Köşe Yazısı

A+ A-

Siyasi Liderlikte Cinnet Halleri...

18 Mart 2014 Salı

Hemen her gün birkaç haberden birden öğreniriz.. Çoğunlukla cinnet getiren baba, öncelikle karısını, sonra çocuklarını, önüne çıkanı, düşman bildiklerini öldürür.. Bazen sıra kendisine kadar gelir.. Öldürmemişse başı önde mağdur, çaresizliğin yansıması gibi bir fotoğraf karesinde teslim olması, elleri kelepçeli götürülüşünün görüntüsü eklenir.. Yüreğimizi buran, adalet terazisinin tartısından yana olması gereken duruşumuzu da bozan bu acındıran fotoğraf karesi yüzünden, cinnet getirmiş adamın öldürdüklerinden, canlarını aldıklarından çok onları gözünü kırpmadan öldürmüş adama acımakta olduğumuzun ayrımına varabiliriz..
İşte medya güdülemesi dediğimiz de tam da böyle bir şey.. Ne kadar ahlakçı, vicdanlı, haktan, gerçeklerden yana, bilinçli olduğumuzu sansak da, duruşlarımızda, önyargılarımızdan da beslenen, gerçekten yana değil de nasıl algılatıldığına, algıladığımıza bakan sonuç kararlarımız belirleyicidir.. İnsan hakları, hukuk devleti düzeni, demokrasi, basın özgürlüğü.. çağımızda boşuna mı, bir ülkede yaşayan her bireyin yaşamsal haklarının korunabilmesinin olmazsa olmaz koşullarıdır? Siyasetin, hele de siyasi liderliklerin iktidarlarını ayakta tutabilme uğruna, toplumu cepheleştirmeleri, ötekileştirmeleri derinleştirmeleri, çatışmalara, provokasyonlara iç savaşlara uzanacak boyutlarda ortam yaratmalarından korkulmaktadır?
Hiç kuşkunuz olmasın siyaset, hele de karizmatik siyasi liderlikler, evrensel insan hakları kriterlerinden kopuşu yaşadıkları ölçüde, toplumda yarattıkları inanç, sevgi, örgütlülük bağları ile doğru orantılı olarak ülke barışına zarar verebilirler. Biz cinnet getiren insanı anlamaya, acımaya ne kadar eğilimli olursak olalım, başka insanların yaşam hakkı için, hukuk devleti gücünün, kamu yararı adına onları durdurma sorumluluğu vardır. Hele de bu cinnet getirme halleri siyasi liderliklere, İktidarları yönlendiren güç odaklarına kadar uzanıyorsa, demokratik, hukuk devleti düzeninde kamu yararı adına bu ürkütücü gidişi durdurma sorumluluğu öncelikle iktidarları güç odağının liderliklerine, sorumlularına düşer..

***

Demokrasilerde anayasal düzen, hukuk devleti ilkeleri, güçler ayrılığı, bağımsız özgür kamu erkinin kullanılabilmesi.. olmazsa olmazlardır.. Akıl almaz bir cepheleşme, kaosun içinde, bilgi kirliliğinde giderek cepheleşmiş, aynı dili konuşmuyormuş, bilmiyormuş gibi iletişimsiz, önyargılı, öfke ve kaygı içinde yaşıyorsak, bu gidişten korkmayan aklını yitirmiş demektir.. Geldiğimiz noktada en deneyimli, bilinçli, aklı başında olanlarımızın, göreceli en sağlıklı duruşu sergilemeye çalışan siyasi liderliklerimiz, partilerimiz örgütlenmelerimizin.. bile sağlıklı kararlar veremeyecekleri, barış için birlikte yaşama atılacak olumlu adımların pusulasını izleyemeyecekleri ortada.. Çünkü haklı ve doğru bir yolda yürümek bile yetmiyor, yolunu şaşırmışlarla çatışmadan, iç savaşa giden yoldan çıkışı bulmak da kaçınılmaz oluyor..
Türkiye’nin hani çok başarılı olduğu savlanan, uzun soluklu, iktidarda büyümüş “ılımlı siyasal İslamcı” çizgideki İktidarları cephesinin, evrensel kriterlerin tümünü es geçmiş sivil diktatoryal eğilimdeki tüm icraatları ile hesaplaşmayı demokramizi daha sağlıklı işletebileceğimiz geleceğe erteleyelim.. Bir an için göreceli kendi değerleri, rejimi değiştirme projeleri çerçevesinde haklı ve başarılı olduklarını, ülkemizin geleceği, barışı adına kabullenelim.. Kutsanmış İktidarları ittifaklarının, Başbakan-Gülen cephesi olarak bölünmesi süreci, simge 17 Aralık, sonrası gelişmelerde de, “aralarındaki iktidar çıkar çatışması bizi ilgilendirmez” yaklaşımıyla, seyirci bırakıldığımız hallere seyirci kalmaya devam edelim..
Bu ülkenin bireyleri olarak insan hakları, can güvenliğimiz, çocuklarımızın geleceğini kurtarabilir miyiz? 11 yıllık iktidarlarının bir tek aralarındaki ortaklığı bozma sürecinde yaşanan siyasi liderliklerinin cinnet halleri ile ortaya çıkanlara bir bakar mısınız? Erdoğan liderliğinin kameralar, on binler karşısındaki söylemlerine bakılırsa paralel devlet, yani cemaat önüne geleni, devlet erkini.. herkesi dinlemiş, kameralarla görüntülemiş.. Yetmemiş montajlarla yasadışı suçlar, terör örgütleri üretmiş.. Yetmemiş iktidar paylaşım düzeni içinde kendisine verilmiş yargı, hele de özel yargı eliyle, montaj suç belgeleri üstüne gerçekdışı tanıklıklarla binlerle TSK, her meslekten aydınlar olmak üzere, darbelere karşı savaş gerekçesi ile, darbe terör örgütleri üreterek yıllar süren ağır insan hakları ihlalleri, tutuklulukları gerçekleştirmiş..
Sıra iktidar ortaklığı paylaşım kavgası, hesaplaşması noktasına gelince de.. Babalar ve oğulların işin içine karıştıkları büyük yolsuzluklar, rüşvetlerin kasetleri ortaya çıkmış. İktidar gücünü elinde tutan Başbakanlık cephesi daha atak davranarak, “paralel devlet” operasyonuna geçince.. En acil yolsuzluk operasyonlarını düzenleyen yargı ile polis erki kadroları temizliğini.. Binlerle yargı erkini elinde tutan kilit yargıçlar, savcılarla, on binlerle polis, yüz binlere ulaşacağı bildirilen eğitim kadroları tasfiyesi eklenmiş.. Siyasi liderlikler cinnet getirince kaçınılmaz son, bu ülkenin geleceğini, çocuklarını yakmak oluyor...