Fazla Sıcak Bir Yaz

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Hepimizle alay eder gibi nikâh yüzüğünün özel bir paraşütçüyle nikâh masasına getirildiği düğünler, kıyı kentlerinde torunları yaşındaki kızları kollarına dolamış erkekler, şöhret için yüzünü illa da Tansu Çillere benzetmek isteyen mankenler, onları ameliyat eden doktorlar, kimin eli kimin cebinde olduğunun belli olmadığı bir eğlence ortamı.

Ama biz yaşamayı başarıyoruz öyle ya da böyle.

Bağışıklık sistemimizin güçlü olmasının ikinci önemli nedeni ise, genlerimizde pek çok uygarlığın izlerinin bulunması. Rüşvet, entrika, iktidar hırsı, adam kayırma, uzun uzun düşünmeden birilerinin peşinden gitme, bana dokunmayan yılan bin yaşasınatasözünü fazlasıyla benimseme, evet bütün bunlar ne yapalım ki genlerimizde var ve bu nedenle hiçbir şey bize yabancı gelmiyor, kötü gelmiyor. Hatta bunlara şaşıranları ayıplıyoruz: Yahu kardeşim sen nerede yaşadığını sanıyorsun”?

Bağışıklık sistemimizin güçlü olmasının nedenlerinden biri, belki de en önemlisi temel bir içgüdüden kaynaklanıyor. Bağışıklık sistemimiz çökerse ölümün yakın olduğunu içgüdüsel olarak bildiğimizden onu hırpalayacak her şeyi görmezlikten geliyoruz. Gördüğümüz, yaşadığımız, tanık olduğumuz her şeyi anında siliyoruz.

Beynimizi öyle programlıyoruz, Irakta Amerika binlerce Müslüman mı öldürmüş, olabilir ben beş vakit namazımı kılarım gerisi beni ilgilendirmez.

Aynı aileden üç kişi mayından mı ölmüş, benim işim olmaz, benim işim yarışmaya girmek, gerisini sil!

Türkiye fuhuş ve insan ticaretinde Filipinlerden sonra ikinci duruma geçmiş. Ne var bunda demek ki, talep var, elbette arz da olacak.

Elektrik zamlandı, doğalgaz zamlandı, benzin zamlandı; kışın ne yapacağız? Ay dertlendiği şeye bak, kızım şimdi yaz.

Kardeşim kredi kartların tavan yapmış, şimdi alışveriş yapmanın zamanı mı? Boşver, daha limiti dolmamış üç kartım var, idare ederiz.

Vallahi bize helal olsun! Bizdeki bağışıklık sistemini kimseler çökertemez, üstüne üstlük bir de tembelliği pek bir seviyoruz. Başkaları bizim yerimize çalışsın, düşünsün çalışıp da ne olacak. Varoluşumu neden sorgulayıp kafa patlatacağım, yaşayıp gidiyoruz işte. Ne demişler çıkmayan canda umut vardır.

Ben de bunları neden yazıyorum, bağışıklık sistemim zayıflayacak, aman dikkat!