımak istese de, hepimiz Türkiyeyiz demek, hepimiz ülkemiz üzerinde söz sahibiyiz demekte ısrar etmek şeklinde anlaşılmalı. En çok da mevcut iktidar bunu kavramalı. Bu ülkede yaşayan herkes, iktidarda olanların, bizim hakkımızda karar verenlerin yürüttüğü siyasetler nedeniyle, böylesi bir durumla karşı karşıya kaldı. Ama yaşanan facialar, mesul mevkide olanları sorumluluklarından kurtarmak, bizi olan biteni sorgulamaktan alıkoymak için kullanılıyor. El çabukluğu marifet, bu olaylara dair hesap vermesi gerekenler, bizi hesaba çekmeye kalkışıyor. Bu iktidar başından beri, Soma maden faciasından terör saldırısına, dış politikadan Kürt meselesine, sorumluluk üstlenmesi gereken her konuyu “doğal afet” gibi kabul etmemiz için her türlü baskıyı uygulama yoluna gitti. Yok öyle yağma, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, çıkış yolu bulacaksak, bunun yolu hep birlikte peşinize takılmak değil, hepimizi hesaba katmak, hepimizin söylenecek lafı olduğunu kabul etmek, hepimizin sözüne kulak vermeniz! “Teröre teslim olmayalım” tamam da bu, o halde size teslim olacağız anlamına gelmez. Bu gidişata dur demenin ilk adımı korkuya teslim olmamaksa, önce sizden korkmayarak işe başlamak lazım.
Türkiye saldırı, tehdit vs. altındaysa sizin basiretsizliğiniz yüzünden, “Türkiye’nin parlamasından korktular da dört koldan saldırıyorlar” masalı ile kandırdığınız pek çok insan olabilir de, sahiden siz bu masala kendiniz inanıyor musunuz? Diğer taraftan, bırakın her facidan sonra “birlik ve beraberlik” bahanesi ile herkesi peşinize takma kurnazlığını, “birlik, beraberlik” zorla değil, gönüllü olur; bunca zorbalıktan sonra nasıl böyle bir beklenti içinde olursunuz?

Türkiye pinpon topu mu?
Son olarak diğer bir sorun da “Türkiye dibe vurmadan yükselmez” avuntusu. Türkiye pinpon topu mu ki yere vurunca zıplasın? Toplumların, tarihin, böylesi fizik kuralları yok, öyle bir şey olur ki batar çıkamazsınız. “O halde iktidarı destekleyin” diyecek son insanım ama “iktidar çökerse Türkiye kurtulur” diye düşünenlerin de farklı türden bir aymazlık içinde olduğunu düşünüyorum. Öyle durumlar olur ki iktidar da batar, hepimiz de birlikte batarız, zaten şu anda gidişat o yönde. Çıkış yolu arayacaksak, ne susup oturmaya razı olmak ne de batış senaryolarına prim vermek lazım. Evet, kolay kolay içinden çıkılacak bir durum değil, ama zor zamanlarda yaşıyoruz.