Köşe Yazısı

A+ A-
Çiğdem Toker

‘Uluslararası suç’lar saçıldı

15 Mart 2014 Cumartesi

Üç bakan için hazırlanan fezlekelerde küresel finans sistemini yakından ilgilendiren ve bu nedenle uluslararası hukukun da kayıtsız kalamayacağı ihlaller çıktı

Rüşvet v e yolsuzluk operasyonu kapsamında, istifa eden üç bakanla hakkındaki gelecek salı TBMM gündeminde görüşülmesi beklenen “fezleke”den sadece iç hukuku değil, küresel finans sistemini yakından ilgilendiren ve bu nedenle uluslararası hukukun da kayıtsız kalamayacağı “ihlal”ler çıktı.
İnternete düşen 299 sayfalık “ayıklanmamış” orijinal fezlekede aktarılan rüşvet ve para trafiği, Türkiye’yi uluslararası arenada çok güç duruma düşürebilecek ve bir dizi yaptırım kıskacına alabilecek unsurlar içeriyor.
73 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Rıza Sarraf’ın “suç örgütü lideri” olarak anıldığı fezleke, polisin yargı kararıyla yaptığı teknik takip aracılığıyla sağlanan verileri içeriyor.
İran’a yönelik ambargonun delinmesi amacıyla kurulan “çark”ı, ayrıntılı biçimde sergileyen fezlekede kara para aklamadan hayali ihracata, evrakta sahtecilikten, uluslararası finans aktörlerinin dolandırılmasına kadar geniş; zamana yayılan ve kapsamlı “ihlaller dizisi” yer alıyor.
Ambargo delme yöntemi
Fezlekede İran’a yönelik ambargoyu delmek için kurgulanan sistem şöyle anlatılıyor:

- Önce bir İran bankasından nakit tümen alımı karşılığında İran Merkez Bankası’nın Halkbank’ta bulunan hesabındaki TL/Avro cinsindeki para, İran bankasının yine Halk- Bank’taki hesabına aktarılır.
- Daha sonra, para bu hesaptan SARRAF’a ait firmaların yine Halkbank’taki hesabına, İran’daki bir firma veya bankanın yan kuruluşu olan döviz işletmecilerinin İran bankasına nakit tümen yatırıp imtiyazlı kurdan Avro/TL alması (hesaba alması) karşılığında aktarılır.
- Bu durumda İran’ın Türkiye’deki parası SARRAF’ın Halkbank hesabına gelmiş, İran’daki firmanın da ilgili İran bankasında Avro/ TL’si bulunmaktadır. Bunun karşılığında da Türkiye’den altın satın alınarak İran’a/Dubai’ye ilgili firmaya gönderilir. Böylece, İran iç piyasasında tümenini dolaştırarak Halkbank’taki parasını altın olarak ülkesine getirmiş almış olur.
‘Dubai’de buğday yok’
Fezlekede ayrıntılarıyla verilen takiplerde, Sarraf’ın eski Genel Müdür Süleyman Aslan ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan aracılığıyla, kamu bankası Halkbank’ı, hayali ihracat işlemlerinde kullandığı görülüyor. Bu amaçla akreditif açılırken kapasitesi 5 bin ton olan yük gemileriyle Dubai menşeli 150 bin ton buğday ticareti yapılmış gibi gösterildiği telefon kayıtlarına yansıyor.

HalkBank’ın bir yöneticisi bankaya bildirilen belgelerdeki incelemesinden sonra, Dubai’de buğday üretilmediği uyarısında bulunuyor. Bunun üzerine hazırlanan sahte evraklar değiştiriliyor. Hayali ihracat işlemleri sırasında, ilaç ve gıda gibi KDV’si düşük ürünlerin de seçildiği dikkat çekiyor.
Hayali ihracat işlemlerinde Peyman ve Atlantis isimli firmaların adı geçiyor.
Sahte transit gıda ticareti
İşler kötüye gidince yöntem değişiyor. Sarraf’ın İran parasını altın ihracatıyla döndürürken HalkBank’ın kullanılması nedeniyle Süleyman Aslan’ın uluslararası finans topluluklarından baskı gördüğünü belirttiği ve bu nedenle formül arayışına gidildiği de fezlekede yer alıyor. Sarraf, aynı işlemleri sahte evraklarla transit gıda ticareti şeklinde yapması için ikna ediliyor. Bu süreçte, altın alımında yaptığı binde 2-3’lük kaybı da yaşamayacağı da söyleniyor.

Çin’de paravan şirketler
Sarraf’ın, bankacılık işlemlerindeki kara para ve swift sorgulamalarını delmek amacıyla Çin’de kurduğu paravan firmalar adına hesap açtığı da fezlekede yer aldı. Çin’deki hesaplara İran’daki bankalardan ihracat ödemesiymiş gibi havale yapıldığı, sahte evrak düzenlendiği Çin’e gelen paraları bekletmeden Türkiye’de kurdukları paravan veya gerçek firmaların hesabına ihracat ödemesi olarak gönderdikleri, son aşamada da paranın döviz veya altın olarak (zaman zaman da Dubai üzerinden) İran’a gönderildiği aktarılıyor.

Bu “çark”ta dikkat çeken unsur ise Sarraf’ın, Çin bankalarıyla yaşadığı sıkıntıyı aşmak için Muammer Güler’den yardım istemesi. Fezlekeye göre dönemin İçişleri Bakanı Güler, rüşvet karşılığında Sarraf’ın Çin’deki üç paravan şirketi için Bank of Kunlun ve People’s Bank’a hitaben iki ayrı referans mektubu yazıyor.

Çağlayan’ın ‘ahlaksızlar’ çıkışı
Fezlekede rüşvet trafiğine geniş yer verilen Zafer Çağlayan’ın altın ihracatıyla ilgili tartışmaların yoğunlaşması üzerine yaptığı basın açıklamasına da yer veriliyor. Çağlayan’ın “Altın ihracatıyla ilgili farklı sözler söyleyenler ahlaksız arıyorlarsa aynaya baksınlar” sözünün aktarıldığı fezlekede, bu açıklamadan sonra Çağlayan’ın hesabına Sarraf’ın yeniden para aktardığına da dikkat çekiliyor.

Photoshoplu belge
Fezlekeye yansıyan kayıtlara göre, Sarraf ile yardımcısı Happani kara para trafiklerini yönetmek ve “legalize etmek” için, Süleyman Aslan, Zafer Çağlayan, Muammer Güler üzerinden işlem ve rüşvet zinciri kurduğu anlaşılıyor. Bu zincirde Aslan’ın Çağlayan’dan yetki alarak son derece rahat davrandığı görünüyor. Sarraf’ın, Süleyman Aslan’ın yönlendirmesiyle HalkBank aracılığıyla yaptığı hayali ihracat faaliyetinde, rakiplerinin veremeyeceği bir belgeyi de “photoshopla” düzenleyerek verdiği, teknik takibe takılıyor.

Tümü Çiğdem Toker - Son yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018 Paz
O fayansın talimatı kimden? 7 Eylül 2018 Cum
Ulaşıma ulaşım ihalesi 5 Eylül 2018 Çar