Köşe Yazısı

A+ A-

Diplomasinin bir adabı var lan!..

Paylaş
instela'da paylaş
27 Mart 2016 Pazar

Bugün pazar ya, okurlar, zaman sıkışıklığı olmadan gazete okumanın tadını çıkaracaklar ya, birazdan tweet, e-mektup, hatta telefon kılıfında “fırçalar” gelmeye başlar.
O fırçalar henüz gelmeden bir fırça seçkisi sunacağım. Yanılmaya payım sıfıra yakın.
Buyrun:
Ensar Vakfı evlerinde ırzlarına geçilen erkek çocuklar üstüne niye yazmıyorsun?
Eğitim Bakanı’ndan Aile Bakanı’na, Başbakan’dan bilmem ne bakanına kadar AKP siyasetçilerinin sıraya dizilip Ensar Vakfı’nın ateşli avukatı kesilmelerine niye değinmiyorsun?
Dünkü Can Dündar - Erdem Gül duruşmasında mahkemenin gizlilik kararı alması tırmıklanmaya değmiyor mu?
Diyarbakır’ın Sur ilçesinin önce tankla, topla, şehir gerillalığına soyunmuş Kürt gençlerin katkısıyla yıkılıp harabeye dönüştürüldükten sonra şimdi de Bakanlar Kurulu kararıyla kamulaştırılmasına, yani milletin ırzına geçmeye kararlı müteahhitler için avlak ilan edilmesine söylenecek sözün yok mu?
Sarraf adlı zatın “Pandora’nın kutusu”ndan farksız olduğunun farkında değil misin? Bir açılırsa ortaya dökülecek pislikler üstünde durmayıp da bula bula bu konuyu mu buldun yazacak?

*** 

Olabilir. Kimileriniz böyle düşünebilirsiniz.
Ancak bence dünün en önemli olayı İstanbul’da Can Dündar - Erdem Gül duruşmasını izlemek üzere Çağlayan Adliyesi’ne gelen bazı Avrupa ülkelerinin konsolosları yüzünden Cumhurumun Başkanı’nın kafasının tasının atması, yağıp gürlemesiydi…
Söylediklerini noktasına, virgülüne, mantığına, mantıksızlığına dokunmaksızın aynen aktaracağım. Eğik harflerle dizilmiş cümleler Cumhurumun Başkanı’nın, parantez içine aldığım ötekiler de benim.
Buyrun.
“…İşte dün malum bir gazetecinin mahkemesi vardı. (O gazetecinin adı Malum değil Can Dündar. Ama adını ağzına almaman isabetlidir. Ne olur ne olmaz, mübarek cuma gününde abdestin bozulur filan…) Ve bu yargılamaya katılanların durumu çok önemli. (Evet, başkonsolos onlar. Elbette durumları önemlidir.) İstanbul’daki konsoloslar mahkemeye gidiyor. Siz kimsiniz yav? (Kendin söyledin ya İstanbul’daki konsoloslar onlar.) Sizin ne işiniz var orada? (İşleri yok, oraya duruşma izlemeye gitmişler.) Yani diplomasinin de bir edebi var, adabı var. Burası senin ülken değil. (Değil tabii. Zaten kendi ülkeleri olsa konsolos olarak çalışmazlardı.) Burası senin ülken değil, burası Türkiye. Sen konsolosluk binası içerisinde veyahut konsolosluk sınırları içinde hareket edebilirsin. (Yanlış biliyorsun. O sınırlar dışında da hareket edebilirler.) Diğerleri izne tabidir. (Yine yanlış. İstanbul il sınırları dışına çıkarlarsa izin alırlar.) Bunlar kalkıp bu ülkenin içerisinde bir gövde gösterisini yapabilecek kadar haddi tecavüz edebiliyorlar… (Bak bak bak…)”

*** 

Cumhurumun Başkanı yerden göğe haklı.
Üstelik galiba haberi olmamış. Bari ben haber vereyim…
O konsoloslar geçen haftalarda, daha Can ile Erdem hapiste iken topluca gelip bizim gazeteyi ziyaret ettiler.
Bitmedi…
Can ile Erdem tahliye olduktan sonra Ankara’ya gittilerdi ya, işte o günlerde, hem bu defa başkonsoloslar da değil, büyükelçiler, hem de makam arabalarına elçilik forslarını taktırıp dalgalandıra dalgalandıra Cumhuriyet Ankara Bürosu’na geldiler. Orada demokrasi, insan hakları, hukuk devleti filan gibi laflar etmişler.
Bence Cumhurumun Başkanı’na alenen ve harbiden laf çarptırmışlar…
Burası Türkiye lan!..
Diplomasinin bir adabı var. O adap gereği ağzınızın payı verilecek, fırçanızı yiyeceksiniz ve icabında façanız bozulacak…
Ağnadınız mı lan?

Etiketler:

adap, ağna, faça, avlak, cumhur, ırz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar