Köşe Yazısı

A+ A-
Ayşegül Yüksel

Bulvar komedisi mi demeli?

18 Mart 2014 Salı

Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’nun yeni yapımı ‘Şenlikli Limonata’ sürüyor
►İki kişilik oyunlar, başyapıtların çizgisine ulaşılamayınca ya çekilmez derecede sıkıntı veren metinler çıkıyor ortaya ya da komedi/melodram ağırlıklı bulvar oyunları. Murat İpek, “Şenlikli Limonata”yı bu ikinci tür “iki kişilik oyun” kalıplarıyla biçimlendirmiş.
Aysa Organizasyon 1985’ten bu yana birçok özel tiyatronun Anadolu çapında turne düzenlemelerini yapıyor. Alaittin Eraslan’ın girişimiyle başlamıştı serüven. Sonra ekibe kardeşler, evlatlar, kuzenler, yeğenler, başkaları da katıldı. Bir süre önce İzmir’de Alaittin’i şehit verdiler. Acısı, yası hepimizin...
Aysa Organizasyon, 2002’den bu yana Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu olarak yaklaşık yirmi oyunun yapımcılığını da üstlendi. 2013-2014 tiyatro döneminde “Huysuz” müzikali ve “Şenlikli Limonata” ile karşımızdalar.
Şenlikli LimonataMurat İpek’in, TV dizilerinden de tanıdığımız Günay Karacaoğlu için yazıp yönettiği ikinci oyun. Yine bir Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu yapımı olan ilk oyun tek kişilik “Basit Bir Ev Kazası”ydı. Günay Karacaoğlu, kendisine pek çok ödül kazandıran bu oyunla sahnede yedinci yılı sürdürüyor.
Ev Kazası”, sıradan bir yaşam süren, sıradan bir kadının gülünesi- acınası yaşantısını anlatıyordu. Karacaoğlu, bu gevşekçe kurgulanmış malzemeyi işlerken, seyircinin dikkatinin sahneye yoğunlaşmasını “tek başına” sağlamış; oyunu, yorucu bir hareket çizgisi içinde, soluğunu yitirmeden, tonlama yanlışı yapmadan, kan ter içinde kalmadan, sahnede hızlı bir enerji akışı yaratarak taşımıştı.

İki kişilik oyun
Yazar-yönetmen Murat İpek, Karacaoğlu için yaptığı bu ikinci projede “iki kişilik oyun” tekniğini deniyor. İşi çok daha zor. “Tek kişilik oyun”da tüm ağırlığı “anlatıcı” ve “oynayıcı” konumundaki sanatçı yüklenirken, bu kez iki kişinin karşılıklı ve soluklu bir tartım içine girmesi, canlandırılan öykünün ve işlenen izleğin seyirciyi sarıp sarmalayacak çapta olması gerekiyor. Dahası, iki kişilik oyunlar, dramatik akışı çekici, içeriği yoğun olan bir diyalog ustalığı istiyor. Tıpkı Melih Cevdet Anday’ın “Mikado’nun Çöpleri”, Edward Albee’nin “Hayvanat Bahçesi”, Harold Pinter’ın “Git- Gel Dolap”, Beckett’in “Godot’yu Beklerken” ya da “Oyun Sonu”, Ionesco’nun “İskemleler”, Arnold Wesker’ın “Dört Mevsim” adlı başyapıtlarında görüldüğü gibi...
Bu başyapıtların çizgisine ulaşılamayınca, ya çekilmez derecede sıkıntı veren metinler çıkıyor ortaya ya da komedi/melodram ağırlıklı -“eh, idare eder” dedirten’- bulvar oyunları. İki “çok ünlü” oyuncunun, karizmalarını tokuşturma yoluyla seyirciyi coşturdukları, bu nedenle de Broadway ya da West End yapımları için pek çok benzeri art arda yazılan türden oyunlardır bunlar; içeriği duygusal dolgularla oluşturulmuş, yer yer göz yaşartabilen, kofluğu oyunculuktaki ustalıkla gizlenen sahne metinleri...

Beklenmeyen son
Murat İpek , “Şenlikli Limonata”yı bu ikinci tür “iki kişilik oyun” kalıplarıyla biçimlendirmiş. Bir başka deyişle, “bulvar tiyatrosu”nun bütün özelliklerini boca etmiş metnine: Aşırı biçimde renkli ve “seks” çağrışımları yapan ışık ve dekoruyla (Barış Dinçel’in gördüğüm en -gereksizce- abartılı çalışması) süslü püslü bir otel odası; ertesi günkü uçağa yetişecek olan, kaymak tabakadan, yakışıklı bir genç adam (Fırat Doğruloğlu); kapıdan kovsan bacadan girebilen, gülünç giyimli, 5. sınıf bir otel fahişesi (Günay Karacaoğlu); seyirciden kahkaha bekleyen uzun bir itiş kakış sürecini izleyen duygusal süreçte kişisel öykülerin dile gelmesiyle gözlerin yaşarması ve beklenmeyen (sürpriz) son...
Ne ki İpek’in metninin sorunları kahkahaya da gözyaşına da izin vermiyor pek. İlk sorun, tecimsel tiyatroda ve TV’de sakız gibi çiğnenmiş örgelerin (motiflerin) ve örüntülerin bir kez daha yinelenmesiyle, seyircinin beklentilerinin daha en başta zayıflatılmış olması. Bu nedenle, oyunun hiçbir aşamasında gerektiğince yoğun bir “merak duygusu” uyandırılamıyor.
İkinci sorun ise oyunda izlek (tema) bütünlüğüne ulaşılamamış olması. Son derece parlak bir eğitim görmüş ama babasının sert tutumu altında ezilmiş gencin cinsel tercihi, dışarıda sürmekte olan Gezi olayları, “fahişe”den çok “gündelikçi” kimliği yakıştırılabilecek kadının siyasal görüşleri, iki uç toplumsal sınıf arasındaki değer çatışması/ uzlaşması oyunda bir düşünce çizgisi oluşmasını sağlamıyor.
Belki en önemli sorun da iki kişilik oyunların belkemiğini oluşturan ve iki oyuncuyu birbirine bağlayacak olan yoğun diyalog örgüsü yerine, odaya girip çıkmalarla ya da sahne karartmalarıyla sık sık kesilen konuşmalarla yetinilmiş olması. Bu sorunlar, rollerinin gereğini yeterince yerine getirmelerine karşın, Karacaoğlu ve Doğruloğlu’nun seyirciyle sahne arasında sürekli bir akım sağlamasını engelliyor.
Gelin, “Ev Kazası” ile “Şenlikli Limonata”yı art arda izleyin. Derdimi daha iyi anlayacaksınız...

Tümü Ayşegül Yüksel - Son yazıları

‘Karamazov Kardeşler’den Günümüze 30 Nisan 2019 Sal
Takıntılarla yaşamak 2 Nisan 2019 Sal
‘12 öfkeli.’ kamuoyunun sorumluluğuna sesleniyor 19 Mart 2019 Sal